TBMM Genel Kurulu’nda Halk TV’ye kayyum atanmasına ilişkin tartışmalar yaşandı. YENİ Parti’nin konuyla ilgili araştırma komisyonu kurulması yönündeki önergesi, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Görüşmelerde YENİ Parti, Yeni Yol Grubu, İYİ Parti ve CHP temsilcileri uygulamaya tepki gösterirken, AK Parti adına konuşan Oğuzhan Kaya ise yürütülen adli soruşturmaya ve mali incelemelere dikkati çekti.
YENİ Partili Özkan: İdam cezası yok, televizyonu niye idam ettiniz?
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da gündeme geçilmeden önce siyasi partilerin grup önerileri görüşüldü.
YENİ Parti, Halk TV’ye kayyum atanmasına ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu kurulması için önerge verdi. Önerinin gerekçesini açıklayan YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki göstererek adil yargılanma, lekelenmeme ve kendini savunma haklarına dikkati çekti.
Özkan, "İdam cezası yok, televizyonu niye idam ettiniz" dedi. Halk TV çalışanlarının ve kanalı izleyenlerin de uygulamadan etkilendiğini belirten Özkan, "Orada çalışanlara yazık değil mi? Bize yazık değil mi onları izleyenler olarak? Ceza katlanarak geliyor. O zaman sizden ricam empati yapmanızdır" diye konuştu.
Özkan’dan Halk TV için kooperatif önerisi
Halk TV’nin faaliyetlerine devam etmesi için çözüm önerisini de paylaşan Özkan, kanalın çalışanlara bırakılmasını istedi.
Özkan, şöyle konuştu:
Halk TV’yi çalışanların kayyımlığına bırakın. Madem kayyım merakınız var, madem kayyım olsun istiyorsunuz, karartmak, kapatmak yerine çalışanlarına bırakın, onlar kooperatifle, imeceyle bu işi hallederler. Bizim mutlaka ve mutlaka buna bir çözüm bulmamız lazım. Halk TV’de kimse yargılanmasın, Halk TV aman hukuktan uzak… Öyle bir şey yok efendim ama yayını sürsün, yayını ortadan kaldırdınız.
Yeni Yol Grubu’ndan Şahin: Bu memleket sizin çiftliğiniz değil
Yeni Yol Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili İdris Şahin de Halk TV’ye yönelik işlemi eleştirdi. Şahin, yaşananların demokratik bir ülkede görülmemesi gerektiğini savunarak sabah saatlerinde karşılaşılan tabloya tepki gösterdi.
Şahin, geçmişte iktidar sıralarında oturan siyasetçilerin demokrasiye ilişkin açıklamalarını hatırlatarak şöyle konuştu:
"Gerçekten bugün sabah karşılaştığımız manzara demokratik bir ülkede en son göreceğimiz hadisedir. Çünkü biz yıllarca, özellikle manşetlerle vuruşa vur uşa iktidara gelen bu sıralardaki arkadaşların söylediği bir söz vardı: ‘Sabah kapımızı çalanın sütçü olduğuna emin olduğumuz anda Türkiye’de tam manasıyla demokrasinin yerleşmiş olduğunu anlarız.’ demiştik. Ama üzülerek ifade ediyorum ki 24 yılın sonunda gelinen aşamada artık kapıyı sabahın köründe kimlerin çalacağını net olarak görüyoruz. Bu çok acı ve vahim bir tablo."
Anayasa’nın 28’inci maddesinde yer alan "Basın hürdür, sansür edilemez" hükmünü hatırlatan Şahin, Halk TV’ye yönelik işlemlerin sonlandırılması çağrısında bulundu.
Şahin, "Bugün halkın televizyonundan derhâl elinizi çekiniz. Halkın televizyonundan elinizi çekiniz ki burada milyarlarca liralık fon vurgununda milletin parasının hesabını sormaya gelince ortada yoksunuz, gazetecileri susturmaya gelince bütün gücünüzü seferber ediyorsunuz. Gerçekten bu işlerden sıkılmak gerekir. Biraz da hukuktan korkmak gerekir." ifadelerini kullandı.
İYİ Partili Taşcı: Gazeteciliği susturmak bir suçla mücadele yöntemi değildir
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı, suç işleme özgürlüğünün iktidar, muhalefet veya medya için söz konusu olamayacağını belirtti. Suç isnatları ile halkın haber alma hakkı arasında bağ kurulmasına tepki gösteren Taşcı, medya patronlarının kamu kaynakları üzerinden usulsüzlük yapma özgürlüğü bulunmadığını söyledi.
Taşcı, "Suç işleme özgürlüğü diye bir şey olmaz; iktidar için de olmaz, muhalefet için de olmaz, medya için de olmaz. Hiçbir medya patronunun Ziraat Bankası’nın 800 milyonluk kredisini batırmak, kamuyu zarara sokmak gibi bir özgürlüğü olamaz mesela. Hiçbir medya patronunun Halkbank’a ‘Oradan bana 2 milyon yolla’ talimatı vermek gibi bir hak ve özgürlüğü olamaz" dedi.
Kamu gücünün suçların üzerini örtmek amacıyla kullanılmasına karşı olduğu gibi medya gücünün de suçun kalkanı hâline getirilmesine karşı olduğunu ifade eden Taşcı, gazeteciliğin susturulmasının suçla mücadele yöntemi olarak görülemeyeceğini vurguladı.
