DÜNYA

İspanya-İsrail gerilimi büyüyor: Ceuta krizinin arkasında ne var?

Gazze savaşı sonrası gerilen İspanya-İsrail ilişkileri, Ceuta ve Melilla tartışmasıyla yeni bir boyut kazandı. Uzmanlar, Ceuta'daki düzensiz göç hareketinin olası bir istihbarat müdahalesi olup olmadığına ilişkin iddiaların henüz kesinleşmiş bir gerçek olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Abone Ol

İspanya ile İsrail arasında Ceuta ve Melilla üzerinden yaşanan diplomatik gerilim, Gazze savaşı sonrasında iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. İsrail'in Ceuta krizinin ardından İspanya'nın bu bölgelerdeki egemenliğini “sömürgecilik” çerçevesinde değerlendiren açıklamaları Madrid'in tepkisini çekerken, Birleşmiş Milletler'in yaklaşımının bu söylemi doğrudan desteklemediği belirtiliyor.

Ceuta tartışması nasıl başladı?

İsrail'in Ceuta ve Melilla'ya ilişkin açıklamaları, İspanya'da sert tepkiyle karşılandı. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden kıdemli politika uzmanı Hugh Lovatt, The Telegraph'a yaptığı değerlendirmede, İsrail'in bu tartışmayı Avrupa ülkelerini “çifte standart” uygulamakla suçlamak için kullandığını savundu. Lovatt'a göre Tel Aviv yönetimi, Filistin konusunda kendisine yöneltilen eleştirileri başka ülkelerdeki toprak anlaşmazlıklarıyla karşılaştırarak bu eleştirilerin etkisini azaltmaya çalışıyor. Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Javi Lopez ise İsrail'in Ceuta ve Melilla konusundaki açıklamalarını, Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin egemenliğine yönelik “hibrit saldırı” olarak nitelendirdi.

Uzman: Asimetrik bir girişim olduğu düşünülüyor

İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural, Ceuta'da kısa sürede on binlerce kişinin dahil olduğu düzensiz göç hareketinin yalnızca anlık bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Vural, İspanya'nın Gazze konusunda İsrail'e karşı aldığı tutumun iki ülke arasındaki gerilimin önemli nedenlerinden biri olduğunu belirtti. Vural, Ceuta'daki göç hareketine ilişkin değerlendirmesinde, “Ceuta'da bir anda başlayan, on binlerce insanın dahil olduğu düzensiz göç hareketinin, büyük ölçüde istihbarat müdahalesiyle gerçekleştirilen asimetrik bir girişim olduğu düşünülüyor” ifadelerini kullandı. Ancak bu değerlendirme, doğrulanmış bir bulgu değil, uzmanın yorumuna dayanan bir iddia niteliği taşıyor.

İspanya seçim dönemine girerken baskı artıyor

Dr. Vural, Ceuta krizinin İspanya'nın iç siyaseti açısından da etkileri olabileceğini belirtti. Başbakan Pedro Sanchez'in iç politikada farklı baskılarla karşı karşıya olduğunu hatırlatan Vural, düzensiz göç hareketinin güvenlik ve ekonomi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını ifade etti. Vural'a göre, Ceuta'daki gelişmeler yalnızca sınır güvenliği meselesi olarak değil, aynı zamanda İspanya'nın Avrupa'daki konumunu etkileyebilecek bir unsur olarak da değerlendiriliyor. İtalya'dan Schengen Bölgesi tartışmalarına yönelik bazı çağrıların gündeme gelmesi de bu çerçevede dikkat çekiyor.

Göçün siyasi araç olarak kullanılması tartışılıyor

Ceuta krizi, düzensiz göçün uluslararası siyasette baskı unsuru olarak kullanıldığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Daha önce Polonya ve Norveç, Rusya'yı göçmenleri Avrupa sınırlarına yönlendirmekle suçlamış, ABD'de de Donald Trump benzer iddiaları Venezuela yönetimine karşı dile getirmişti. Uzmanlar ise Ceuta örneğinde de siyasi iddialarla doğrulanmış olguların birbirinden ayrılması gerektiğini vurguluyor. Göç hareketinin arkasında belirli bir devletin bulunduğuna ilişkin iddiaların, kesinleşmiş gerçekler gibi değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor.

İddiaların hukuki zemine taşınması gerekiyor

Dr. Hazar Vural, Ceuta'daki gelişmelerin İsrail ile ilişkilendirilmesi için somut hukuki delillere ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Vural'a göre İspanya'nın resmî olarak böyle bir iddiada bulunması ve olayın hukuki zeminde araştırılması halinde, elde edilecek bulguların uluslararası hukuk açısından önem taşıyabileceğini belirtti. Vural, uluslararası hukuk mekanizmalarının her zaman anlık sonuç üretmese de benzer iddiaların kayıt altına alınmasının gelecekteki süreçler açısından önem taşıdığı görüşünü dile getirdi.

Gerilim Avrupa'ya da yayılıyor

Ceuta tartışması, İsrail ile İspanya arasındaki ikili ilişkilerin ötesinde Avrupa'daki daha geniş diplomatik ayrışmanın bir parçası olarak değerlendiriliyor. Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail'in Avrupa kamuoyundaki algısına ilişkin tartışmalar sürerken, İspanya hükümetinin Filistin konusundaki sert tutumu da dış politikanın öne çıkan başlıklarından biri haline geldi. Hugh Lovatt'a göre İsrail'de, uluslararası alanda yaşanan itibar kaybının temel nedeninin kendi politikalarından ziyade Filistin tarafının daha etkili bir iletişim yürütmesi olduğu yönünde bir yaklaşım bulunuyor. Ceuta krizi de bu tartışmanın Avrupa ayağındaki yeni başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.