Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Mart 2026'da ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verdi. Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelerin ardından uygulanan sıkı likidite yönetiminin ardından gelen karar, piyasalarda normalleşme adımı olarak değerlendirildi. TCMB'nin haftalık repo kanalını yeniden devreye almasıyla bankaların fonlama maliyetlerinin politika faizine yaklaşabileceği ve piyasa faizlerinde düşüş yaşanabileceği beklentisi güçlendi. Kararın ardından Borsa İstanbul'da özellikle bankacılık endeksinde yükseliş dikkat çekti.
Faiz indirimi beklentisi güçlendi
Ekonomist Muhammet Bayram, TCMB'nin attığı adımın eylül ayında gelebilecek olası bir faiz indiriminin öncüsü olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Bayram, Merkez Bankası'nın daha önce bankaları yüzde 40 seviyesindeki gecelik borç verme faizinden fonladığını, haftalık repo ihalelerine dönüşle birlikte fonlama maliyetlerinin aşağı çekilebileceğini belirtti. Bu gelişmenin bankaların daha düşük maliyetle fonlanmasının önünü açabileceğini ifade eden Bayram, bunun müşterilere sunulan kredi faizlerine de yansıyabileceğini kaydetti.
Kredi faizlerinde düşüş bekleniyor
Yeni uygulamanın vatandaş açısından en önemli etkilerinden birinin kredi maliyetlerinde görülebileceği belirtildi. Sıkı para politikasının devam edeceğine dikkat çeken Bayram, buna rağmen ihtiyaç kredileri ve kredili mevduat hesabı (KMH) faizlerinde gerileme yaşanabileceğini söyledi. Bayram, piyasa faizlerinde yaklaşık 300 baz puana kadar düşüş ihtimalinin bulunduğunu belirterek, bu gelişmenin kredi kullanım maliyetlerini azaltabileceğini ifade etti. Ancak faizlerdeki olası düşüşün kredi kullanımını bir anda artırmasının beklenmediğini belirten Bayram, sıkı para politikasının sürdüğünü ve sürecin kademeli ilerleyeceğini vurguladı.
Konut fiyatlarında yükseliş yaşanabilir
Faizlerin gerilemesinin gayrimenkul piyasasında da hareketlilik oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bayram, faizlerin düşmesiyle konut talebinin artabileceğini ve bunun fiyatlara yansıyabileceğini söyledi. Özellikle büyükşehirlerde yeni konut üretiminin sınırlı olduğuna dikkat çeken Bayram, mevcut konut stokunun düşük olması nedeniyle talebin artması halinde fiyatlarda daha hızlı yükseliş görülebileceğini ifade etti. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca mevduat ve altın seçeneklerini değil, gayrimenkul piyasasını da değerlendirmeye alabileceği belirtildi.
Borsa İstanbul'da yükseliş dikkat çekti
TCMB'nin kararının ardından Borsa İstanbul'da da pozitif hareketlilik görüldü. Faizlerin gerilemesinin bankaların fonlama maliyetlerini azaltabileceği ve kârlılık beklentilerini destekleyebileceği değerlendirmesiyle bankacılık endeksindeki yükseliş yüzde 4'e yaklaştı. BIST 100 endeksinin geçtiğimiz hafta 14 bin 100 seviyelerinde gerçekleşen kapanışın ardından 14 bin 600 seviyelerine kadar yükseldiğine dikkat çeken Bayram, piyasanın TCMB kararını faiz indirimi beklentisi üzerinden fiyatladığını söyledi. Bayram, mevcut gelişmeyi doğrudan bir faiz indirimi olarak değil, "örtülü bir faiz indirimi" şeklinde değerlendirdi ve faizlerin düşmeye başlamasıyla yatırımcıların yeniden borsaya yönelebileceğini belirtti.
"Borsada hareketlilik devam edebilir"
Borsa İstanbul'a yönelik olumlu beklentisini dile getiren Bayram, endeksin daha önce gördüğü 15 bin 500-15 bin 600 seviyelerini yeniden test edebileceğini ifade etti. Yıl sonuna kadar 18 bin seviyelerinin de görülebileceğini öngören Bayram, yerli bireysel yatırımcının borsaya ilgisinin arttığını söyledi. Halka arzlara yönelik ilginin de yükseldiğine dikkat çeken Bayram, faizlerin düşmesi halinde borsadaki hareketliliğin daha da güçlenebileceğini belirtti.
Merkez Bankası'ndan yeni adımlar gelebilir
TCMB'nin haftalık repo ihalelerine dönüşünün ardından bir sonraki aşamada politika faizinde indirime gidilmesi veya bankaların TL mevduat tutma zorunluluğunda değişiklik yapılması ihtimali de gündeme geldi. Bayram, bankaların TL mevduat tutma zorunluluğunun azaltılması halinde bankaların elinde oluşacak ek likiditenin piyasaya aktarılabileceğini belirtti. Böylece TCMB'nin son adımı, doğrudan politika faizi indirimi olmasa da piyasalarda faizlerin önümüzdeki dönemde aşağı yönlü hareket edebileceğine ilişkin beklentileri güçlendiren bir gelişme olarak öne çıktı.