Taşcı, "Ama bu sabah yaşadıklarımız, bu sabah mevzubahis olan suç isnatları ile halkın haber alma hakkı arasında nasıl bir illiyet bağı kuruldu ki şafak baskını gazeteciliğe yapıldı. Gazeteciliği susturmak bir suçla mücadele yöntemi değildir, olamaz." diye konuştu.
Türkiye’de kayyum atanması gereken başka kurum ve yapılar bulunduğunu savunan Taşcı, ekonomik sorunlar ve yoksulluğa da dikkati çekerek, "Bir kayyum atanacaksa eğer Türkiye’ye sefil yaftası astıranlara atayalım hep beraber" ifadelerini kullandı.
CHP’li Berberoğlu: Oradan bir AKP medyası çıkmaz
CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, yaklaşık yedi yıldır Halk TV ekranlarına çıkmadığını belirterek medya kuruluşlarının siyasi tutumlarına göre değerlendirilmesine karşı çıktı.
Halk TV’nin muhalif bir yayın çizgisi bulunduğunu söyleyen Berberoğlu, bir medya kuruluşunun farklı siyasi partilere yönelik tutumunun farklı ölçütlerle değerlendirilmesinin meslek ilkelerine aykırı olduğunu dile getirdi.
Berberoğlu, "Bu kanal bir muhalefet kanalı, hiç tartışmasız bir şekilde, hiçbir şekilde bu kanalı eleştirmeden sözlerime başlamak istiyorum. Çünkü bu kanal AKP’yi kızdırdığı zaman ‘İyi muhalefet yapıyor’ ama CHP’ye tavır koyduğu zaman ‘Kötü muhalefet yapıyor’ diye bir ayrıma gitmek zaten medya mesleğinin temel ilkelerine aykırıdır" dedi.
Otuz beş yıllık medya geçmişinde tehdit edildiğini, hakkında şikâyetlerde bulunulduğunu ve görevden alınması için girişimler yapıldığını anlatan Berberoğlu, Halk TV’nin de kendisini rahatsız eden siyasi çevrelerin tepkileriyle karşılaştığını söyledi.
Berberoğlu, "Her medyayı, rahatsız ettiği siyaset grubu, parti, kişi o medya grubunu ortadan kaldırmaya çalışırsa bu iş olmaz, yürümez, bunun da adına ne ‘demokrasi’ denir ne ‘ifade özgürlüğü’ denir ne ‘medya ve basın özgürlüğü’ denir" ifadelerini kullandı.
AK Partili Kaya’dan “30 milyar” açıklaması
AK Parti Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya ise Halk TV’ye yönelik tedbirleri savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına atıfta bulunan Kaya, tedbirlerin yürütülen adli soruşturma kapsamında dosyaya giren deliller, MASAK raporları ve mali inceleme raporları doğrultusunda alındığını belirtti.
Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında arama ve yakalama kararı bulunduğunu ve Mahiroğlu’nun yurt dışında olduğunu ifade eden Kaya, soruşturmaya konu iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kaya, "Türk yargısında iddialara, 30 milyarı aşkın para hareketlerine, Halk TV’ye harcanan paralara, alınan rüşvetlere, İstanbul ve İzmir’de kurulan şirketlere, bu şirketler üzerinden aklanan paralara cevap verirler." diye konuştu.
YENİ Parti’nin araştırma önergesi reddedildi
Halk TV’ye kayyum atanmasına ilişkin araştırma komisyonu kurulmasını isteyen YENİ Parti’nin önergesi, TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önergenin reddedilmesinin ardından söz alan YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, AK Parti Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya’nın açıklamalarına tepki gösterdi.
Emir, Kaya’ya hitaben, "Sayın Milletvekili, siz sadece bir milletvekilisiniz; savcı değilsiniz, hâkim değilsiniz" dedi.
Emir: Kayyum uygulaması cezaya dönüştü
Tutuklama ve kayyum uygulamalarının tedbir olmaktan çıkarak cezaya dönüştüğünü savunan Emir, bir televizyon kanalına kayyum atanmasının kanalın faaliyetlerini ve yayınlarını ortadan kaldırmak anlamına geldiğini ifade etti.
Herkesin yargılanabileceğini ve hesap verebileceğini ancak bunun bağımsız mahkemeler önünde gerçekleşmesi gerektiğini belirten Emir, soruşturma iddiaları gerekçe gösterilerek bir yayın kuruluşunun faaliyetlerinin engellenmesine karşı çıktı.
Emir, "Herkes yargılanabilir, herkes hesap verebilir ama bağımsız mahkemelerde. Ama tutuklanmadan ve şirketler bakımından, kanallar bakımından da o kanalda bir suç varsa o suçun üstüne gidilir. Ama o kanalı kurarken ‘Sen bir yerden para aldın’ iddiasıyla o kanalın kapatılması, nefesin kesilmesi, sözün bitirilmesi ve milletin gözünden fon vurgununun, yolsuzluğunun kaçırılma girişimidir. Sizin bu hırsızlıklarınızı, bu yolsuzluklarınızı millet duymazsa, millet görmezse siz de üstünü kapatabileceğinizi zannediyorsunuz ama yargıçlarla, tutuklamalarla, kayyumlarla buraya kadar yapabilirsiniz. Yolun sonuna geldiniz" diye konuştu.




