Haber sayfamıza gelen yoğun ihbarlar ve ulaştırılan resmi evraklar kapsamında paylaşmış olduğumuz kamu yararı bulunan ve kamu yararı odaklı habercilik faaliyeti, Bornova Sınav Koleji tarafından baskı ve birtakım suçlamalarla engellenmeye çalışıldı.
Bornova Belediyesi tarafından düzenlenen resmi "Yapı Tatil Zaptı" ile idari denetim raporlarına dayanılarak yapılan habere karşılık, Bornova Sınav Koleji tarafından hakkımızda "yanıltıcı haber" iddiasıyla soruşturma başlatılması talep edildi.
Ancak hukukun temel prensipleri ve uluslararası yargı kararları çerçevesinde sunulan savunmamız, basını susturma girişimlerine karşı adeta kötüniyetli çevrelere ders niteliğinde bir yanıt oldu.
"Resmi belgeye dayanan haberi itibar sarsıcı olarak nitelemek gazeteciliğe aykırıdır"
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan savunmada, haberin tamamen kamu yararı gözetilerek ve resmi verilere dayanılarak hazırlandığı tarafımızca ispatlanmıştır.
Haberin Bornova Belediyesi’nin somut tespitlerine ve resmi belgelerine dayandığı savcılık tarafından da tespit edilmiştir.
"Ortada resmi bir makamın mühürleme veya durdurma tutanağı varken, bu durumun haberleştirilmesini itibar sarsıcı veya yanıltıcı olarak nitelendirmek gazetecilik mesleğinin doğasına aykırıdır.
Basın hukukunda yer alan 'görünür gerçeklik' ilkesi uyarınca, resmi bir kurumun somut tespitlerini kamuoyuyla paylaşmak gazetecinin en doğal hakkı ve görevidir."
"Çocukların sağlığı ve güvenliği kamusal bir meseledir"
Savunmada, söz konusu haberin bir eğitim kurumunu kapsamasının konunun kamusal boyutunu daha da hassas hale getirdiğine dikkat çekildi. Okuldaki hijyen koşulları ve ruhsatsız yapılaşma iddialarının doğrudan çocukların sağlığını ve can güvenliğini ilgilendirdiği, dolayısıyla tüm toplumu ilgilendiren yüksek öncelikli bir kamu yararı taşıdığının altı çizildi.
Uluslararası Yargı Kararlarıyla Basın Özgürlüğü Vurgusuyla Sunulan hukuki mütalaada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yerleşik içtihatlarına da gönderme yapıldı: Jersild v. Danimarka Kararı: AİHM'in ilgili kararına atıf yapılarak, basının ana görevinin kamuoyunu ilgilendiren bu tür hayati meselelerde toplumu bilgilendirmek olduğu ve demokratik bir toplumda haber verme sınırlarının kamu yararı doğrultusunda geniş yorumlanması gerektiği hatırlatıldı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gazeteciliğe yönelik gerçekleştirilen bu baskı ve yıldırma amacı taşıyan gerçeğe aykırı şikayet hakkında suç unsurlarının oluşmadığı belirtilerek, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilmiştir.
Buradan, özgür ve hür basın olarak halkımızın güncel ve doğru haberleri alabilmesi adına yılmadan ve korkmadan mesleğimizin onur ve saygınlığına uygun şekilde yapmaya devam edeceğimizi bildiriyor; iftira niteliğindeki suçlamalar açısından hukuki ve cezai haklarımızı kullanacağımızı da kamuoyuna saygılarımızla beyan ediyoruz.





