İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin ardından başlatılan yargı süreci devam ediyor. Depremde 36 kişinin hayatını kaybettiği Rıza Bey Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin dava, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Dosyada 19 sanık yargılanırken, aradan geçen 6 yıla rağmen henüz karar çıkmadı.
Depremde annesi, iki çocuğu ve iki yeğenini kaybeden Hüseyin Bilgin Yücel ile 27 yaşındaki diş hekimi kızı Zarife Doğan’ı kaybeden Kamil Doğan, hem yaşadıkları acıyı hem de yargılama sürecine ilişkin beklentilerini anlattı. Aileler, sorumluların cezalandırılmasını ve davanın daha fazla uzamadan sonuçlanmasını istiyor.
Yücel: 6 yıldır adalete ulaşamıyoruz
Depremde annesi Arife Yücel’i, çocukları Diren ve Feda’yı, yeğenleri Lena ve Vera’yı Rıza Bey Apartmanı enkazında kaybeden Hüseyin Bilgin Yücel, 6 yıldır adalet mücadelesi verdiklerini belirtti. Binanın yıkılmasına ilişkin soruşturmada ihmallerin ortaya çıkarıldığını ifade eden Yücel, şöyle konuştu:
“2020 yılında yaşadığımız deprem, İzmir'de gerçekleşmeyen bir depremdi. Ege Adası açıklarında gerçekleşen bir depremin şok dalgaları geldi ve binlerce eski binanın bulunduğu İzmir'de yalnızca 5 apartmanı yıktı. Biz de depremden sonra neden sadece 5 binanın yıkıldığı sorusunu sorduk. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da bu konuyu araştırdı. Rıza Bey Apartmanı'ndaki soruşturma olması gerektiği gibi yapıldı. Depreme neden olan bütün unsurlar tek tek tespit edildi. Binanın 2003 yılındaki güçlendirmesinin tamamen göz boyama olduğu ortaya çıktı. 2012 yılında binanın üçüncü derece riskli olduğunun Bayraklı Belediyesi tarafından tespit edildiği ancak hiçbir şey yapılmadığı ortaya çıktı. 2003 yılında güçlendirmeyi yapan kat malikleri, 2012 yılında 'bu bina üçüncü derece risklidir, ancak başınızın çaresine bakın' diyen Bayraklı Belediyesi'nin imar müdürü, imalatı yapan müteahhit, fenni mesul ve güçlendirmeyi yapan şirketin sahipleri ve görevlileri de yargılanıyor. Bizim dosyamızda 19 sanık var. Bütün unsurlarıyla aslında savcılık üzerine düşeni yaptı ve hepsini yargılamaya çıkarttı. Ancak biz 6 yıldır adalete ulaşamıyoruz.”
“Davanın zaman aşımına girme tehlikesi var”
Davanın yalnızca yakınlarını kaybeden aileler açısından değil, Türkiye’de depremlere ve yapı güvenliğine yaklaşım bakımından da önemli olduğunu belirten Yücel, yargılamanın uzamasına tepki gösterdi.
Yücel, “Bizim dosyamızda verilecek bir karar, bütün depreme bakış açısını değiştirebilecek, herkesi sorumlu kılabilecek bir dosya. Kat malikinden yöneticisine kadar, apartmandaki taşıyıcı sisteme müdahale eden şirket görevlilerine, buna izin veren kat maliklerine, projelerini çizen müelliflerine kadar hepsi yargılanıyor. Bizim dosyamızda çıkabilecek bir karar, deprem kuşağı olan ülkemizdeki depreme bakış açısını değiştirebilecek. Ancak bir türlü bizim dosyamızda karar çıkmıyor. Müteahhitin taşeronu olan şirketin yetkilisinin iki yıl savunma yapmasını, iki yıl bilirkişilerden ek rapor alınmasını bekledik ve toplam 6 yıl geçti. Şu anda mahkemenin son verdiği ara karar ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde görevli bilirkişilerden yeniden rapor almak oldu. Bu dosyada yapabileceğimiz her şeyi yapıyoruz. Ülkemizdeki depreme bakış açısı değişsin istiyoruz. Ancak İzmir Başsavcılığı bütün işini yapmasına rağmen yargı mekanizması şu an bu işi mümkün olduğu kadar sürüncemede bırakıyor. Davanın neredeyse zaman aşımına girme tehlikesi de var” dedi.
“Peşini bırakmaya niyetimiz yok”
Sorumluların cezalandırılmasını istediklerini vurgulayan Yücel, adalet arayışından vazgeçmeyeceklerini söyledi.
Yücel, “Bu insanların hepsi darağacı kurulsa ve idam edilseler bizim için hiçbir şey ifade etmez. Bizler sadece depremin doğa olayına dayalı olduğunu, bu doğa olayının bizim ülkemizde her zaman olduğunu, sadece çürük binaların depremde yıkıldığını anlatmaya çalışıyoruz. Sorumlular cezalandırılsın istiyoruz. Ancak bu konuda elimizden geleni yapmamıza rağmen bir türlü yargı üzerine düşeni yapmıyor. Sürecimiz devam ediyor. Peşini bırakmaya niyetimiz yok. Gittiği yere kadar gideceğiz ve depremin artık insanlar için bir ölüm nedeni olmaması için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.
