Mutlak butlan kararını öğrendiğinde birden fazla duyguyu aynı anda yaşadığını ifade eden Ekrem İmamoğlu, öncelikle milyonların sandıkta ortaya koyduğu iradeye yönelik müdahale olarak gördüğü karar nedeniyle öfke duyduğunu söyledi. Mahkeme salonlarında hukukun ve adaletin değil, siyasi mühendisliğin dolaştığını savunan İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesine, demokrasi umuduna, sandığa giden milyonların vicdanına ve milletin karar verme hakkına müdahale edildiğini öne sürdü.
Mutlak butlan sürecini milletin iradesiyle devlet gücünü kullanan iktidar arasında yaşanan büyük bir hesaplaşma olarak değerlendiren İmamoğlu, milletin değişim istediğini, iktidarın ise yargıyı devreye soktuğunu savundu. Kararın ardından asıl hissettiği duygunun azim ve kararlılık olduğunu belirten İmamoğlu, “Bir adım geri atmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz. Susmayacağız. Bize yenilgiyi öğretemeyecekler” ifadelerini kullandı.
“CHP Genel Merkezi bizim yuvamızdı”
CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, olayları hücresinde televizyondan izlediğini belirterek yaşananları ağır sözlerle eleştirdi. Parti teşkilatlarında uzun yıllar görev yaptığını hatırlatan İmamoğlu, CHP Genel Merkezi’ni “yuva, yurt ve namahrem” olarak tanımladı. Polis müdahalesiyle kapısı kırılarak girilen yerin yalnızca bir bina olmadığını, aynı zamanda çok partili demokrasi tarihinin, seçimle değişim umudunun ve milyonlarca insanın emeğinin sembolü olduğunu söyledi. Binada gençlerin, kadınların, yaş almış partililerin ve demokrasiye sahip çıkmak isteyen vatandaşların bulunduğunu ifade eden İmamoğlu, gaz ve plastik mermi kullanılarak yapılan müdahalenin demokratik toplumlarda kabul edilemeyeceğini savundu.
Yaşananların kendisine “doğru yolda olduklarını” düşündürdüğünü belirten İmamoğlu, iktidarın ancak kaybetme korkusu büyüdüğünde bu kadar sertleşebileceğini öne sürdü.
“Türkiye’deki kırılma bugün başlamadı”
Türkiye’de rejimin yeni bir safhaya geçip geçmediği sorusuna yanıt veren İmamoğlu, sürecin bugün başlamadığını söyledi. 2017 anayasa referandumunu ve 2019 İstanbul seçimlerinin iptal edilmesini kırılma noktaları olarak gösteren İmamoğlu, daha sonra rakiplerini sandıkta yenemeyeceğini düşünen anlayışın hukuku siyasi operasyon aracı haline getirdiğini savundu.
Bugün yaşanan mutlak butlan kararı ve polis müdahalelerini de bu sürecin devamı olarak değerlendiren İmamoğlu, artık meselenin yalnızca seçim kazanmak değil, seçimin anlamını ortadan kaldırmak olduğunu ileri sürdü.
Kılıçdaroğlu için “Siyasi kayyımlık” dedi
Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumuna ilişkin soruya yanıt veren İmamoğlu, delegelerin iradesiyle değil, yargı eliyle göreve gelen bir yönetim anlayışının demokrasiyle bağdaşmayacağını söyledi. Bunu “siyasi kayyımlık” olarak nitelendiren İmamoğlu, CHP’nin yargı müdahaleleriyle ele geçirilebilecek bir yapı olmadığını savundu. İmamoğlu, “CHP’nin genel merkezi, adalet yerini bulana ve delegenin iradesi ortaya koyulana kadar o bina değildir. CHP’nin genel merkezi artık bütün partililerimizin ruhunu ve yüreğini taşıdığı meydanlardır” dedi.
“Yeni parti ihtimali hukukun durumuna bağlı”
“Beni betona gömmek istiyor” sözlerine ilişkin değerlendirmesinde İmamoğlu, asıl hedefin Cumhuriyet, demokrasi ve adaleti ortadan kaldırmak olduğunu öne sürdü. Mücadelenin CHP içinde mi devam etmesi gerektiği yoksa yeni bir parti kurulmasının mı gündeme gelebileceği sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız. O yol, hukukun, delegelerimizin ve millet iradesinin emrettiği şekliyle yol arkadaşım Sayın Özgür Özel’in Genel Başkanlığı’ndaki CHP’dir. Fakat hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür.”
