Yeni bir araştırma, günlük hayatta ekmek ve bira yapımında kullanılan ekmek mayasının (Saccharomyces cerevisiae), Mars’taki meteor çarpmaları ve zehirli toprak koşullarına benzer ortamlarda bile hayatta kalabildiğini ortaya koydu. Bilim insanları, bu bulgunun uzayda yaşamın dayanıklılığına dair önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor.

Mars benzeri aşırı koşullar laboratuvarda simüle edildi

Hindistan Bilim Enstitüsü (IISc) öncülüğünde yürütülen çalışmada maya hücreleri, Mars’ta meteor çarpmaları sırasında oluşan şok dalgalarına benzer yüksek basınçlı dalgalara maruz bırakıldı. Bu dalgalar, Mach 5,6 hızına kadar ulaşan özel bir deney düzeneğiyle üretildi.
Ayrıca hücreler, Mars toprağında bulunduğu bilinen ve canlılar için toksik olan perklorat tuzlarıyla da temas ettirildi. Bazı deneylerde maya, hem şok dalgalarına hem de bu kimyasallara aynı anda maruz kaldı.

Şiddetli deneylere rağmen hayatta kaldılar

Araştırmacılar, canlı hücrelerin bu denli şiddetli şok dalgalarına ilk kez maruz bırakıldığını ve deney sürecinin ciddi teknik zorluklar içerdiğini vurguladı. Çalışmanın başyazarı Riya Dhage, “Canlı maya hücrelerini bu koşullara maruz bırakmak ve sonrasında zarar görmeden geri almak en büyük zorluklardan biriydi” ifadelerini kullandı.
Deneyler sonucunda maya hücrelerinin büyüme hızları yavaşlasa da hayatta kalma oranlarının yüksek olduğu gözlemlendi.

Elektriğe bağlı olmadan deniz suyunu tatlı suya dönüştüren güneş enerjili sistem geliştirildi
Elektriğe bağlı olmadan deniz suyunu tatlı suya dönüştüren güneş enerjili sistem geliştirildi
İçeriği Görüntüle

Dayanıklılığın anahtarı koruyucu yapılar

Bilim insanları, bu direncin maya hücrelerinin “RNP yoğunlaşmaları” adı verilen özel koruyucu yapılar oluşturmasından kaynaklandığını belirledi. Bu yapılar, hücre içindeki genetik bilgiyi koruyarak stres altında yaşamın sürmesini sağlıyor.
Söz konusu yapıları oluşturamayan maya türlerinin ise çok daha düşük oranda hayatta kaldığı tespit edildi. Araştırmanın sorumlu yazarı Purusharth I. Rajyaguru, bu bulgunun gelecekte uzay görevlerinde biyolojik sistemlerin kullanımı açısından yol gösterici olabileceğini belirtti.

Kaynak: Sputnik