İzmir’in Bayraklı ilçesindeki Smyrna Antik Kenti’nde (Bayraklı Höyüğü) yürütülen arkeolojik kazılar, kentin binlerce yıllık geçmişine ışık tutmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2014 yılından bu yana desteklediği kazılarda, milattan önce 7. yüzyılda gelişen şehir planı, savunma duvarları, su kanalları ve üretim alanlarına ilişkin bulgular gün yüzüne çıkarılıyor. Kazılarda 2019 yılında bulunan yaklaşık 406 gramlık gümüş takı hazinesi de yerleşimin erken dönemlerdeki üretim ve ticaret yaşamına ilişkin önemli veriler sunuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Ege Üniversitesi adına yürütülen kazılar, Smyrna’nın kuruluşundan gelişmiş bir liman kentine dönüşmesine uzanan tarihsel süreci ortaya koyuyor.

2 bin 700 yıl önce planlı kent yaşamı

Bayraklı Höyüğü’nde ortaya çıkarılan bulgular, antik Smyrna’da sokakların ve yapı alanlarının belirli bir düzene göre planlandığını gösteriyor. Birbirini dik kesen sokaklar, yapı adaları, kamu yapıları ve üretim alanları, günümüz şehir planlamasını hatırlatan bir yerleşim düzenine işaret ediyor.

Bayraklı Kazı Başkanı ve Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, özellikle milattan önce 7. yüzyıldan itibaren gelişen kent planının önemine dikkat çekti. Erdem, “Bayraklı Höyüğü’ndeki mimari verilere baktığımızda, özellikle milattan önce 7. yüzyıldan itibaren gelişmiş bir şehir planının varlığını görüyoruz. Ana caddeleri dik kesen ara sokaklardan oluşan, bugün ızgara planlı yerleşim modeli olarak tanımladığımız bir düzen söz konusu. Yollar arasında kalan alanların belirli işlevlere hizmet ettiğini, kamu ve üretim alanlarının ayrı şekilde planlandığını söyleyebiliriz” dedi.

14102026_8436_14.jpg

Athena Caddesi’nin üç asırlık tarihi

Antik kentin önemli ulaşım güzergâhlarından Athena Caddesi, önünden geçtiği Athena Tapınağı’ndan adını alıyor. Doğudaki anıtsal giriş kapısına bağlanan cadde, milattan önce 7. yüzyıldan 4. yüzyılın sonlarına kadar aynı doğrultuda kullanıldı.

Erdem, caddenin kent içindeki önemine ilişkin, “Athena Caddesi, şehrin ana merkez caddesi olarak kabul ediliyor. Doğu surları üzerindeki anıtsal giriş kapısına bağlanıyor. Milattan önce 7. yüzyıldan başlayarak 4. yüzyılın sonuna kadar aynı aks üzerinde kullanıldığını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Antik kentin önemli yapılarından Athena Tapınağı da mimari gelişime ilişkin bulgular arasında yer alıyor. Milattan önce 7. yüzyıldan itibaren kullanılan ve zaman içinde farklı eklemelerle yenilenen tapınak, 6x10 sütunlu planıyla Batı Anadolu’nun erken taş tapınak örnekleri arasında değerlendiriliyor.

Harç kullanılmadan inşa edilen savunma duvarları

Kazılarda Smyrna’nın savunma sistemine ilişkin farklı dönemlere tarihlenen üç duvar evresi belirlendi. Milattan önce 9, 8 ve 7. yüzyıllara tarihlenen bu evreler, kentin zaman içinde yıkım, onarım ve yeniden inşa süreçlerinden geçtiğini ortaya koyuyor.

Erdem, savunma duvarlarının taş bloklar arasında harç veya beton kullanılmadan, taşların birbirine kilitlenmesiyle oluşturulduğunu belirtti. Özellikle milattan önce 7. yüzyıla tarihlenen duvarlarda taşların birbirine daha iyi geçtiğini ve yapıyı güçlendirmek amacıyla örgüye eğim verildiğini aktardı.

Doğu savunma hattında ortaya çıkarılan anıtsal giriş kapısı da özgün yapısıyla dikkat çekiyor. İki kule arasına yerleştirilen kapılardan farklı olarak Smyrna’da tek kuleyle desteklenen ve rampalı bir yolla kente bağlanan bir giriş sistemi tespit edildi.

14102026_8436_7.jpg

Antik kentin altyapısı da ortaya çıkarılıyor

Smyrna’daki planlı kent yaşamının izleri, sokak ve yapıların yanı sıra altyapı sisteminde de görülüyor. Kazılarda evlerin içinden geçen atık su kanalları ile anıtsal giriş kapısındaki rampalı yolun altında büyük bir su kanalı bulundu.

Yerleşimin doğu kesimindeki teras duvarlarının da su yönetimi açısından önem taşıdığı belirtiliyor. Meles Çayı’nın alüvyonlarıyla dolan bölgede bazı terasların su baskınlarını önlemek amacıyla yapılmış olabileceği değerlendiriliyor.

