Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Özgür Bursalı Alsancak’taki Karaca Otel’de düzenlenen basın-medya buluşmasında gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıya Vatan Partisi İzmir İl Başkanı İhsan Sefa da katıldı. Yaklaşık iki saat süren programda Türkiye’nin dış politika çizgisi, NATO ilişkileri, ekonomik gelişmeler ve güncel siyasi başlıklar ele alındı. Bursalı, değerlendirmelerinde Türkiye’nin birçok alanda “tarihi bir kırılma sürecinden geçtiğini” savunarak NATO’ya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. NATO’nun Türkiye için artık bir güvenlik şemsiyesi olmadığını öne süren Bursalı, “Türkiye NATO’dan çıkmadığı sürece ekonomisi çıkmaza mahkum” ifadelerini kullandı. Toplantıda ayrıca küresel sistemde yaşandığı iddia edilen değişimlere ve Türkiye’nin iç siyaset ile ekonomi alanındaki mevcut tabloya ilişkin değerlendirmeler de gündeme geldi.
Atlantik sistemi çökmeye başladı
Konuşmasının büyük bölümünü Türkiye’nin mevcut küresel sistem içerisindeki konumuna ayıran Bursalı, dünyanın yeni bir döneme girdiğini savundu. Türkiye’nin yıllardır Batı merkezli politikalar içerisinde hareket ettiğini belirten Bursalı, bu sistemin artık sürdürülemez hale geldiğini söyledi.
“Türkiye’nin önünde birkaç yıl içerisinde çok büyük değişiklikler olacak. Çünkü Türkiye’nin içinde bulunduğu sistem sona geldi” diyen Bursalı, özellikle 1980 sonrası ekonomik modelin Türkiye’yi üretimden uzaklaştırdığını öne sürdü. Türkiye’nin hem ekonomik hem güvenlik hem de toplumsal anlamda ağır krizlerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Bursalı, “Türkiye’ye artık bu sistem içerisinde nefes alma şansı bırakılmadı. İnsan kaynağını sağlıklı şekilde geleceğe taşıma ihtimali kalmadı”
dedi. ABD’nin dünya üzerindeki etkisinin gerilemeye başladığını savunan Bursalı, İran’ın İsrail ve ABD’ye karşı direnişinin bölgede yeni bir dönemin habercisi olduğunu söyledi. Bursalı,
“Amerikan hegemonyası çöküyor. Yeni bir dünya doğuyor. Amerika’nın tek başına dünyanın jandarmalığını yaptığı dönem geride kaldı. Asya yükseliyor. Rusya, Çin, İran ve Hindistan gibi ülkeler yeni güç merkezleri haline geliyor”
ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin güvenliği NATO’da değil
Türkiye’nin NATO içerisinde güvenli olmadığını savunan Bursalı, Doğu Akdeniz ve Ege’deki gelişmeler üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. ABD ve İsrail merkezli politikaların Türkiye için tehdit oluşturduğunu ileri süren Bursalı, Türkiye’nin artık yeni bir güvenlik mimarisi kurmak zorunda olduğunu söyledi.
“NATO’nun Türkiye için güvenlik şemsiyesi olduğu masalları anlatılıyor” diyen Bursalı, “Türkiye NATO’nun içinde ama aynı zamanda NATO ile mücadele eden bir ülke. 15 Temmuz da NATO üyeliği döneminde yaşandı. Türkiye’ye yönelik tehdit İran’dan ya da Rusya’dan değil, Amerika ve İsrail merkezli politikalardan geliyor”
ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin savunma sanayi alanında attığı adımların önemli olduğunu ancak NATO sistemi içerisinde bunun sürdürülebilir olmadığını savunan Bursalı, gazetecilerin sorularını yanıtlarken şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye NATO’nun içindeyken bağımsız bir güvenlik politikası kuramaz. Bugün savunma sanayisinde önemli işler yapılıyor olabilir ama tehdit kimden geliyor sorusuna doğru cevap verilmesi gerekiyor. Eğer tehdit Amerika’dan geliyorsa NATO’nun içerisinde kalarak buna karşı güvenlik oluşturamazsınız.”
Türkiye, Rusya-Çin-İran hattına mecbur
Vatan Partisi’nin uzun yıllardır savunduğu Avrasya politikasının artık Türkiye açısından bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyleyen Bursalı,
“Türkiye Rusya, Çin ve İran ittifakı Türkiye açısından hayati derecede önemli. Bu yalnızca bir dış politika tercihi değil, zorunluluktur”
dedi. Türkiye’nin Batı merkezli ekonomik sistem içerisinde çıkmaza sürüklendiğini ifade eden Bursalı, yeni dönemde Türkiye’nin Avrasya merkezli bir hatta ilerlemek zorunda kalacağını savundu.
“Amerika ile uyum dönemi bitti” diyen Bursalı, “Türkiye kendi güvenliğini kendi coğrafyasında sağlayan, komşularıyla hareket eden bir ülke olmak zorunda. Önümüzdeki dönemde kurulacak hükümetler de bu gerçeklik üzerinden şekillenecek”
ifadelerini kullandı.
