Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. Verilere göre, haziran ayında en yüksek reel getiri yüzde 2,42 ile devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) gerçekleşti. Vadeli mevduat hesapları ise yaklaşık yüzde 2,17'lik reel getirisiyle yatırımcısına en fazla kazandıran ikinci yatırım aracı oldu.
Devlet tahvilleri ilk sırada yer aldı
Haziran ayında yatırım araçları arasında en yüksek reel getiriyi devlet iç borçlanma senetleri sağladı. Uzmanlar, tahvil piyasasında fiyat ve faiz arasında ters yönlü bir ilişki bulunduğunu belirterek, tahvil değerindeki yükselişin yatırımcı getirisini artırdığına dikkat çekiyor. Faiz oranlarının gerilemesiyle birlikte mevcut tahvillerin piyasa değerinin yükseldiği ifade ediliyor. Bu durum, özellikle sabit getirili yatırım araçlarına olan ilgiyi artırdı.
Altın ve döviz yatırımcısı reel kayıp yaşadı
Haziran ayında altın ve döviz yatırımcıları ise enflasyondan arındırılmış hesaplamalara göre değer kaybıyla karşı karşıya kaldı. Verilere göre altın yaklaşık yüzde 10 reel kayıp yaşarken, euroda yaklaşık yüzde 9,5, dolarda ise yüzde 8'e yakın reel düşüş görüldü. Uzmanlar, yatırım araçlarında alım ve satım zamanlamasının getiriler üzerinde belirleyici olduğuna işaret ediyor. Piyasalardaki fiyat hareketlerinin yakından takip edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Küresel gelişmeler piyasaları etkiledi
Ekonomi çevrelerine göre, ABD ile İran arasında gerilimin azalması ve petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel piyasalardaki risk algısını etkiledi. Bu gelişmelerin Türkiye piyasalarına yönelik yatırımcı güvenini desteklediği ve sermaye akışına katkı sağladığı değerlendiriliyor. Küresel gelişmelerin yatırım araçlarının performansı üzerinde belirleyici olmaya devam ettiği ifade ediliyor.
Borsa İstanbul'da jeopolitik gelişmeler yakından izleniyor
Borsa İstanbul'da yılın büyük bölümünde görülen yükseliş eğilimi, son dönemde jeopolitik gelişmelerin etkisiyle dalgalı bir görünüm sergiledi. Uzmanlar, uluslararası gelişmelerin hisse senedi piyasalarında kısa sürede sert fiyat hareketlerine neden olabildiğini belirtiyor. Özellikle bölgesel gerilimlerin yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilediği ifade ediliyor. Bu nedenle piyasalarda jeopolitik risklerin yakından takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor.