Avrupa ülkelerinin savunma bütçelerini artırması, NATO’nun doğu kanadındaki askeri varlığını güçlendirmesi ve Rusya ile Batı arasındaki diplomatik gerilimin tırmanması, “yeni bir savaş hazırlığı mı yapılıyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle Ukrayna savaşının başlamasının ardından güvenlik politikalarında değişime giden Avrupa ülkeleri, askeri kapasite yatırımlarını hızlandırırken Moskova yönetimi bu adımları kendisine yönelik tehdit olarak değerlendiriyor. Rusya cephesi, NATO ve Avrupa Birliği’nin (AB) temel hedefinin Rusya’yı stratejik olarak zayıflatmak olduğunu savunurken, Batılı ülkeler ise artan savunma yatırımlarının olası tehditlere karşı caydırıcılık amacı taşıdığını belirtiyor.
Tarihsel gerilim yeniden mi gündemde?
Avrupa ile Rusya arasındaki güvenlik rekabetinin yalnızca bugünkü gelişmelerle sınırlı olmadığı ifade edilirken, uzmanlar tarihsel arka plana dikkat çekiyor. CNN TÜRK Haber Koordinatörü İdris Arıkan, Avrupa-Rusya ilişkilerindeki uzun geçmişe işaret ederek, “Tarihsel köklere baktığımızda zaten Rusya ve Avrupa arasında bir gerilim var. Bugün de sanki o senaryonun devamını yaşıyoruz. Ukrayna ile başlayan süreç bunun bir yansıması oldu” değerlendirmesinde bulundu. Ukrayna savaşının, yıllardır devam eden güvenlik tartışmalarını yeniden görünür hale getirdiğini belirten uzmanlar, Rusya ile NATO arasındaki karşılıklı güvensizliğin yeni askeri planlamaları beraberinde getirdiğini ifade ediyor.
Moskova: NATO ve AB’nin hedefi Rusya’yı zayıflatmak
Rusya yönetimi, NATO’nun genişlemesini ve Avrupa ülkelerinin savunma yatırımlarını doğrudan kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı tarafından yapılan açıklamalarda, Avrupa Birliği ve NATO’nun Rusya’ya karşı stratejik bir üstünlük sağlamaya çalıştığı öne sürüldü. Moskova’nın bu yaklaşımı, NATO’nun doğu kanadında artırdığı askeri hareketliliğin hangi amaçla yapıldığı tartışmalarını da beraberinde getirdi.
NATO’nun tehdit algısı yeniden Rusya’ya mı döndü?
NATO’nun kuruluş döneminde temel güvenlik tehdidi Sovyetler Birliği olarak görülüyordu. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ittifakın tehdit değerlendirmeleri farklı bölgelere yönelmişti. Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın, NATO’nun son yıllarda güvenlik politikasında yeniden Rusya merkezli bir anlayışa döndüğünü belirtti. Açıkalın,
“2020’lere geldiğimizde özellikle Asya Pasifik gibi daha geniş çerçevede değerlendirilen tehditlerin yerine, NATO’nun yeniden kuruluş ayarlarındaki Rusya merkezli tehdit algısına yöneldiği bir dönem oluştu”
ifadelerini kullandı. Rusya’nın sahip olduğu askeri kapasite ve özellikle nükleer gücünün Avrupa güvenliği açısından önemli bir risk olarak değerlendirildiğini belirten Açıkalın, bu durumun NATO stratejilerinde değişikliğe neden olduğunu söyledi.
Ukrayna savaşı Avrupa’nın savunma politikasını değiştirdi
Ukrayna savaşı, Avrupa ülkelerinin savunma politikalarında önemli değişikliklere yol açtı. Başta Polonya ve Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesi savunma harcamalarını artırırken, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımı da bölgedeki askeri dengeleri etkileyen gelişmeler arasında gösterildi. İdris Arıkan, özellikle NATO’nun kuzey ve doğu kanadındaki gelişmelere dikkat çekerek, Finlandiya ve İsveç’in ittifaka katılımının bölgedeki stratejik önemi artırdığını söyledi. Arıkan,
“Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’nın savaşa hazırlık süreci hızlandı. Polonya, Almanya, Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerin konumu, olası bir gerilim senaryosunda kritik noktalar haline geliyor”
değerlendirmesinde bulundu.
2030’da savaş senaryoları ne anlama geliyor?
Son dönemde Rus istihbarat kaynaklarından gelen ve NATO ile gelecekte bir çatışma yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmeler de tartışmaları artırdı. Uzmanlara göre bu tür senaryolar, mevcut gidişat değerlendirildiğinde tamamen sürpriz olarak görülmüyor. İdris Arıkan,
“4300 kilometre öteye kadar insansız hava araçlarıyla saldırılar yapılırken, devam eden savaş ortamında Rus istihbaratının NATO veya AB ile 2030’da çatışma ihtimalinden bahsetmesi yeni bir durum değil. Yaşanan gelişmelere bakıldığında bu, sürecin bir devamı olarak değerlendirilebilir”
dedi.
Avrupa güvenliğinde yeni dönem
Ukrayna savaşının ardından Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir değişim yaşanıyor. NATO’nun doğu kanadındaki askeri faaliyetleri, Avrupa ülkelerinin savunma yatırımları ve Rusya’nın sert açıklamaları, bölgedeki gerilimin uzun süre devam edebileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, tarafların doğrudan bir savaş istemediğini ancak karşılıklı askeri hazırlıkların ve tehdit algılarının yeni bir güvenlik dönemini beraberinde getirdiğini belirtiyor. NATO-Rusya hattındaki rekabetin önümüzdeki yıllarda da küresel siyasetin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.