NATO’nun cenaze töreni olacak
Temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO toplantısına ilişkin de konuşan Bursalı, sert ifadeler kullandı. NATO’nun artık kendi içinde çözülmeye başladığını savunan Bursalı,
“Artık NATO NATO’yu sorguluyor. Trump bile NATO’yu sorguluyor. Avrupa’da da NATO karşıtı eğilimler yükseliyor”
dedi. Ankara’daki zirve için
“NATO’nun cenaze töreni” benzetmesi yapan Bursalı, “Türkiye artık kendi güvenlik mimarisini oluşturmak zorunda. NATO’nun ölüm zirvesi olacak bir toplantıya gidiyoruz”
ifadelerini kullandı.
CHP çıkışı: Bir tarafta Özgür Özel, bir tarafta Kılıçdaroğlu var
Basın toplantısında CHP’de yaşanan tartışmalara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bursalı, parti içerisindeki ayrışmanın yalnızca CHP’nin değil Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu savundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiren Bursalı,
“Bir tarafta iktidar stratejisini Batı’ya bağlamış, Amerika’ya ve Avrupa’ya yaslanan bir anlayış var”
dedi. Bursalı, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ise “Altı oka, cumhuriyet değerlerine ve Atatürk devrimciliğine bağlı bir çizgiyi temsil ediyor” ifadelerini kullandı. CHP’de gündeme gelen “mutlak butlan” tartışmalarına ilişkin konuşan Bursalı,
“Bu mesele yalnızca CHP içindeki bir grup kavgası değil. Türkiye’nin önündeki siyasal süreci etkileyecek bir gelişme”
değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti tek başına devam edemeyecek
Türkiye’de mevcut siyasal yapının sürdürülebilir olmadığını savunan Bursalı, önümüzdeki dönemde yeni bir “üreticilerin milli hükümeti” modelinin ortaya çıkacağını iddia etti.
“Türkiye artık Atlantikçi politikalarla yönetilemez”
diyen Bursalı, üretim odaklı, kamucu ve bağımsızlıkçı bir siyasi hatta ihtiyaç olduğunu söyledi. Bursalı,
“AK Parti tek başına devam edemeyeceği bir döneme girdi. Türkiye’nin önünde yeni bir siyasi denklem oluşuyor. Üretimden yana olan güçlerin bir araya geleceği yeni bir süreç başlayacak”
dedi. Vatan Partisi’nin bu süreçte önemli rol üstleneceğini savunan Bursalı, “Türkiye büyük bir hesaplaşma dönemine giriyor. Biz bu dönemi kriz değil, aynı zamanda büyük bir fırsat olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye 500 milyar dolar borca battı
Ekonomik krizle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bursalı, Türkiye’nin üretimden uzaklaştırıldığını ve dış borç yükü altında bırakıldığını savundu.
“Türkiye 500 milyar dolar borca battı. Türkiye’nin kaynakları yurt dışına kaçırıldı. Çiftçi geleceğini göremiyor, gençler umutlarını kaybediyor”
diyen Bursalı, mevcut ekonomik modelin çöktüğünü ileri sürdü. Konuşmasında dikkat çeken bir diğer iddia ise yurt dışına kaçırıldığı öne sürülen sermaye miktarına ilişkin oldu. Bursalı, yaklaşık 500 milyar doların Türkiye’den yurt dışı bankalarına yönlendirildiğini ifade etti. Türkiye’de yeniden üretim ekonomisine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Bursalı, ülke kaynaklarının yabancı bankalarda tutulamayacağını belirterek,
“Kaynaklar yeniden üretime, sanayiye ve tarıma yönlendirilmelidir”
dedi.
Türkiye’de toplumsal çürüme yaşanıyor
Konuşmasının ilerleyen bölümünde toplumsal sorunlara da değinen Bursalı, yasaklı madde kullanımı, sanal bahis, mafyalaşma ve yozlaşmanın arttığını savunarak mevcut sistemin üretim kültürünü zayıflattığını, Türkiye’nin cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırıldığını öne sürdü. Bursalı çalışmanın, üretmenin ve emek vermenin küçümsendiği bir düzen yaratıldığına vurgu yaparak gençlerin geleceğe dair umutlarını kaybettiğini söyledi. Türkiye’nin yeniden üretim kültürüne, kamucu anlayışa ve toplumsal dayanışmaya dönmesi gerektiğini savunan Bursalı,
“Bu sistem toplum hayatında da ciddi bir çürüme yarattı”
ifadelerini kullandı.
Meslek Fabrikası’nın devrine karşıyız
Toplantının soru-cevap bölümünde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan Bursalı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesine ilişkin tartışmaları değerlendirdi. İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesi sürecine de değinen Bursalı, merkezi müdahalelere karşı olduklarını söyledi.
“Bu sürecin karşısındayız. Kabul edilemez bir durum” diyen Bursalı, “Türkiye’nin ve şehirlerimizin önemli kurumlarıyla bu şekilde oynanmaması gerekiyor. Yerel kurumlara yönelik merkezi müdahaleleri doğru bulmuyoruz”
ifadelerini kullandı.