Demirtaş, söz konusu depremin magmatik kökenli olduğunu belirterek, bu tür depremlerin büyük ölçekli yıkıcı depremler üretmeyeceğini vurguladı.
Demirtaş açıklamasında, büyük depremlerin oluşabilmesi için aktif bir fay hattında yırtılma (kırılma) gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. Sındırgı’daki depremin ise bu tanıma uymadığını söyleyen Demirtaş, kamuoyunda oluşan büyük deprem beklentisinin bilimsel bir karşılığı olmadığını, bu nedenle kamuoyunda oluşan “büyük deprem olacak” endişesinin bilimsel bir karşılığı bulunmadığını dile getirdi.
Canlı yayında toplumdaki deprem algısına da değinen Demirtaş, halkın büyük bir bölümünün bilgi edinmeye yeterince ilgi göstermediğini savundu. “Merak edip araştırmış olsalar gerçeği öğrenirlerdi” diyen Demirtaş, bilgi eksikliğinin korku ortamını beslediğini ifade etti.
Dr. Demirtaş, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan ve büyük deprem beklentisini körükleyen açıklamaların, bilgiye sahip olmayan ve araştırma yapmayan kesimleri daha kolay etkilediğini belirtti. Bu tür söylemlerin kamuoyunda gereksiz panik yarattığını söyleyen Demirtaş, depremle ilgili değerlendirmelerin bilimsel verilere dayanması gerektiğini vurguladı.
Deprem gerçeğiyle yaşarken güvenilir kaynaklardan bilgi edinmenin ve bilimsel açıklamaların dikkate alınmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.




