Kadına yönelik şiddetle mücadelede feminist dayanışmanın etkisi, İstanbul'da gerçekleştirilen uluslararası konferansta farklı ülkelerin deneyimleri üzerinden değerlendirildi. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından düzenlenen “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri – Uluslararası Deneyimler Konferansı”na Avusturya, Danimarka, Türkiye, Fransa, İtalya ve İspanya'dan kadın örgütlerinin temsilcileri katıldı. İki oturumdan oluşan programda, şiddete maruz kalan kadınların ihtiyaçları, sığınakların işlevi, feminist çalışma yöntemleri ve kadın haklarını korumaya yönelik politikalar masaya yatırıldı.

Konferansta, kadınlara yönelik uzmanlaşmış destek hizmetlerinin genel sosyal hizmetlerle bir tutulmasının yol açtığı sorunlara dikkat çekildi. Kadın örgütlerinin siyasi saldırılar, bütçe kesintileri ve toplumsal cinsiyeti dikkate almayan politikalar karşısında mücadele ettiği belirtilirken, şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınların güvenli barınma, istihdam, hukuki danışmanlık ve psikolojik desteğe birlikte erişebilmesinin önemi vurgulandı.

Kadınlara özgü destek hizmetleri toplumsal dönüşümün parçası

Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı (WAVE) temsilcisi Elena Floriani, kadınlara yönelik uzman destek merkezlerinin yalnızca danışmanlık ve barınma hizmeti vermediğini, aynı zamanda toplumsal değişime katkı sağladığını söyledi. Kadın örgütlerinin savunuculuk faaliyetleri aracılığıyla yasal düzenlemelerin değiştirilmesinde ve kamu politikalarının geliştirilmesinde rol oynadığını belirten Floriani, bu hizmetlerin genel mağdur destek mekanizmalarıyla ikame edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Kadın haklarına yönelik tepkilerin arttığı, sivil toplumun hareket alanının daraldığı ve finansman kesintilerinin yaşandığı bir döneme işaret eden Floriani, uzman destek hizmetlerinin korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi için uzun vadeli ve güvenli barınma seçeneklerinin önemini vurgulayan Floriani, İsveç'te kadın sığınakları ağının özel sektörle iş birliği yaparak kadınların uzun süreli kira sözleşmelerine erişimini desteklemesini örnek gösterdi.

Kadın örgütlerinin uluslararası sözleşmelerin kabul edilmesi ve şiddetle mücadele mekanizmalarının yasal güvenceye kavuşması için farklı ülkelerde yürüttüğü çalışmalara da değinen Floriani; Kıbrıs'ta İstanbul Sözleşmesi'nin onaylanmasına yönelik hukuki hazırlıkları, Litvanya'da sözleşmenin parlamentonun gündemine yeniden getirilmesini ve Almanya'da destek mekanizmalarının yasal güvence altına alınmasına yönelik girişimleri anlattı.

Floriani, şiddet gerçekleştikten sonra sağlanan desteğin yanı sıra şiddeti ortaya çıkmadan önlemeye yönelik çalışmaların da güçlendirilmesi gerektiğini belirterek feminist örgütlerin değerinin yalnızca ekonomik fayda üzerinden ölçülemeyeceğini söyledi.

Danimarka'da şiddet, kadınların yaşamını kontrol altına alan bir mekanizma olarak ele alınıyor

Danimarka'daki Danner kuruluşunun temsilcisi Ditte Specht, erkek şiddetinin yalnızca fiziksel saldırılardan ibaret olmadığını belirtti. Şiddetin kadınların sosyal ilişkilerini, ekonomik kaynaklarını, hareket özgürlüğünü ve günlük kararlarını kısıtlayan sistematik bir kontrol biçimine dönüşebildiğini söyleyen Specht, bu durumu “görünmez kafes” kavramıyla açıkladı.

İdare Mahkemesi, MEB'in yönetici seçme sözlü sınavını iptal etti
İdare Mahkemesi, MEB'in yönetici seçme sözlü sınavını iptal etti
İçeriği Görüntüle

Şiddetin boyutlarını anlayabilmek için kadınlara yalnızca kendilerine ne yapıldığının sorulmaması gerektiğini belirten Specht, hangi davranışlarda bulunmaktan vazgeçtiklerinin, karşı çıktıklarında neler yaşadıklarının ve kendilerine hangi kuralların dayatıldığının da sorgulanması gerektiğini dile getirdi.

Şiddete maruz kalan kadınların partnerlerine dönmeleri veya destek sürecinde kararsızlık yaşamaları nedeniyle yargılanmaması gerektiğini vurgulayan Specht, çocuklar, ekonomik bağımlılık ve toplumsal baskı gibi etkenlerin kadınların kararlarını etkileyebildiğini söyledi. Şiddetin sorumluluğunun yalnızca şiddeti uygulayan kişiye ait olduğunun altını çizdi.

Kopenhag'daki Danner sığınağında aynı anda 18 kadın ve çocuklarının kalabildiğini aktaran Specht, desteğin sığınaktan ayrılmayla sona ermediğini ifade etti. Güvenli bir yaşam kurmanın barınma, istihdam, hukuki danışmanlık ve psikolojik destek gibi birbirini tamamlayan ihtiyaçları içerdiğini belirtti.

Specht, feminist destek anlayışında kadınların kendi hayatlarına ilişkin kararlarının esas alınması gerektiğini, kadınların bilgisi ve katılımı olmadan haklarında işlem yapılmamasının temel ilkeler arasında bulunduğunu kaydetti.

Mor Çatı: Sığınaklar kadınların mücadelesiyle kazanıldı

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'ndan Leyla Soydinç, kadın danışma merkezleri ile sığınakların devletler tarafından kadınlara sunulmuş bir ayrıcalık değil, feminist mücadelenin sonucunda elde edilmiş kazanımlar olduğunu söyledi.

Türkiye'de 1987 yılında düzenlenen Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası'nı hatırlatan Soydinç, kadınların danışma merkezlerini ve sığınakları uzun yıllar süren mücadeleleriyle talep ettiğini belirtti.

Feminist örgütlerin kamu kurumlarının yerine geçerek hizmet sunan yapılar olarak görülmesine karşı çıkan Soydinç, çalışmalarının kadınlara yardım etmekten ibaret olmadığını ifade etti. Örgütlerin temel amaçlarından birinin kamu kurumlarının sorumluluklarını hatırlatmak ve kadınların deneyimlerini toplumsal taleplere dönüştürmek olduğunu söyledi.

Kadına yönelik şiddetin yalnızca öfke kontrolü, psikolojik sorunlar veya çocukluk travmalarıyla açıklanmasının sorunun politik boyutunu geri plana ittiğini belirten Soydinç, bu yaklaşımın ataerkil yapıyı ve güç ilişkilerini görünmez hale getirdiğini savundu.

Kadınlar arasındaki dayanışmanın önemine değinen Soydinç, merkezlerde kadınlarla birlikte yürütülen

Kaynak: Haber Merkezi