İZMİR

İzmir'de lise öğrencilerinin adına milyonlarca liralık işlem yapıldığı tespit edildi

İzmir merkezli Arden Grup isimli şirket üzerinden kurulan sahte fatura ağında, iş vaadiyle kandırılan gençlerin adlarına milyonlarca liralık usulsüz işlemler yapıldığı iddia edildi. Şirket hakkında “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin kabul edildiği, yargı sürecinin ise devam ettiği öğrenildi.

Abone Ol

Güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilen ya da iş vaadiyle Türkiye’nin büyük şehirlerine götürülen çok sayıda gencin, kimi zaman uyuşturucu ağlarında, kimi zaman ise şirket ve vergi organizasyonlarında “paravan isim” olarak kullanıldığı öne sürüldü.

İzmir’de Aliağa Vergi Dairesi’ne kayıtlı Arden Grup Demir Çelik İnşaat Petrol Taşımacılık Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi üzerinden “sahte belge” ve faturalar aracılığıyla gençler adına usulsüz işlemler gerçekleştirildiği iddia edildi.

İddianame 2020 yılında kabul edildi

Şirket hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2020 yılında “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin, İzmir Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildiği belirtildi.

İddianamede, Aliağa Vergi Dairesi’ne kayıtlı şirket hakkında Vergi Denetim Kurulu tarafından yapılan incelemelerde, şirketin 2014 yılı boyunca “gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayalı ticari faaliyetinin bulunmadığının” tespit edildiği kaydedildi.

“Tüm faturalar sahte belge niteliğinde”

Vergi Tekniği Raporu’nda, şirket üzerinden düzenlenen tüm faturaların “komisyon karşılığı sahte belge” niteliğinde olduğunun belirtildiği aktarıldı.

Sahte faturalar aracılığıyla Kürt gençlerinin adlarına şirketler kurulduğu ve milyonlarca liralık usulsüz işlemler yürütüldüğünün iddia edildiği dosyada, şüphelilerin ifadeleri, vergi suçu raporu, vergi tekniği raporu, nüfus kayıtları ve adli sicil kayıtlarının delil olarak yer aldığı ifade edildi.

18 yaşındaki gencin Şirket Müdürü yapıldığı öne sürüldü

Vergi Denetim Kurulu raporlarında şirket tarafından düzenlenen faturaların tamamının sahte olduğunun belirtildiği kaydedildi.

Dosyada, Mennan Yavuz’un bir dönem şirket müdürü olarak görev yaptığı, daha sonra ise kandırıldığı iddia edilen 18 yaşındaki B.S.’nin şirketin yüzde 100 ortağı ve müdürü olarak kayıtlara geçirildiği ifade edildi.

B.S.’nin iş başvurusu amacıyla imzaladığı evraklar üzerinden şirketin kendi adına kurulduğunu sonradan öğrendiği öne sürülürken, B.S. ve çok sayıda kişi hakkında milyonlarca liralık vergi cezası uygulandığı belirtildi.

Savcılık ceza talebinde bulundu

Mahkeme sürecinde dosyada adı geçen Botan Demir’in tanık olarak dinlenmesinin talep edildiği ve şirket kuruluş sürecinin arkasındaki ilişkilerin açığa çıkarılmasının istendiği kaydedildi.

Dosyada, Mennan Yavuz’un 21 Ocak 2014 ile 14 Ağustos 2014 tarihleri arasında şirketin yüzde 100 ortağı ve müdürü olduğu, ardından B.S.’nin şirketin tek ortağı ve müdürü olarak kayıtlara geçtiği ifade edildi.

Savcılığın her iki isim hakkında da Vergi Usul Kanunu kapsamında “sahte belge düzenleme” suçlamasıyla cezalandırılmalarını talep ettiği belirtildi.

29 Nisan’da görülen 8’inci duruşmanın 16 Eylül tarihine ertelendiği öğrenildi.

“Yapısal bir sömürü biçimi”

Dosya avukatı Rojhat Özgökçe, gençlerin bilinçli olarak hedef alındığını ve sahte faturalar üzerinden cezai süreçlerle karşı karşıya bırakıldığını savundu.

Özgökçe, ekonomik çöküntünün derinleşmesiyle birlikte suç şebekelerinin gençlerin adlarına paravan şirketler kurarak sistematik bir sömürü mekanizması işlettiğini ifade etti.

Bu durumun yalnızca bireysel suç olayları olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özgökçe, sermaye birikimi ile yeraltı ekonomisinin iç içe geçtiği yapısal bir sömürü biçimi oluştuğunu öne sürdü.

“Vergi borçlarını gençlerin üzerine yıkıyorlar”

Yargılama sürecinde gençlerin mağduriyet yaşadığını belirten Rojhat Özgökçe, şebekelerin gençlerin kimlik bilgilerini kullanarak şirketler kurduğunu, sahte faturalarla KDV iadesi aldığını ve vergi borçlarını gençlerin üzerine bıraktığını savundu.

Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla yargılanan gençlerin milyonlarca liralık borçlarla, idari ve cezai süreçlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Özgökçe, sistem tarafından kullanılmış gençlerin “suçlu” ilan edildiğini öne sürdü.

Özgökçe ayrıca kredi sicilinin bozulması, pasaportların bloke edilmesi ve eğitim ile çalışma hakkının zarar görmesi gibi sonuçların da gençlerin yaşamını doğrudan etkilediğini dile getirdi.

Mevcut yasalar için düzenleme çağrısı

Mevcut yasaların yetersiz olduğunu savunan Özgökçe, 18 yaş altı ve genç yetişkinlerin iradesi dışında kurulan şirketlerde borçların otomatik olarak silinmesi, şirketlerin resen feshedilmesi ve vergi suçlamalarının düşürülmesine yönelik somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Gençlerin mevcut sistem içinde ya borç yükü altında kaldığını ya da “paravan suçlu” haline getirildiğini savunan Özgökçe, demokratik toplum ve kurumlar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşmasının gençlerin benzer suç ağları tarafından istismar edilmesini engelleyebileceğini ifade etti.