DÜNYA

İran savaşı küresel dengeleri nasıl etkiliyor: Hangi ülkeler kazanabilir hangileri kaybedebilir?

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, yalnızca Ortadoğu’da değil küresel ekonomide de büyük sarsıntılara yol açıyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi ve deniz ticaretinin aksaması bazı ülkeler için ekonomik riskleri artırırken, bazı aktörlere ise stratejik fırsatlar sunabilir.

Abone Ol

Ortadoğu’da devam eden savaş, enerji piyasalarından ticaret yollarına kadar geniş bir alanı etkiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, petrol ve doğalgaz sevkiyatında aksamalara neden olurken, küresel enerji fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Bu gelişme bazı ekonomiler için ağır maliyetler yaratırken, bazı ülkelerin ise kısa vadede ekonomik avantaj elde etmesine neden olabilir.

Rusya için enerji gelirleri artabilir

Uzmanlara göre savaşın ekonomik sonuçlarından görece avantaj sağlayabilecek ülkelerden biri Rusya olabilir. İran, Moskova için önemli bir askeri ve diplomatik ortak olarak görülüyor. Ancak Ortadoğu’daki çatışmanın ABD’nin askeri ve siyasi odağını bölgeye kaydırması, Rusya’nın Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü’nden Nicole Grajewski, Batı ülkelerinin hava savunma sistemleri ve mühimmat stoklarının başka cephelerde kullanılmasının Ukrayna’nın tedarik imkanlarını sınırlayabileceğini belirtiyor. Öte yandan petrol fiyatlarının yükselmesi de Moskova için ekonomik bir avantaj sağlayabilir. Rusya’nın federal bütçesi büyük ölçüde petrol gelirlerine dayanıyor ve varil fiyatının yükselmesi, savaş nedeniyle baskı altında olan ekonomiye ek gelir sağlayabilir.

Çin hem risk hem fırsatla karşı karşıya

Çin için savaşın etkileri daha karmaşık bir tablo oluşturuyor. Pekin’in ithal ettiği petrolün yalnızca yaklaşık yüzde 12’si İran’dan geliyor. Ayrıca Çin’in önemli petrol rezervleri bulunuyor ve gerekirse Rusya’dan tedarik artırılabiliyor. Buna rağmen Çin ekonomisinin ihracata dayalı yapısı, küresel ticaret yollarındaki aksamalardan etkilenebilir. Özellikle Babülmendep Boğazı çevresinde yaşanan güvenlik sorunları deniz ticaretini zorlaştırıyor. Chatham House uzmanlarından Neil Quilliam, alternatif deniz rotalarının gemi yolculuklarını 10 ila 14 gün uzatabildiğini ve bunun ortalama bir gemi için yaklaşık 2 milyon dolar ek maliyet yaratabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte bazı analistler savaşın Çin’e diplomatik fırsatlar da sunabileceğini düşünüyor. Pekin yönetimi, kendisini küresel istikrarı destekleyen bir aktör olarak konumlandırmaya çalışıyor.

Gelişmekte olan ülkeler daha ağır etkilenebilir

Enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan gelişmekte olan ülkeler ise savaşın ekonomik sonuçlarından en fazla etkilenecek gruplar arasında gösteriliyor. Örneğin Vietnam’da dizel fiyatları savaşın başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 60 arttı. Hükümet enerji tüketimini azaltmak amacıyla uzaktan çalışma çağrısında bulundu. Filipinler’de ise kamu çalışanlarının büyük bölümü haftada dört gün çalışmaya başladı. Pakistan’da benzer şekilde kamu kurumlarında enerji tasarrufu önlemleri uygulanırken üniversitelerde derslerin önemli bölümü çevrim içi ortama taşındı. Bangladeş’te ise akaryakıt istasyonlarında oluşan uzun kuyruklar nedeniyle yakıt satışına sınırlamalar getirildi.

Gıda fiyatları da yükselme riski taşıyor

Enerji krizinin etkileri yalnızca petrol ve doğalgazla sınırlı kalmayabilir. Analistler, gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin önemli bir bölümünün de Ortadoğu’dan geçtiğine dikkat çekiyor. Quilliam’a göre dünya üre üretiminin yaklaşık yüzde 30’u Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. Bu sevkiyatın aksaması, küresel gübre piyasasını etkileyebilir ve gıda üretim maliyetlerini artırabilir. Dünyanın en büyük doğalgaz ihracatçılarından biri olan QatarEnergy de bazı tesislere yönelik saldırıların ardından üretim ve teslimatlarda geçici durdurma imkanı sağlayan “mücbir sebep” uygulamasına geçti. Uzmanlara göre enerji ve gübre tedarikindeki aksaklıkların etkisi birkaç ay sonra daha belirgin hale gelebilir. Bu durumun küresel gıda fiyatlarında artışa ve enflasyon baskısının güçlenmesine yol açabileceği değerlendiriliyor.