Dr. Gül, başın uzun süre öne eğik tutulmasının boyun omurlarına binen yükü artırdığını vurgulayarak, bunun kas-iskelet sisteminde zorlanmaya yol açtığını ifade etti. Gül, “Ekrana bakarken baş öne doğru eğildikçe, boyun bölgesindeki diskler ve kaslar normalden daha fazla yük taşımak zorunda kalıyor. Bu da boyun ağrılarıyla başlayıp bazı kişilerde fıtıklaşmaya kadar ilerleyebilen bir süreci tetikleyebiliyor” dedi.
Yanlış duruş önemli risk faktörü
Özellikle gençlerde masa başı çalışma süresi ve mobil cihaz kullanımının arttığına dikkat çeken Gül, doğru duruş alışkanlıklarının önemine işaret etti. Dr. Gül, “Boyun fıtığı tek bir nedene bağlı olarak gelişmez. Ancak yanlış duruş alışkanlıkları ve uzun süreli ekran kullanımı önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Telefon ve tablet kullanırken ekranın göz hizasında olması, sık mola verilmesi ve boyun kaslarını destekleyici hareketlerin günlük rutine eklenmesi koruyucu bir yaklaşım sağlıyor” diye konuştu.
Cerrahi dışı tedavi seçenekleri
Boyun ağrısı, omuz ve kollara yayılan uyuşma ile hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerin hafife alınmaması gerektiğini belirten Gül, erken dönemde uzman değerlendirmesinin önemine değindi. Dr. Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu tür yakınmalar, uzun süre devam ediyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalı. Erken dönemde doğru yaklaşımlar, daha ciddi sorunların önüne geçilmesine yardımcı olabilir. Örneğin, bel ve boyun fıtığı nedeniyle ameliyat endişesi yaşayan hastalar için cerrahi dışı tedavi seçenekleri de gündemdeki yerini koruyor. Nükleoplasti gibi ameliyatsız yöntemler, cerrahinin yerine geçen uygulamalar olarak görülmemeli. Nükleoplasti, doğru hasta seçimi yapıldığında değerlendirilebilecek bir seçenek.”