Muhalefetin kriz yaşamadığını savunan İmamoğlu, asıl sorunun iktidarın muhalefete yönelik baskıları olduğunu söyledi.
“Türkiye’deki bütün demokratların birleşmesi gerekiyor”
Olası yeni bir siyasi oluşumun lider merkezli mi yoksa demokrasi cephesi şeklinde mi olması gerektiği sorusuna yanıt veren İmamoğlu, Türkiye’deki bütün demokratların birleşmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin doğusunu, batısını, kuzeyini, güneyini, kırsalını ve kentini kapsayan bir anlayışa ihtiyaç olduğunu ifade eden İmamoğlu, Genel Başkan Özgür Özel ile başlattıklarını söylediği “değişim hareketinin” özünün de bu olduğunu dile getirdi.
İmamoğlu, Özgür Özel’in “24 Mayıs bir milattır” değerlendirmesine katıldığını belirterek, bu tarihin demokrasi cephesi ile kendilerine göre yargı müdahalesini destekleyenler arasındaki ayrışmayı simgelediğini savundu.
“Atatürk’ün açtığı yoldan yürümeye devam edeceğiz”
Yeni bir oluşumun ideolojik eksenine ilişkin soruya yanıt veren İmamoğlu, sosyal demokrasi, hukuk devleti, güçlü ekonomi, akılcı diplomasi, sosyal devlet, kalkınma, milli tarım, yerli sanayi ve güçlü savunma sanayii hedefleri doğrultusunda çalıştıklarını söyledi.
Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu, herkes için özgürlük, demokrasi, adalet ve refah istediklerini ifade etti.
“Muhalefete yönelik bir seferberlik dönemi başladı”
Türkiye’de “CHP sonrası muhalefet” tartışmasının başlayıp başlamadığı sorusuna da yanıt veren İmamoğlu, yaşananların muhalefeti seçim güvenliği ve sandığın korunması etrafında daha geniş bir iş birliğine yönelteceğini söyledi. Bu iş birliğinin bir seçim ittifakından ziyade seçimin varlığı ve sandık güvenliği ittifakı olması gerektiğini ifade etti.
MHP’ye yanıt: CHP’nin yol haritasını partililer belirler
Devlet Bahçeli’nin CHP’ye yönelik açıklamalarını değerlendiren İmamoğlu, CHP’nin yol haritasını yalnızca partililerin belirleyebileceğini söyledi. İktidar çevrelerinin ya da CHP’nin kurultay sürecine müdahale ettiğini düşündüğü çevrelerin görüşlerinin bir değer taşımadığını belirten İmamoğlu, hukukun kurultayı gerektirdiğini savundu.
“Barış umudu zarar görüyor”
Kürt sorununun çözüm süreci ve İmralı Heyeti’nin açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, terörsüz ve demokratik Türkiye hedefinin zarar gördüğünü öne sürdü.
Pervin Buldan’ın çabalarına saygı duyduğunu belirtirken, demokrasi ve hukuk alanındaki sorunlar çözülmeden toplumun güven duygusunun yeniden tesis edilmesinin zor olduğunu ifade etti. Toplumun ciddi bir güvensizlik içinde bulunduğunu söyleyen İmamoğlu, kalıcı çözümler için vatandaşlara güven verilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Bu CHP’nin iç meselesi değil”
Yaşananların CHP’nin iç meselesi olup olmadığı sorusuna ise, bunun bir parti içi tartışma değil, seçimli demokrasinin geleceğini ilgilendiren bir mesele olduğunu savunarak yanıt verdi. 2017 referandumu ve 2019 İstanbul seçimlerinin iptalini hatırlatan İmamoğlu, bugün muhalefetin devlet gücü kullanılarak yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
İmamoğlu, bunun Türkiye’de milletin sandık yoluyla iktidarı değiştirme hakkının korunup korunamayacağıyla ilgili temel bir mesele olduğunu belirterek açıklamalarını tamamladı.




