Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanması planlanan ve Fransız askerlerinin adaya konuşlandırılmasını da içeren Statü Anlaşması (SOFA), bölgedeki güvenlik dengelerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Ankara, anlaşmaya ilişkin açıklamalara “hassas dengeyi bozma riski taşıyor” diyerek tepki gösterdi. Milli Savunma Bakanlığı, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandıracağı yönündeki değerlendirmelere ilişkin yaptığı açıklamada, bu tür adımların bölgede gerilimi artırabileceğini vurguladı. Açıklamada,
“Fransa tarafından Güney Kıbrıs’a asker gönderileceğine yönelik açıklamaların hangi somut güvenlik ihtiyacına dayandığı belirsizliğini korumaktadır. Bu tür girişimler mevcut hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riski taşımaktadır”
ifadelerine yer verildi. Bakanlık ayrıca, söz konusu adımların yalnızca bölgesel istikrarı değil, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından da ilerleyen süreçte yeni güvenlik riskleri doğurabileceğine dikkat çekti. Ankara, tarafları “bölgesel istikrarı zedeleyebilecek adımlardan kaçınma” konusunda uyardı.
SOFA anlaşması Haziran ayında imzalanabilir
Kıbrıs ve Fransa arasında planlanan Statü Anlaşması’nın (SOFA) Haziran ayında bakanlar düzeyinde imzalanması bekleniyor. Anlaşma, Fransız askeri birliklerinin adada insani ve operasyonel görevler kapsamında konuşlandırılmasını ve iki ülke arasında askeri personelin statüsüne ilişkin hukuki çerçeveyi düzenlemeyi hedefliyor. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklamalara göre anlaşma, Avrupa Birliği’nin “SAFE” programı kapsamında sağlanan 1,2 milyar euroluk savunma kaynağı çerçevesinde ele alınıyor. Bu kapsamda Kıbrıs ile Fransız savunma sanayisi arasında daha güçlü bir iş birliği hedefleniyor. Hükümet kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre anlaşma, yalnızca askerî varlıkla sınırlı olmayıp dört temel başlığı kapsıyor. Bunlar; askeri koordinasyon ve birlikte çalışabilirlik, savunma teknolojileri ve sanayi iş birliği, ortak tatbikatlar ile stratejik diyalog, ayrıca personel değişimi ve idari-hukuki düzenlemeler olarak sıralanıyor. Anlaşmanın karşılıklılık esasına dayandığı ve Fransız tarafında görev yapan Kıbrıslı personeli de kapsadığı belirtiliyor.
Savunma iş birliği derinleşiyor, askeri varlık tartışılıyor
Fransa ile Güney Kıbrıs arasındaki askeri yakınlaşma, 2024 sonunda imzalanan Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın devamı niteliğinde görülüyor. Bu anlaşma savunma, enerji, güvenlik, inovasyon ve eğitim gibi alanlarda kapsamlı iş birliği öngörürken, 2026–2030 dönemini kapsayan bir eylem planını da içeriyor. Yerel basına göre iş birliği kapsamında Kıbrıs’ın Mari Deniz Üssü’nün modernizasyonu, daha büyük savaş gemilerinin konuşlanabileceği bir yapıya dönüştürülmesi ve Fransız savunma şirketleriyle yeni tedarik anlaşmaları yapılması da gündemde. Ayrıca Griffon zırhlı personel taşıyıcıları ve Serval hafif taktik araçları gibi askeri ekipmanların tedariki ile mevcut VAB zırhlı araçlarının modernizasyonu da görüşülen başlıklar arasında yer alıyor. Kıbrıs yönetimi ise anlaşmayı, Fransa ile “savunma ve güvenlik alanında iş birliğini bir üst seviyeye taşıyan bir adım” olarak değerlendiriyor. Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Fransa ile ilişkilerin “en yakın düzeyde” olduğunu ve yeni anlaşmanın “insani ve askeri iş birliğini güçlendireceğini” ifade etti.
Ada, yüksek askeri yoğunluğa sahip bölgelerden biri
Kıbrıs, farklı ülkelerin askeri varlıklarının bulunduğu en yoğun bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Adada Türkiye, Yunanistan, Birleşmiş Milletler ve İngiltere’ye ait askeri unsurlar bulunurken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kendi silahlı kuvvetleri de aktif görev yapıyor. Kuzey Kıbrıs’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı yaklaşık 40 bin askerin bulunduğu belirtilirken, Güney Kıbrıs’ta ise yaklaşık 13 bin aktif askeri personelin görev yaptığı ifade ediliyor. Ayrıca adada İngiltere’ye ait iki egemen üs bölgesi ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü de faaliyet gösteriyor.
Türkiye–Kıbrıs–Fransa hattında yeni gerilim
Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki askeri varlığı son yıllarda özellikle enerji ve güvenlik başlıkları üzerinden artarken, Ankara bu tür adımların bölgedeki dengeleri hassaslaştırabileceği görüşünü sürdürüyor. Özellikle Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu’daki gerilimlerle birlikte Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik de yakından takip ediliyor. Ankara’nın açıklamaları, bölgedeki mevcut askeri yapılanmaların üzerine yeni bir yabancı askeri unsurun eklenmesinin “stratejik risk” oluşturabileceği yönünde değerlendirilirken, anlaşmanın imzalanma süreci diplomatik açıdan da yakından izleniyor.