Son yıllarda yapılan pazar analizleri, özellikle 1997 sonrası doğan gençlerin alkolle mesafeli bir ilişki kurduğunu ortaya koyuyor. Z kuşağı, “sosyal içicilik” kültürünü büyük ölçüde terk ederken; zihinsel sağlık, fiziksel performans ve bilinçli yaşam gibi kavramları merkeze alıyor.
Sağlık ve kontrol ön planda
Uzmanlar, Z kuşağının alkol tüketimindeki düşüşü birkaç temel başlık altında topluyor. Gençler, alkolün zihinsel berraklığı bozması, kaygıyı artırması ve ertesi güne taşınan etkileri nedeniyle tüketimi sınırlıyor. Spor, kişisel gelişim ve dijital üretkenliğin önem kazanması da bu tercihi güçlendiriyor.
Bu kuşak için “tam kontrol” kavramı öne çıkıyor. Alkollü ortamlarda dahi ayık kalmayı tercih eden gençler arasında “sıfır promil” yaklaşımı giderek yaygınlaşıyor. Bu yaklaşım, yalnızca araç kullanımıyla sınırlı değil; genel yaşam pratiği olarak benimseniyor.
Alkol endüstrisi alarmda
Tüketim alışkanlıklarındaki bu değişim, küresel alkol sektöründe ciddi ekonomik sonuçlar doğurdu. Son dört yılda sektörün toplam değer kaybının yaklaşık 830 milyar dolara ulaştığı ifade ediliyor. Özellikle bira ve sert içki satışlarında düşüş yaşanırken, büyük üreticiler strateji değişikliğine gitmek zorunda kalıyor.
Birçok uluslararası marka, bu kaybı telafi edebilmek için alkolsüz bira, düşük alkollü içecekler ve fonksiyonel içecek pazarına yönelmiş durumda. Ancak uzmanlara göre bu hamleler, gençlerin alkolle kurduğu mesafeli ilişkiyi tamamen tersine çevirmeye yetmiyor.
Sosyal hayat alkolsüz şekilleniyor
Z kuşağı için sosyalleşme artık alkol etrafında şekillenmiyor. Kafeler, spor alanları, konserler ve dijital platformlar, alkolsüz sosyalleşmenin yeni merkezleri haline geliyor. Bu durum, eğlence ve tüketim kültürünün de yeniden tanımlanmasına yol açıyor.
Uzmanlar, bu eğilimin geçici bir trend değil, uzun vadeli bir davranış değişikliği olduğuna dikkat çekiyor. Z kuşağının ardından gelen nesillerin de benzer bir yaklaşım benimsemesi halinde, alkol endüstrisindeki dönüşümün daha da derinleşmesi bekleniyor.