SAĞLIK

Türkiye’de antidepresan kullanımı son 10 yılda yüzde 60 arttı

Son 10 yılda Türkiye’de antidepresan kullanımı büyük oranda arttı. Artış, ekonomik ve sosyal baskılar ile günlük yaşamın stresini yansıtırken, özellikle genç ve orta yaş gruplarında belirginleşti.

Abone Ol

2016’da 45 milyon kutu civarında olan antidepresan tüketimi, 2025 yılı itibarıyla 71,5 milyon kutuya ulaştı. Bu artış, özellikle ekonomik belirsizlik, sosyal baskılar ve günlük yaşam stresinin toplum üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Artış trendi, her yıl istikrarlı biçimde devam ediyor. Son bir yılda tüketimde yaklaşık 6 milyon kutuluk ek artış kaydedildi. Bu durum, antidepresan ilaçlara ayrılan kamu harcamalarının da önemli ölçüde yükselmesine neden oldu.

Yaş ve cinsiyet dağılımı

Verilere göre, antidepresan kullanımı en yoğun olarak 25-45 yaş aralığındaki yetişkinlerde görülüyor. Kadınlar arasında kullanım oranı, erkeklere kıyasla yaklaşık %30 daha yüksek. Bu durum, özellikle kadının toplumsal rolü, iş yaşamı ve aile içi sorumlulukların yarattığı baskılarla ilişkilendiriliyor.

Gençler ve yaşlılar arasında da kullanım artışı kaydedildi. 18-24 yaş grubunda artış son yıllarda hız kazanırken, 65 yaş ve üzeri yaş grubunda kronik hastalıklar ve yalnızlık gibi faktörlerin etkisiyle artış gözlemlendi.

Sosyal ve ekonomik etkiler

Artışın arkasındaki temel nedenlerden biri, ekonomik belirsizlik, işsizlik ve yaşam maliyetlerindeki yükseliş olarak öne çıkıyor. Uzun çalışma saatleri, iş ve özel yaşam dengesinin bozulması ve kentleşme ile birlikte artan stres düzeyi, bireyleri psikolojik destek ve ilaç kullanımına yönlendiriyor.

Pandemi dönemi sonrası sosyal izolasyon ve ekonomik dalgalanmaların etkisi de antidepresan kullanımını artıran faktörler arasında yer aldı. Özellikle büyük şehirlerde tüketimde ciddi bir yükseliş gözlendi; İstanbul, Ankara ve İzmir’de antidepresan reçetelerinin sayısı önemli oranda arttı.

Devlet harcamaları ve sağlık sistemi

Tüketimdeki artış, devletin sağlık bütçesi üzerindeki yükü de artırdı. Reçeteler üzerinden sağlanan devlet katkısı ve geri ödeme mekanizmaları, artan talebe paralel olarak genişletildi. Sistem, artan talebe yanıt verebilmek için hem reçete denetimlerini hem de dağıtım kanallarını güçlendirmek durumunda kaldı.

Bireyler için ise artış, psikolojik sağlık sorunlarının yaygınlaştığını ve halk sağlığı açısından önemli bir veri oluşturduğunu gösteriyor. Antidepresan kullanımındaki yükseliş, toplumsal refah, iş yaşamı dengesi ve sosyal güvenlik sistemlerinin üzerindeki etkileriyle önümüzdeki yıllarda da yakından izlenmeye devam edecek.