Yaklaşık 5 bin yıllık gümüş takı hazinesi

Smyrna’da 2019 yılında ortaya çıkarılan yaklaşık 406 gram ağırlığındaki gümüş takı hazinesi, kazıların dikkat çeken buluntuları arasında yer alıyor. Erken Tunç Çağı tabakalarında, bir yapının taban köşesindeki çömlek içerisinde bulunan hazinede spiral yüzükler, alın bantları ve granül tekniğiyle yapılmış gümüş takılar bulunuyor.

Takıların çömleğe hangi nedenle ve nasıl yerleştirildiği henüz kesin olarak bilinmiyor. Ancak buluntular, dönemin değerli maden işçiliği ve ekonomik ilişkileri hakkında önemli ipuçları sunuyor.

Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, benzer buluntuların Troya hazinelerinde de görüldüğünü belirterek, gümüşün temin edilmesi, işlenmesi ve dağıtılmasının gelişmiş bir üretim faaliyetine işaret ettiğini söyledi. Erdem, buluntuların İzmir’in en eski kuyumcularına ilişkin veriler olarak da değerlendirilebileceğini ifade etti.

14102026_8436_6.jpg

Antik Smyrna’da deniz ürünleri tüketiliyordu

Kazılarda bulunan buğday, arpa, hayvan kemikleri, öğütme taşları ve depolama kapları, tarım ve hayvancılığın antik Smyrna’nın beslenme düzeninde önemli yer tuttuğunu gösteriyor. Ocaklarda ve küllü alanlarda bulunan yanmış deniz kabukları ise deniz ürünlerinin de tüketildiğine işaret ediyor.

Erdem, farklı dönemlere ait alanlarda bulunan deniz kabuklarının, yerleşimde deniz ürünlerinin tüketildiğini gösterdiğini belirtti. Akdeniz’den gelen bazı türlerin bulunmasının da Bayraklı yerleşiminin farklı bölgelerle etkileşim içinde olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.

İzmir'de bugün hava nasıl olacak?
İzmir'de bugün hava nasıl olacak?
İçeriği Görüntüle

Dokumacılık önemli üretim alanlarından biriydi

Smyrna’da bulunan pişmiş toprak ve taştan yapılmış ağırşaklar ile dokuma ağırlıkları, dokumacılığın yerleşimin üretim yaşamındaki önemini ortaya koyuyor. Özellikle milattan önce üçüncü ve ikinci binyıllara tarihlenen tabakalarda çok sayıda dokuma aracı ele geçirildi. Benzer buluntular Demir Çağı tabakalarında da yoğun biçimde görüldü.

Erdem, arkeolojik verilerin Smyrna’nın tarım, hayvancılık ve ticaret faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü bir yerleşim olduğunu gösterdiğini belirterek kentin Anadolu’nun iç kesimlerinin yanı sıra Kıta Yunanistan, Ege adaları, Balkanlar ve Levant kıyılarına kadar uzanan coğrafyayla iletişim hâlinde olduğunu ifade etti.

Homeros’un yaşadığı kent

Smyrna, İlyada ve Odysseia destanlarının anlatıcısı olarak kabul edilen Homeros ile ilişkilendirilmesiyle de dikkat çekiyor. Bazı antik çağ yazarlarına göre Homeros’un milattan önce 8. yüzyılda Meles kıyısındaki Smyrna’da yaşadığı aktarılıyor. Bu dönemde kentin Bayraklı Höyüğü’nde bulunduğu biliniyor.

Erdem, Homeros’un Smyrna’da yaşadığı kabul edilirse Bayraklı Höyüğü’nün en güçlü olasılıklardan biri olduğunu belirtti. Kentin Kadifekale civarına taşınmasının ise çok daha sonraki bir dönemde gerçekleştiğini söyledi.

2026 kazıları kentin kuruluş tarihini aydınlatıyor

Smyrna’da 2026 yılında sürdürülen kazılarda, yerleşimin kuruluşuna ve savunma sistemine ilişkin yeni verilerin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Erdem, son yıllardaki çalışmalarla milattan önce üçüncü binyıla kadar uzanan tabakalara ulaşıldığını ve daha önce iki evreli olduğu düşünülen Erken Tunç Çağı yerleşiminde altı evreli bir mimari sürecin belirlendiğini açıkladı.

Radyokarbon tarihleme yöntemiyle yerleşimin milattan önce üçüncü binyıla tarihlendiğinin belgelendiğini belirten Erdem, 2026 yılı çalışmalarının Tunç Çağı sektörü, milattan önce 4. yüzyıla tarihlenen büyük kamu yapısı ve kentin kuzeyindeki savunma hattında sürdüğünü ifade etti. Yeni çalışmalarla savunma sisteminin evrelerinin ve kentin sınırlarının aydınlatılması amaçlanıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yapılan protokol kapsamında 2014 yılından bu yana düzenli olarak desteklenen Smyrna kazıları, İzmir’in binlerce yıllık geçmişine ve antik dönemdeki kent yaşamının gelişimine ilişkin yeni bulgular ortaya koymayı sürdürüyor.

Kaynak: Bülten