İmamoğlu: “Bu dava siyasi, iddialar utanç verici”
Duruşmada savunmasına başlayan İmamoğlu, davanın hukuki değil siyasi bir zeminde ilerlediğini söyledi. Suçlamaları “absürt” ve “utanç verici” olarak nitelendiren İmamoğlu, kendisiyle birlikte yüzlerce ailenin uzun süredir baskı altında olduğunu ifade etti. İmamoğlu, casusluk suçlamalarına ayrıntılı teknik yanıt vermeyeceğini belirterek, iddianamenin kendisini “hukuk dışı bir kurgunun parçası” haline getirdiğini savundu. Sürecin “akıl ve vicdanla açıklanamayacağını” söyleyen İmamoğlu, “Bu tablo, aklın tamamen terk edildiği bir yargı pratiğini gösteriyor” dedi. İddianameyi sert sözlerle eleştiren İmamoğlu, “Türk yargısının utanç müzesi olsa, bu iddianame ilk duvara asılacak metindir” ifadelerini kullandı.
“Deli kuyuya taş attı” benzetmesi
Hüseyin Gün’ün beyanlarını hedef alan İmamoğlu, kendisini doğrudan muhatap almadığını söyledi. “Deli kuyuya bir taş atmış, istiyorlar ki herkes o taşı çıkarsın” diyen İmamoğlu, bu iddiaların ciddiyet taşımadığını savundu. Savunmasında sık sık “suç yok, delil yok” vurgusu yapan İmamoğlu, buna rağmen insanların masumiyetlerini ispat etmeye zorlandığını ileri sürdü. Etkin pişmanlık süreçlerinin baskı aracına dönüştüğünü iddia ederek, yargının tarafsızlığına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
“İstanbul’da seçimi kazanmak suç mu?”
İmamoğlu, savcılığın iddialarını siyasi nitelikte bulduğunu belirterek özellikle 2019 yerel seçimlerine yönelik ifadeleri eleştirdi. İddianamede yer alan “seçimin manipüle edildiği” iddiasına tepki gösteren İmamoğlu, “İstanbul’da seçimi kazanmak suç mu?” diye sordu. Seçimden kısa süre sonra yoğun bir belediye programı yürüttüğünü anlatan İmamoğlu, o dönem yapılan tüm görüşmelerin resmi kayıtlarda yer aldığını ve normal belediyecilik faaliyetlerinden suç üretildiğini savundu. Ayrıca İBB’ye yönelik diğer soruşturmalara da değinen İmamoğlu, diploma iptali, “ahmak davası”, bilirkişi süreci ve makam aracı soruşturmasını hatırlatarak kendisine yönelik davaların sistematik hale geldiğini iddia etti.
Tahliye çağrısı ve siyasi nitelendirmeler
Mahkeme heyetine seslenen İmamoğlu, tutukluluk halinin sona ermesi gerektiğini belirtti. Dosyanın temel dayanaklarının seçim sonrası yapılan tebrik ziyaretleri olduğunu söyleyen İmamoğlu, bu görüşmelerden “casusluk çıkarılmasının akıl dışı” olduğunu ifade etti. Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında da değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, Özkan’ı “siyaset ve iletişim alanında uzman bir isim”, Yanardağ’ı ise “gazetecilik geleneği olan bir isim” olarak tanımladı. Bu kişilerin dosyaya dahil edilmesini eleştiren İmamoğlu, sürecin “siyasi tasfiye girişimi” olduğunu savundu.
Hüseyin Gün’ün savunması: “Casuslukla ilgim yok”
Duruşmada ilk savunmayı yapan Hüseyin Gün, hakkındaki tüm suçlamaları reddetti. Yaklaşık 10 aydır bu yargılamayı beklediğini söyleyen Gün, Türkiye’de yapay zekâ ve teknoloji yatırımları için bulunduğunu, gözaltı sürecinin ise tamamen yanlış bir değerlendirmeden kaynaklandığını ifade etti. “Devlete ait gizli hiçbir bilgiye ulaşmadım, paylaşmadım” diyen Gün, casusluk suçlamasının tamamen asılsız olduğunu söyledi. Ayrıca devlet adına bazı uluslararası temaslarda görev aldığını öne sürerek, eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yetkilendirildiğini iddia etti. Gün, 15 Temmuz sonrası süreçte bazı çalışmalarda yer aldığını, FETÖ ile mücadele kapsamında raporlar hazırladığını ve bunları yetkili mercilere ilettiğini savundu.
“Star sistemi” tartışması gölgesinde bilimsel yön
Dosyada yer almayan ancak kamuoyunda yankı uyandıran bir başka başlık da, Hüseyin Gün’ün teknik çalışmaları oldu. Ancak Gün, hakkındaki suçlamaların bilimsel veya teknik faaliyetlerle karıştırıldığını, özellikle veri analizi çalışmalarının yanlış yorumlandığını savundu.
İmamoğlu–Gün ilişkisi iddiaları
İmamoğlu, Hüseyin Gün ile yalnızca bir kez karşılaştığını ve bunun rutin bir tanışma olduğunu söyledi. Necati Özkan ile Gün arasındaki temasın da kısa süreli ve seçim dönemine özgü olduğunu belirtti. Özkan da geçmişteki ifadesinde, Gün’ün gönderdiği mesajların profesyonel bir tanışıklık bile oluşturmadığını savunmuş ve ilişki iddialarının abartıldığını belirtmişti.
Merdan Yanardağ ve medya ayağı iddiaları
Gazeteci Merdan Yanardağ hakkında iddianamede “algı çalışması yürütmek” ve “basın ayağını oluşturmak” suçlamaları yer alıyor. Yanardağ bu suçlamaları reddederek gazetecilik faaliyeti dışında bir yönlendirme yapılmadığını savunuyor. Hüseyin Gün de Yanardağ’a yaptığı bağışın “çok küçük bir miktar” olduğunu, bunun herhangi bir siyasi ya da örgütsel anlam taşımadığını ifade etti.
İddianamenin merkez iddiaları
Savcılık, Hüseyin Gün’ün cihazlarından elde edilen yazışmaların yabancı istihbarat birimleriyle temas içerdiğini ve İBB verilerinin dış analizlere konu edildiğini ileri sürüyor. Dosyada İngiliz, ABD ve İsrail istihbarat servisleriyle bağlantı iddiaları da yer alıyor. Ayrıca 2019 seçimlerinde “algı operasyonu ile seçim sonucunun İmamoğlu lehine manipüle edildiği” iddiası da dosyada önemli yer tutuyor. MASAK raporlarına göre bazı hesap hareketleri ve para transferleri de inceleme altında. Savcılık, tüm bu eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi kapsamında “siyasal casusluk” suçu oluşturduğunu savunuyor. Dava yalnızca hukuki değil, siyasi etkileriyle de gündemde. İmamoğlu cephesi süreci “siyasi tasfiye” olarak değerlendirirken, savcılık makamı iddiaların somut delillere dayandığını savunuyor. Duruşmanın ilerleyen günlerinde yeni bilirkişi raporlarının, dijital analizlerin ve tanık beyanlarının dosyaya eklenmesi bekleniyor. Süreç, hem hukuk hem de siyaset açısından yakından takip ediliyor.