CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, 2027 yılı bütçe görüşmelerinde ekonomi yönetiminin politikalarını eleştirdi. Türkiye’nin yapısal ekonomik sorunlarının çözülemediğini savunan Türeli; yüksek enflasyon, işsizlik, sanayideki gerileme, artan kamu harcamaları ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin ülkenin temel sorunları arasında yer aldığını söyledi. 2027 bütçesini “faiz bütçesi” olarak nitelendiren Türeli, vergi gelirlerinin önemli bir bölümünün faiz ödemelerine ayrıldığını belirtti.

“Türkiye’nin yapısal sorunları çözülmedi”

Bütçenin siyasi tercihleri ortaya koyduğunu ifade eden Türeli, iktidarın 24 yıllık döneminde hazırlanan kalkınma planları ve orta vadeli programlara rağmen Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının devam ettiğini savundu.

Yurt içi tasarrufların yetersizliğine, dış kaynak ihtiyacına ve ara malı ithalatına bağımlılığa dikkat çeken Türeli, bu durumun cari açık ve dış borç sorunlarını büyüttüğünü söyledi. Sanayinin milli gelir içindeki payının gerilediğini, üretimde düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlığını koruduğunu belirten Türeli, mevcut yapının Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini dile getirdi.

İşsizlik ve kayıt dışılık eleştirisi

İşgücü piyasasındaki sorunlara değinen Türeli, işgücüne katılım oranlarının yüzde 52-53 seviyesinde olduğunu, geniş tanımlı işsizliğin ise yüzde 30’u aştığını ifade etti. Türeli, Türkiye’de işsiz sayısının dar tanımlı verilerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak geniş tanımlı işsizliğe göre 10 milyon kişinin işsiz olduğunu öne sürdü.

Kayıt dışı ekonominin büyüklüğüne, düşük ücretlere ve sendikalaşma oranlarına da dikkat çeken Türeli, verimlilik ile ücretler arasındaki ilişkinin zayıfladığını belirtti. İş kazalarının boyutuna ilişkin eleştirilerde bulunan Türeli, çalışma hayatındaki sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi.

“2027 bütçesi faiz bütçesi”

Bütçenin gelir ve gider kalemlerini değerlendiren Türeli, faiz harcamalarının ulaştığı seviyeye dikkat çekti. Vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 20’sinin faize gittiğini belirten Türeli, bütçedeki faiz yükünün kamu kaynaklarının kullanımını doğrudan etkilediğini savundu.

Türeli’nin paylaştığı verilere göre, 2027 yılı bütçe açığı 3 trilyon 868,8 milyar lira, vergi harcamaları ise 4 trilyon 879 milyar lira olarak öngörülüyor. Vergi harcamalarının istisna, muafiyet ve indirimler yoluyla vazgeçilen vergileri ifade ettiğini belirten Türeli, bu kalemin yıllardır daraltılacağı açıklanmasına rağmen büyümeye devam ettiğini söyledi.

Kamu-özel işbirliği projelerine tepki

Kamu-özel işbirliği projelerinin bütçeye getirdiği yükü de eleştiren Türeli, 2027 yılı için 296,8 milyar lira, 2027-2029 döneminin tamamı için ise 1 trilyon 33 milyar lira tutarında kaynak öngörüldüğünü aktardı.

Köprü ve otoyolların özelleştirilmesine yönelik planları da eleştiren Türeli, iki Boğaz köprüsü, sekiz otoyol ve iki çevre yolunun 30 yıllığına özelleştirilmesinin gündemde olduğunu belirtti. Bu uygulamanın gelecekte elde edilecek gelirlerin bugüne taşınması anlamına geldiğini savunan Türeli, geçiş ücretlerinin de artabileceği uyarısında bulundu.

Kalkınma planları ile ekonomi programları arasında uyumsuzluk iddiası

Türeli, kalkınma planlarında yer alan hedeflerle orta vadeli programlarda açıklanan tahminler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu ileri sürdü. Büyüme, sanayinin milli gelir içindeki payı, yurt içi tasarruflar, cari açık, istihdam ve enflasyon hedeflerindeki değişiklikleri örnek göstererek ekonomik programların gerçekçi olmadığını savundu.

Kalkınma planında 2028 yılı için yüzde 4,7 olarak belirlenen enflasyon hedefinin orta vadeli programda yüzde 13,5’e yükseltildiğini belirten Türeli, hedefler arasındaki bu farkların ekonomi yönetiminin öngörülerine ilişkin soru işaretleri yarattığını ifade etti.

“Enflasyonun faturası vatandaşın sırtında”

Ekonomi politikalarını da değerlendiren Türeli, 2021 yılında uygulanan faiz indirimlerinin ardından döviz kuru ve enflasyonda yaşanan yükselişleri hatırlattı. 2023 sonrasında uygulamaya konulan dezenflasyon programını da eleştiren Türeli, enflasyondaki düşüşün vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntıları ortadan kaldırmadığını savundu.

CHP İzmir İl Başkanı Gümrükçü: Şimdi yeniden CHP zamanı
CHP İzmir İl Başkanı Gümrükçü: Şimdi yeniden CHP zamanı
İçeriği Görüntüle

Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını, emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin derinleştiğini belirten Türeli; gıda ve konut fiyatlarının yüksek seyrinin dar gelirli kesimler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.

Türeli, ekonomik sorunların yalnızca talebi kısıcı politikalarla çözülemeyeceğini, üretim yapısındaki sorunların ve piyasalardaki rekabet eksikliğinin de dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.

Fon krizi için Meclis araştırması çağrısı

Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizine de değinen Türeli, açıklamasında 455 bin 758 tekil kişi ve 840 milyar liralık büyüklüğe ilişkin rakamları gündeme getirdi. Yaşananların sermaye piyasaları açısından ciddi bir kriz olduğunu savunan Türeli, konunun tüm yönleriyle incelenmesi için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini söyledi.

Sorumluların komisyonda dinlenmesini ve benzer krizlerin tekrar yaşanmaması için gerekli adımların atılmasını isteyen Türeli, mevcut düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.

“Kurumların bağımsızlığı ve kurumsal yapı zayıfladı”

Türkiye’de ekonomik sorunların yanı sıra kurumsal yapıya ilişkin sıkıntılar bulunduğunu da savunan Türeli; Devlet Planlama Teşkilatının kaldırılması, TÜİK’in güvenilirliğine yönelik tartışmalar ve Merkez Bankasının politikaları üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte bürokrasideki kurumsal hafızanın zayıfladığını ileri süren Türeli, hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve basın özgürlüğüne ilişkin sorunların da ülkenin genel görünümünü etkilediğini söyledi.

Türeli, 2027 bütçesinin üretimi, istihdamı ve gelir dağılımını iyileştirecek politikalar içermesi gerektiğini belirterek ekonomi yönetiminin mevcut yaklaşımını eleştirdi.

Kaynak: Bülten