Küresel piyasalarda haftanın en çok takip edilen gelişmelerinden biri altın fiyatlarında yaşanan sert düşüş oldu. Güvenli liman olarak görülen değerli metaldeki geri çekilmede, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden güçlenmesi, doların değer kazanması ve jeopolitik risklerde yaşanan gerileme etkili oldu. Altın fiyatlarında yaşanan düşüş, yatırımcıların hem kısa vadeli hareketleri hem de değerli metalin uzun dönem performansını yeniden değerlendirmesine neden oldu. Mevcut görünüm, altında uzun yıllardır görülmeyen kayıpların gündeme gelmesine yol açtı.
Fed’in faiz politikası altın üzerinde baskı oluşturdu
Altın fiyatlarındaki geri çekilmenin temel nedenlerinden biri ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentiler oldu. Enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasının devam edebileceği beklentisi, faiz getirisi bulunmayan altına yönelik talebi azalttı. Yatırımcılar, yüksek faiz ortamında daha fazla getiri sağlayabilecek yatırım araçlarına yönelirken altının cazibesi zayıfladı. Piyasalarda Fed’in yıl içinde faiz artışlarına devam edebileceği beklentileri öne çıktı. CME FedWatch verilerine göre, eylül ayında faiz artışı ihtimali piyasalarda yaklaşık yüzde 64 seviyesinde fiyatlanıyor. Bu beklenti, altın üzerinde oluşan satış baskısının önemli nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Güçlü dolar altın fiyatlarını aşağı çekti
Altındaki düşüşte etkili olan bir diğer önemli unsur ise ABD dolarındaki yükseliş oldu. Doların değer kazanması, altını farklı para birimleri kullanan yatırımcılar için daha pahalı hale getiriyor. Bu durum küresel altın talebini sınırlandırırken, dolar ve faiz beklentilerinin birlikte hareket etmesi değerli metal üzerindeki baskıyı artırdı.
Jeopolitik risklerin azalması güvenli liman talebini düşürdü
Son dönemde altın fiyatlarını destekleyen önemli unsurlardan biri küresel jeopolitik belirsizlikler olmuştu. Özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler nedeniyle yatırımcıların güvenli liman arayışı altına yönelimi artırmıştı. Ancak bölgede tansiyonun düşmesiyle birlikte korunma amaçlı altın alımlarında azalma görüldü. Güvenli liman talebindeki zayıflama, fiyatlardaki geri çekilmenin hızlanmasına neden olan faktörler arasında yer aldı.
Altında 18 yıl sonra bir ilk gündemde
Altındaki düşüş yalnızca günlük fiyat hareketleriyle sınırlı kalmadı. Değerli metalin aylık ve çeyreklik performansı da yatırımcıların dikkatini çekti. Mevcut görünümün devam etmesi halinde altının 2024 yılından bu yana ilk kez bir çeyreği düşüşle tamamlayabileceği belirtiliyor. Ayrıca piyasa verileri, 2013 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en sert çeyreklik kayıplardan birinin yaşanabileceğine işaret ediyor. Aylık bazdaki performans da dikkat çekiyor. Spot altının ons fiyatı yüzde 1,5 gerileyerek 3 bin 956 dolar seviyelerine kadar düştü. Aylık kayıp yüzde 12,7 seviyesine ulaşırken, bu görünümün devam etmesi halinde altının Ekim 2008’den bu yana en sert aylık düşüşünü yaşaması bekleniyor.
Uzmanlar faiz ve dolar etkisine dikkat çekiyor
Piyasa uzmanları, altının yönünü belirleyecek temel unsurların başında Fed kararları, dolar hareketleri ve ABD’den gelecek ekonomik verilerin geldiğini ifade ediyor. Marex analisti Edward Meir, normal şartlarda jeopolitik risklerin ve enflasyon endişelerinin altın için destekleyici olduğunu ancak mevcut piyasa koşullarında faiz ve dolar etkisinin daha belirleyici hale geldiğini söyledi. Meir, yılın ikinci yarısında ons altının 3 bin 500 ile 4 bin 400 dolar aralığında hareket edebileceğini öngördü.
Piyasalar ABD verilerine odaklandı
Altın yatırımcılarının gözü şimdi ABD’den gelecek ekonomik verilere çevrildi. Haziran ayına ilişkin özel sektör istihdam verileri ve tarım dışı istihdam rakamları, Fed’in gelecek dönemde izleyeceği para politikasına ilişkin önemli sinyaller verecek. İstihdam piyasasının güçlü kalması durumunda faiz artışı beklentilerinin desteklenebileceği, daha zayıf verilerin ise Fed’in daha ılımlı politika izlemesine neden olarak altına yeniden destek sağlayabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde altının yönünü; Fed’in faiz politikası, doların seyri, küresel ekonomik gelişmeler ve jeopolitik riskler belirleyecek. Faiz baskısının sürmesi halinde satışların devam edebileceği, küresel risklerin yeniden artması durumunda ise altına olan talebin güçlenebileceği ifade ediliyor.