Kızını depremde kaybeden baba: Acılarımız her geçen saniye katlanıyor
Rıza Bey Apartmanı’ndaki diş polikliniğinde depreme yakalanan ve 27 yaşında hayatını kaybeden diş hekimi Zarife Doğan’ın babası Kamil Doğan da aradan geçen 6 yıla rağmen acılarının dinmediğini söyledi.
Adaletin sağlanmasının ve sorumluların cezalandırılmasının acılarını hafifletebileceğini belirten Doğan, “Acımız 6 yılı doldurmak üzere ve her geçen saniye acılarımız katlanmakta. Acılarımızın hafifletilmesinin tek çaresi, bizim yargılama sürecinde sonuna gelmiş olmamız ve sanıkların en ağır cezaya çarptırılmaları. Bizim başka bir amacımız da kimsenin artık deprem denilen felaketten canının yanmaması, hayatını kaybolmaması” dedi.
Ailelerden bilirkişi heyetine net rapor çağrısı
Davanın son durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kamil Doğan, önceki bilirkişi raporunun sanıkların sorumluluklarını ve kusurlarını açık biçimde ortaya koymadığını savundu. Yeni görevlendirilen bilirkişi heyetinden kapsamlı ve net bir rapor beklediklerini belirten Doğan, şunları söyledi:
“Davada bilirkişi heyetinin raporu herkesçe reddedildi. Çünkü gri bir rapordu. Sanıkların sorumluluklarını ve kusurlarını belirlemeyen bir rapordu. Yeni bir bilirkişi heyeti tayin edildi. O bilirkişi heyetine öncelikle başarılar dilerken bizim de 6 yıldır süren acılarımızın artık hafifletilmesine fayda sağlayacak, makul sürede ve sorumluların tam tespit edildiği net bir rapor düzenlemesini biz acılı aileler olarak talep ediyoruz.”
Kızı için şehitlik belgesi mücadelesi veriyor
Kızı Zarife Doğan’ın görev başındayken enkaz altında kalarak hayatını kaybettiğini belirten Kamil Doğan, kızının sağlık personeli statüsü kapsamında şehitlik belgesi alması için yaptığı başvurunun, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında görev kaydı bulunmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kaldığını söyledi.
Kızının hakkını aramayı sürdüreceğini vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı:
“Zarifem diş hekimiydi. Zarifem resmi bir sağlık personeliydi. Sağlık personeli olduğu için görevdeyken enkaz altında kalarak şehit olan kızımın hakkını sonuna kadar arayacağım. Çünkü onun değil dökülen kanı, damla gözyaşı bile dünyaların üstündeydi. Böyle bir evlat zor yetişir. Onun yaptığı iyiliklerin, yaptığı hizmetlerin, hastasına dokunduğunda verdiği şifanın tarifi yok, hiç tarifi yok. Sağlık Bakanlığı ve bağlı Kuruluşları Şehitlik Belgesi Düzenlenmesine Dair Yönerge yürürlükte. Bu yönerge tüm sağlık personelini kapsamaktadır. İddia etmiyorum, kanundan, yönergeden konuşuyorum. Onun şehitlik hakkının verilmesi konusunda mücadelem son nefesime kadar devam edecek. Bu hak, onun yaptığı meslek kadar kutsal bir hakkıdır. Bu kutsal hak kimse tarafından engellenemez.”
Kızının nişan yüzüğünü gösterirken gözyaşlarını tutamayan Doğan, Zarife’nin mutluluğunun yarım kaldığını anlattı. Doğan, “Aziz milletim, her evlat mutluluğu hak eder. Zarife'nin mutlulukları başlarken bitti. 8 Eylül 2020'de bu yüzüğü nişanda takıldı. Şu tektaş yüzük de nişanlısı Ozan'ın kendisine en büyük hediyesiydi. Artık bende kalacak” diye konuştu.
“Tutuksuz yargılanmaları canımızı çok acıtıyor”
Dava dosyasındaki sanıkların tutuklu yargılanmasını talep ettiklerini belirten Kamil Doğan, taleplerinin duruşmalarda reddedilmesinin kendilerini üzdüğünü ifade etti.
Doğan, “Hepsinin tutuklu yargılanmasını her duruşmada sayın mahkemeden talep ediyoruz. Nedense bu reddediliyor ve içimizi çok acıtıyor. Biz nasıl Bolu Kartalkaya Otel faciasında tüm sanıklar bilirkişi raporu çıkana ve çıktıktan sonra tutuklu yargılanmaya devam ettiler. Nasıl ki Narin Güran'ı öldürenler tutuklu yargılandıysa bizim de sanıklar tutuklu yargılanmalı. Tutuksuz yargılanmaları canımızı çok acıtıyor” ifadelerini kullandı.
Rıza Bey Apartmanı davasında ailelerin beklentisi, bilirkişi incelemelerinin tamamlanması, sorumlulukların açık biçimde belirlenmesi ve yargılamanın karara bağlanması. Depremde yakınlarını kaybeden aileler, 6 yıldır sürdürdükleri adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurguluyor.




