Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in şubat ayında Ankara’da gerçekleştirdiği görüşme sonrası iki ülke arasında bir süreliğine azalan gerilim, son haftalarda yeniden yükseliş eğilimine girdi. Tarafların “tek taraflı adımlardan kaçınma” ve diyaloğu sürdürme yönündeki mutabakatına rağmen, özellikle Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de atılan karşılıklı adımlar ilişkilerde tansiyonu artırdı. Ankara ve Atina, birbirlerini bölgesel dengeleri değiştirmeye yönelik hamlelerle suçlamaya devam ediyor.
Ege ve Doğu Akdeniz’de karşılıklı güvenlik adımları
Son dönemde Yunanistan’ın Ege’deki bazı adaları silahlandırma yönündeki adımları Ankara’nın tepkisini çekerken, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin yeni bir yasal çalışma hazırlığında olduğuna dair haberler Atina’da rahatsızlık yarattı. Türkiye, 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları kapsamında bazı adaların askersiz statüde olması gerektiğini savunuyor. Yunanistan ise bu iddiaları reddederek adaların güvenlik gerekçesiyle silahlandırıldığını ifade ediyor. Bölgedeki gerilimi artıran bir diğer unsur ise askeri konuşlandırmalar oldu. Mart ayında Yunanistan’ın Kıbrıs’a savaş uçağı ve deniz unsurları göndermesi, Türkiye’nin benzer askeri karşılıklarla yanıt vermesine neden oldu. Tarafların bu hamleleri, Ege ve çevresinde askeri hareketliliği artırarak diplomatik tansiyonu yükseltti.
Mavi Vatan tartışması ve deniz yetki alanları
Gerilimin merkezinde yer alan başlıklardan biri de Türkiye’de hazırlanan ve kamuoyunda “Mavi Vatan Yasası” olarak bilinen deniz yetki alanlarına ilişkin düzenleme oldu. Bloomberg tarafından gündeme getirilen taslak çalışma, Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki yetki alanlarını iç hukuk çerçevesinde netleştirmeyi amaçlıyor. Milli Savunma Bakanlığı, söz konusu düzenlemenin yeni bir egemenlik iddiası taşımadığını ve mevcut sorumlulukların hukuki çerçevesini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı. Ancak Yunanistan’da bazı çevreler, düzenlemenin Ege’deki deniz alanları üzerinde yeni ihtilaflar doğurabileceği görüşünü dile getirdi. Özellikle NATO Zirvesi öncesinde gündeme gelmesi, Atina tarafından dikkatle izleniyor.
Askeri hareketlilik ve sahadaki gerginlik
Mayıs ayı boyunca Ege Denizi’nde yaşanan bazı olaylar da iki ülke arasındaki gerilimi artırdı. Türk ve Yunan unsurlarının zaman zaman aynı bölgede karşı karşıya gelmesi, özellikle sivil altyapı projeleri ve deniz faaliyetleri sırasında tansiyonun yükselmesine neden oldu. Yunan basınında yer alan iddialara göre bazı askeri unsurların kritik noktalara konuşlandırılması ve sonrasında geri çekilme kararları alınması, sahadaki belirsizliği artırdı. Türkiye tarafı ise bazı faaliyetlerin kendi deniz yetki alanları içinde gerçekleştiğini savunarak müdahalede bulundu. Bu süreçte doğrudan çatışma yaşanmasa da karşılıklı denetim ve uyarıların arttığı bildirildi.
AB ve NATO eksenli diplomatik gerilim
İki ülke arasındaki anlaşmazlıklar yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı kalmıyor, Avrupa Birliği ve NATO platformlarına da taşınıyor. Yunanistan, Türkiye’nin bölgedeki adımlarını Brüksel gündemine taşıyarak AB’nin devreye girmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye ise Yunanistan’ın Ege’de attığı adımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. NATO Zirvesi öncesinde artan diplomatik trafiğin, tarafların pozisyonlarını daha da görünür hale getirdiği ifade ediliyor. Uzmanlara göre mevcut süreç, iki ülke arasında hem diyalog kanallarının açık tutulmasını hem de sahadaki askeri ve siyasi rekabetin yönetilmesini zorunlu kılıyor.
Balıkçılık, enerji hatları ve yeni kriz başlıkları
Gerilim yalnızca güvenlik ve egemenlik tartışmalarıyla sınırlı kalmıyor. Ege’de balıkçılık faaliyetleri, enerji iletim hatları ve deniz altı kablo projeleri de yeni ihtilaf alanları oluşturuyor. Yunanistan’ın bazı bölgelerde balıkçılığı sınırlandıran kararları, Türk tarafında tepkiyle karşılanırken konu Avrupa Birliği gündemine taşındı. Türkiye ise bu tür düzenlemelerin “fiili sınır oluşturma girişimi” olduğunu savunuyor. Yunanistan tarafı ise uygulamaların çevresel ve hukuki çerçevede yapıldığını belirtiyor. Bu farklı yaklaşım, sahadaki ekonomik faaliyetlerin dahi siyasi gerilimin parçası haline gelmesine yol açıyor.
Diplomasi ve kırılgan denge
Uzmanlara göre Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, dönemsel yumuşamalar ve hızlı gerilim artışlarıyla karakterize bir yapıya sahip. Şubat ayında kurulan diyalog zemininin tamamen ortadan kalkmadığı ancak son gelişmelerle ciddi şekilde zorlandığı ifade ediliyor. Tarafların hem NATO hem de AB çerçevesinde aynı güvenlik mimarisinin parçası olması, gerilimin tamamen kopmasını engelliyor. Ancak Ege ve Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkar farklılıkları, ilişkilerin sürekli kırılgan bir dengede ilerlemesine neden oluyor.