Baro, 20 Şubat 2026 günü İzmir’de bir okulda Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince gerçekleştirilen uygulamayı gündeme taşıdı. Açıklamada, öğrencilerin rızaları dışında ve ailelerinden izin alınmaksızın, ilkokuldan liseye kadar her sınıftan ikişer öğrencinin seçildiği belirtildi.

Baro, olayı şu ifadelerle aktardı:

“20 Şubat 2026 günü İzmir’de bir okulda Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince öğrencilerin rızaları dışında, öğretmenlerinden ve ailelerinden de izin alınmaksızın, dokuz yaşındaki ilkokul öğrencilerinden başlayarak lise öğrencilerine kadar her sınıftan ikişer öğrenci seçilmiş, kimlik numaraları ve imzaları alınarak ‘Din derslerinde ne işleniyor?’ ve ‘Cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu?’ gibi hukuki yaptırımı da olan siyasi içerikli sorularla adeta sorguya çekilmişlerdir.”

Suç işlenmiştir

Uygulamanın çocukların gelişimine olumsuz etkisi olduğuna dikkat çeken Baro, şöyle devam etti:

İzmir merkezli 3 ilde suç örgütüne helikopter destekli operasyon: 23 gözaltı
İzmir merkezli 3 ilde suç örgütüne helikopter destekli operasyon: 23 gözaltı
İçeriği Görüntüle

“Çocuklar soyut düşünme becerilerinin gelişmediği bir dönemde zihin karışıklığına ve korkulara yol açabilecek şekilde, hiçbir yasal dayanağı olmadan, çocukların dinlenilmesine yönelik kurallar uygulanmaksızın, sistem dışı ve bilimsel olmayan yöntemlerle sorguya çekilmiş ve suç işlenmiştir. Gerçekleştirilen eylem, Anayasa ve yasaların ihlali ile ideolojik bir operasyon ve görevin kötüye kullanılması suçunu göstermektedir.”

Laiklik ve eşitlik ilkeleri ihlal ediliyor

Baro açıklamasında, yapılan uygulamanın Anayasa ve eğitim mevzuatına aykırı olduğunu vurguladı:

“Bu eylemle çocukların uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınmış ayrımcılığa uğramama, inanç ve düşünce özgürlüğü, eşitlik, laiklik ve gelişim hakkı ihlal edilmiştir. Anayasanın başlangıç kısmında laiklik ilkesinin gereği olarak din duygularının devlet işlerine ve politikaya karıştırılamayacağı açıkça belirtilmiştir.”

İnanç ve kimlikler yok sayılıyor

Baro, son dönemde toplumdaki inanç ve kimliklerin tek bir dinin ibadet ve uygulamaları merkezinde ele alındığını belirterek şunları ifade etti:

“Son zamanlarda ayrımcılık yasağına, Anayasanın başlangıç kısmındaki ilkelere, eşitlik, din ve vicdan hürriyeti ilkelerine, cumhuriyet devriminin en önemli kazanımlarından tevhid-i tedrisat kanununa açık bir şekilde aykırılık oluşturan gelişmeler hız kazanmıştır. Kamusal bir hak olan eğitimin amaçlarından biri, tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırarak inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almaktır. Ancak milli eğitimde tek bir dinin ibadet ve uygulamaları merkeze alınmakta, devletin tarafsızlığı ortadan kaldırılmaktadır. Okul kapıları cemaat ve tarikat yapılarına açılarak laik ve bilimsel eğitim anlayışından sistemli bir şekilde uzaklaşılmakta, toplumun inanç ve kimliklerindeki çeşitlilik yok sayılmaktadır.”

Hukuk mücadelesi sürecek

Açıklamanın sonunda Baro, yetkililere çağrı yaparak hukuki ve toplumsal sorumluluğa dikkat çekti:

“Hiçbir kimse veya organ, dayanağını Anayasa dışı bir yetki kullanamaz. Yetkilileri derhal harekete geçmeye davet ediyor ve İzmir Barosu olarak laik, demokratik, bilimsel ve çağdaş eğitimi yok etmeye yönelik her türlü girişime karşı hukuk mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha duyuruyoruz.”

Kaynak: Yenigün