“Milli Savunma Bakanlığı’nı, İçişleri Bakanlığı’nı ve Dışişleri Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyorum” diyen CHP'li Bakan, "Çok geç olmadan gerekli önleyici tedbirleri alın. Türkiye geçmişte sınır güvenliğinde ağır bedeller ödemiştir. Bugün aynı hatayı tekrar etme lüksümüz yoktur” ifadelerini kullandı.

“Bugün İran, dün Suriye… Komşu ülkelerimiz ve bölgemizdeki istikrarsızlıklar çatışmalara çatışmalar da büyük acılara neden oldu, oluyor. Yüzbinlerce sivil insan bu çatışmalarda ya da hava saldırılarında yaşamını yitiriyor, hayatta kalabilen evlerinden, yurtlarından ediliyor. Bu dramı görmezden gelmek mümkün değil ancak kendi ülkemizi ve geleceğimizi düşünmek zorundayız” diyen CHP’li Bakan, açıklamasında şunları söyledi:

Bugün aynı tabloyu yeniden yaşamak istemiyoruz!

Döviz ve altın piyasalarında son durum: 1 Mart 2026
Döviz ve altın piyasalarında son durum: 1 Mart 2026
İçeriği Görüntüle

"İran sınırında artan bir göç riski vardır ve iktidar bu gerçeği görmezden gelmektedir. Türkiye geçmişte sınır güvenliğinde ağır bir yönetim zafiyeti yaşamıştır. Milyonlarca insan hem güney sınırlarımızdan hem doğu sınırlarımızdan kontrolsüz biçimde ülkeye girmiştir. Bugün aynı tabloyu yeniden yaşamak istemiyoruz.

Bakanların suskunluğu siyasi sorumluluktan kaçmaktır!

25 Haziran 2025 tarihinde; İran kaynaklı güvenlik risklerini ve sınır hattındaki olası hareketliliği Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a ve dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordum. Sadece Milli Savunma Bakanı yanıt verdi; ancak verilen cevap soruların özünü karşılamaktan uzaktı. İçişleri ve Dışişleri Bakanları sustu. 14 Ocak 2026’da aynı soruları yeniden yönelttim. Yine yanıt verilmedi. Sınır güvenliği gibi hayati bir konuda iki bakanın suskunluğu siyasi sorumluluktan kaçmaktır.

Geçmişte “olmaz” denilen her şey oldu!

İran, ABD ve İsrail ile devam eden çatışmalar nedeniyle ciddi bir istikrarsızlık sürecindedir. Sınır güvenliği iki taraflıdır. İran zayıfladığında yük doğrudan Türkiye’nin omuzlarına biner. Tek taraflı sınır koruması son derece zordur. Ayrıca İran’da milyonlarca Afgan yaşamaktadır ve Afganistan–Pakistan hattındaki yeni çatışma dalgası, İran’daki bu nüfusun da harekete geçmesine yol açabilecek bir potansiyel taşımaktadır. İran’daki bombardıman ve iç karışıklık derinleşirse, insanların güvenli gördükleri Türkiye’ye yönelmesi ihtimal dahilindedir. Bunu öngörmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Ağrı–Van–Erzurum hattı bu riskin merkezindedir. Geçmişte “olmaz” denilen her şey oldu. Bugün “yok” denilen risk, yarın gerçeğe dönüşebilir. Kar, tipi ve kötü hava koşulları; gözetleme kabiliyetini düşürür, İHA ve termal sistemleri etkiler, sensör performansını azaltır, devriyeyi ve kuleler arası koordinasyonu zorlaştırır.

Asıl tehlike, kamuoyunu “her şey kontrol altında” algısıyla oyalamaktır!

İran merkezli bazı sosyal medya hesapları açık biçimde sınır hattı görüntüleri yayımlamakta, İran GSM numaraları paylaşmakta ve 'hizmet' ifadeleri kullanmaktadır. Bu ya insan kaçakçılığı şebekelerinin açık reklamıdır ya da Türkiye’ye yönelik bir psikolojik operasyondur. Her iki ihtimal de ciddidir. Devletin görevi 'görüntü eski' diyerek konuyu kapatmak değildir. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’ni açıkça uyarıyorum: Bir videonun tarihini tartışmak, riskin varlığını ortadan kaldırmaz. Asıl tehlike, kamuoyunu 'her şey kontrol altında' algısıyla oyalamaktır.

Bugün aynı hatayı tekrar etme lüksümüz yok

Milli Savunma Bakanlığı’nı, İçişleri Bakanlığı’nı ve Dışişleri Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyorum: Çok geç olmadan gerekli önleyici tedbirleri alın. Türkiye geçmişte sınır güvenliğinde ağır bedeller ödemiştir. Bugün aynı hatayı tekrar etme lüksümüz yoktur."

Kaynak: Bülten