DÜNYA

Tarihin en büyük enerji krizi: İran savaşı küresel piyasaları sarsıyor

İran savaşının ardından enerji piyasalarında oluşan arz daralması, petrol ve doğalgazdan rezerv politikalarına kadar birçok alanda küresel krizi derinleştiriyor. Uzmanlara göre etkiler kısa vadede değil, yıllara yayılacak.

Abone Ol

İran savaşı sonrası dünya enerji piyasalarında oluşan kırılma, uzmanlara göre yalnızca geçici bir fiyat artışı değil, uzun süreli ve çok katmanlı bir kriz döneminin başlangıcı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol’un “Tarihin en büyük enerji krizine giriyoruz” değerlendirmesi, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin boyutunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre savaşın etkileri, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla dahi kısa sürede ortadan kalkmayacak.

Petrol arzında gecikmeli daralma etkisi

Savaşın başlamasının üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçmesine rağmen, Basra Körfezi’nden çıkan petrolün küresel pazarlara ulaşma süresi nedeniyle gerçek arz şokunun yeni yeni hissedilmeye başlandığı belirtiliyor. Tanker taşımacılığındaki gecikmeler ve lojistik aksaklıklar, piyasada fiziksel arzın düşmesine yol açıyor. IEA Başkanı Birol, nisan ayının mart ayına göre daha kötü olacağını ve arz açığının iki katına çıkabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması bile fiyatları savaş öncesi seviyelere indirmeye yetmeyecek. Piyasalarda toparlanmanın en az bir ila bir buçuk ay sürebileceği, bazı senaryolarda ise etkinin 2026 sonuna kadar uzayabileceği ifade ediliyor.

Doğalgazda daha derin kırılganlık

Kriz yalnızca petrol piyasasıyla sınırlı değil. Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tarafında yaşanan kırılmanın daha uzun vadeli etkiler yaratabileceği belirtiliyor. Savaş öncesinde küresel LNG arzının önemli bir bölümünü karşılayan Katar’ın devre dışı kalması, piyasada alternatif üretici eksikliğini daha görünür hale getirdi. Uzmanlara göre LNG’nin deniz taşımacılığına bağımlı yapısı, petrol gibi alternatif rotalarla telafi edilememesi nedeniyle krizi daha da derinleştiriyor. Katar’ın yeni kapasite yatırımlarını ertelemesi ve mevcut üretimde yaşanan kayıplar da fiyatların uzun süre yüksek kalmasına neden oluyor.

Enerji altyapısında ağır hasar

Savaşın en önemli etkilerinden biri de enerji üretim tesislerinde yaşanan fiziksel yıkım oldu. IEA verilerine göre Ortadoğu genelinde 40’tan fazla petrol ve doğalgaz tesisi hasar gördü. Özellikle Katar’daki Ras Laffan doğalgaz kompleksinde yaşanan kayıpların küresel LNG arzının önemli bir kısmını etkilediği belirtiliyor. Bu tür tesislerin yeniden inşasının yıllar sürebileceği, bazı projelerde bu sürenin 3 ila 5 yılı bulabileceği ifade ediliyor. İran, BAE, Kuveyt ve Irak gibi ülkelerde de rafineriler ve üretim sahalarında ciddi hasarlar oluştuğu bildiriliyor.

Ekonomik baskı ve finansman krizi

Enerji arzındaki düşüşe paralel olarak mali kaynakların da yön değiştirdiği görülüyor. Savaş öncesinde üretim artışına ayrılması planlanan bütçelerin artık savunma harcamaları ve mevcut altyapının onarımı için kullanılması gerekiyor. Bu durum hem üretici hem tüketici ülkeleri zorluyor. Enerji fiyatlarındaki artış enflasyonu tetiklerken, ekonomik büyümenin yavaşlaması devletlerin sübvansiyon ve destek kapasitesini sınırlıyor. Artan borçlanma maliyetleri de enerji dönüşüm yatırımlarını zorlaştırıyor.

Stratejik rezervler geçici çözüm oldu

Küresel piyasalarda fiyat şokunu sınırlamak için Batılı ülkelerin stratejik petrol rezervlerinden yaklaşık 400 milyon varil petrol piyasaya sürüldüğü belirtiliyor. Bu müdahale kısa vadede fiyat artışını frenlese de uzmanlara göre uzun vadede yeni bir baskı oluşturuyor. Rezervlerin yeniden doldurulması ihtiyacı, ilerleyen dönemde petrol talebini artırarak fiyatları yeniden yukarı çekebilir. Bu durumun enerji krizinin süresini uzatabileceği ifade ediliyor.

Jeopolitik riskler kalıcı hale geliyor

Uzmanlara göre kriz yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir belirsizlik dönemini de beraberinde getiriyor. Hürmüz Boğazı dışında Kızıldeniz ve diğer deniz yollarında da risklerin sürdüğü belirtiliyor. Bu durum sigorta, taşımacılık ve lojistik maliyetlerini kalıcı olarak artırıyor. IEA Başkanı Fatih Birol, küresel karar vericilerin krizin boyutunu yeterince değerlendirmediğini belirterek, enerji piyasalarındaki risk priminin uzun süre yüksek kalacağı uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre mevcut tablo, sadece kısa vadeli bir arz şoku değil, küresel enerji sisteminin yeniden şekillendiği uzun bir geçiş dönemine işaret ediyor.