Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aşena Karamete Güdül, kekemeliğe ilişkin güncel yaklaşımları ve çocukların desteklenmesinde ailelerle öğretmenlerin rolünü değerlendirdi.
Kekemeliğin bir konuşma farklılığı olarak ele alınması gerektiğini belirten Güdül, çocukların yaşadığı güçlüklerin yalnızca konuşma akıcılığıyla sınırlı olmadığını ifade etti. Çevrenin tepkilerinin çocukların iletişim kurma isteğini etkileyebildiğini belirten Güdül, asıl önemli olanın bireyin kendisini rahatça ifade edebilmesi olduğunu söyledi.
Dünya genelinde her 100 kişiden biri kekeliyor
Kekemeliğin konuşma sırasında ses, hece veya kelime tekrarları, uzatmalar ve konuşmanın belirli anlarda kesintiye uğramasıyla ortaya çıkabildiğini belirten Güdül, bu durumun genellikle okul öncesi dönemde başladığını ve dünya genelinde yaklaşık her 100 kişiden birini etkilediğini aktardı.
Güdül, son yıllarda kekemeliğe yönelik yaklaşımın değiştiğini belirterek nöroçeşitlilik perspektifinin önem kazandığını ifade etti. Bu yaklaşımda amaç yalnızca konuşmayı akıcı hâle getirmek değil, bireyin iletişime katılmasını ve kendisini rahatça anlatabilmesini desteklemek.
Erken dönemde değerlendirme ve müdahalenin önemini koruduğunu vurgulayan Güdül, terapi hedeflerinin kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Okullarda akran zorbalığına karşı önlem alınmalı
Kekemeliği olan çocukların okulda karşılaştıkları sorunlarda öğretmenlerin yaklaşımının belirleyici olduğunu ifade eden Güdül, 2018 yılında kekeleyen yetişkinlerle yapılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı.
Araştırmaya katılanların yüzde 84’ü okul yıllarında akran zorbalığına maruz kaldığını bildirdi. En sık karşılaşılan davranışlar arasında alay etme ve isim takma yer aldı. Katılımcıların yüzde 30’u öğretmenlerinin zorbalığı bildiği hâlde müdahale etmediğini belirtirken, öğretmeninin müdahalede bulunduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 38 oldu.
Güdül, öğretmenlerin zorbalığı fark etmekle yetinmemesi ve öğrenciyi korumak için harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Çocuğa “Yavaş konuş” demek doğru değil
Öğretmenlerin öncelikle öğrencileriyle birebir görüşerek ihtiyaçlarını anlaması gerektiğini belirten Güdül, sınıfta söz alma, sesli okuma ve sunum yapma gibi etkinliklerde çocukların görüşlerinin sorulmasını önerdi.
Kekemeliği olan öğrencilerin bu görevlerden otomatik olarak muaf tutulmasının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Güdül, çocukların ihtiyaçlarına göre desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Güdül, çocuğun cümlesini onun yerine tamamlamaktan kaçınılması gerektiğini belirterek “Sakin ol” veya “Yavaş konuş” gibi ifadelerin kullanılmamasını tavsiye etti. Okul rehberlik servisinin ve dil ve konuşma terapistinin sürece dahil edilmesinin de çocuğun desteklenmesine katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Aileler kekemelik hakkında açıkça konuşmalı
Ailelerin çocuklarının kekemeliğinin devam etmesi veya akran zorbalığına maruz kalması konusunda kaygı yaşayabildiğini belirten Güdül, evde açık ve doğal bir iletişim kurulmasının önemine dikkat çekti.
2018 tarihli araştırmada katılımcıların yüzde 76’sının, ailelerinin okulda yaşadıkları zorbalıktan haberdar olmadığını söylediğini aktaran Güdül, kekemeliğin konuşulmamasının çocuklarda utanç duygusunu artırabileceğini ifade etti.
Ailelerin çocuklarıyla sakin bir dille konuşmasını öneren Güdül, konuşma sırasında yaşanan takılmaların doğal karşılanabileceğini belirten ifadelerin çocuğa kendisini güvende hissettirebileceğini söyledi.
Çocukların güçlü yönleri öne çıkarılmalı
Güdül, ailelerin çocuklarına zorbalık karşısında nasıl tepki verebilecekleri konusunda destek olabileceğini, okulda yaşananları düzenli olarak sormaları ve çocuklarını yargılamadan dinlemeleri gerektiğini belirtti.
Çocuğun yalnızca konuşma biçimiyle tanımlanmaması gerektiğini vurgulayan Güdül, ilgi alanlarının ve güçlü yönlerinin desteklenmesini önerdi. Kekeleyen diğer çocuklarla veya kekemeliğiyle ilgili deneyimlerini paylaşabilen yetişkinlerle tanışmanın da yalnızlık hissini azaltabileceğini ifade etti.
Ailelerin öğretmenlerle iletişim kurmasının ve gerektiğinde bir dil ve konuşma terapistine başvurmasının önemini belirten Güdül, çocuğun hem evde hem de okulda tutarlı destek görmesi gerektiğini kaydetti.
Dünya Kekemelik Farkındalık Günü 22 Ekim’de
Kekemelik farkındalığını artırmak amacıyla 1998’den bu yana her yıl 22 Ekim’de Dünya Kekemelik Farkındalık Günü’nün kutlandığını hatırlatan Güdül, bu yılın uluslararası temasının “Kekemeliğin Tonları: Seninki Hangisi?” olduğunu belirtti.
Her bireyin kekemelik deneyiminin farklı olduğuna dikkat çeken Güdül, bazı kişilerin kekemeliğini kabul ettiğini, bazılarının ise bu süreçte desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Güdül, farkındalığın yalnızca belirli bir günle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek çocukların sınıfta, evde ve toplumda kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ortamların oluşturulmasının önemini vurguladı.





