Şirketlerde yaşanan çalışan suistimalleri, yalnızca kurumların mali tablolarını değil, tüm ekonomik sistemi etkileyen önemli bir risk alanı olarak öne çıkıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, dünya genelinde suistimal nedeniyle oluşan kayıplar trilyonlarca dolara ulaşırken, Türkiye’de de ekonomiye yansıyan maliyetin milyarlarca dolarlık boyuta ulaştığı belirtiliyor. Bloomberg HT yayınında konuşan Cerebra Kurucu Ortağı ve CEO’su Fikret Sebilcioğlu, Sertifikalı Suistimal İnceleme Uzmanları Derneği’nin (ACFE) yayımladığı “Mesleki Suistimal 2026 Küresel Raporu” kapsamında küresel ve Türkiye ölçeğindeki kayıplara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sebilcioğlu, dünya gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık 110 trilyon dolar seviyesinde olduğunu belirterek, ACFE verilerine göre bunun yaklaşık yüzde 5’inin suistimal nedeniyle kaybedildiğini söyledi. Suistimalin küresel ekonomi üzerindeki etkisine dikkat çeken Sebilcioğlu,
“Bu yaklaşık 5,5 trilyon dolarlık bir kayba işaret ediyor. Başka bir ifadeyle dürüst insanlar her yıl suistimalcilerin cebine 5,5 trilyon dolar koyuyor”
değerlendirmesinde bulundu. Türkiye açısından da benzer bir tablo olduğunu belirten Sebilcioğlu, ülke ekonomisinin büyüklüğü üzerinden yapılan hesaplamalara göre suistimal kaynaklı kaybın yaklaşık 80 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade etti. Bu kaybın yalnızca şirketlerin zarar hanesinde kalmadığını vurgulayan Sebilcioğlu, suistimal nedeniyle oluşan maliyetlerin ürün ve hizmet fiyatları üzerinden toplumun geneline yayıldığını söyledi. Sebilcioğlu, Türkiye’deki kaybın kişi başına yaklaşık 930 dolarlık bir ekonomik yük anlamına geldiğini belirtti.
Binlerce vaka incelendi
ACFE’nin raporunda 143 ülke ve bölgeden toplam 2 bin 402 suistimal vakasının ele alındığını aktaran Sebilcioğlu, şirketlerde yaşanan usulsüzlüklerin büyük bölümünün kontrol mekanizmalarındaki eksikliklerden kaynaklandığını belirtti. Birçok kurumda ya yeterli denetim sisteminin bulunmadığını ya da mevcut sistemlerin etkin şekilde uygulanamadığını ifade eden Sebilcioğlu, şirketlerin yalnızca olay yaşandıktan sonra değil, risk oluşmadan önce önlem alması gerektiğini vurguladı. Raporda ayrıca suistimal gerçekleştiren kişilerin önemli bir bölümünün olay ortaya çıkmadan önce bazı davranışsal sinyaller verdiği belirtildi.
Suistimalin faturası tüketiciye de yansıyor
Şirket içindeki mali kayıpların yalnızca kurum bünyesinde kalmadığını belirten Sebilcioğlu, suistimal nedeniyle oluşan zararların zaman içerisinde ürün ve hizmet fiyatlarına da yansıdığına dikkat çekti. Sebilcioğlu,
“Suistimalden kaynaklanan maliyet sonuçta ürün fiyatlamasının içine giriyor. Bu nedenle suistimalden doğan zarar gizli bir vergi gibi tüm topluma yayılıyor”
ifadelerini kullandı. Böylece şirketlerde yaşanan usulsüzlüklerin yalnızca yöneticileri veya hissedarları değil, dolaylı olarak tüketicileri ve ekonominin tamamını etkileyen bir sorun haline geldiği belirtildi.
En etkili yöntem: İhbar mekanizmaları
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de suistimallerin nasıl ortaya çıkarıldığı oldu. Sebilcioğlu, şirket içi suistimallerin büyük bölümünün çalışanların bildirimleriyle tespit edildiğini belirterek, güvenilir ihbar mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Kurumların çalışanların çekinmeden başvurabileceği etik bildirim sistemleri oluşturması gerektiğini ifade eden Sebilcioğlu, yalnızca denetim süreçlerinin yeterli olmadığını, kurum kültürünün de bu mücadelede belirleyici olduğunu söyledi.
Davranış değişiklikleri risk sinyali olabilir
Suistimal vakalarının çoğu zaman önceden bazı işaretler verdiğini belirten Sebilcioğlu, çalışan davranışlarının dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Çalışanın yaşam tarzındaki ani değişiklikler, görev devretmek istememesi, süreçler üzerinde aşırı kontrol kurmaya çalışması veya ekip arkadaşlarına yönelik olumsuz davranışlarının risk göstergesi olabileceğini belirtti. Ancak bu tür davranışların tek başına bir suç göstergesi olmadığını vurgulayan Sebilcioğlu, bunların kurumlar için erken uyarı sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Şirketler için yeni dönem: Önleyici mücadele
Uzmanlara göre şirketler açısından asıl kritik nokta, suistimal gerçekleştikten sonra müdahale etmek yerine riskleri daha erken aşamada fark edebilmek. Güçlü iç denetim sistemleri, etik kurum kültürü ve çalışanların güvenle kullanabileceği bildirim mekanizmalarının oluşturulması, milyarlarca dolarlık kayıpların önüne geçilmesinde en önemli araçlar arasında gösteriliyor. Raporda yer alan değerlendirmelere göre, suistimalle mücadelede başarı yalnızca finansal kontrollerle değil; kurum içindeki güven, şeffaflık ve hesap verebilirlik kültürünün güçlendirilmesiyle mümkün olacak.