Arı, ifadesinde şunları söyledi:
"Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya daha konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfının naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi. Haberimden çok kısa süre sonra bu konu ile ilgili vakıflar genel müdürlüğü tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Hemen ardından bu olayla ilgili Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından operasyon düzenlendi. Ve bu vakfın soyulması ile ilgili 2 ayrı iddianame düzenlenip dava açıldı. Yunus Emre Vakfı soygunu haberleri nedeniyle Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik, Avrupa Birliği Araştırma Gazetecilik ve Barış Selçuk Gazetecilik ödülünü aldım. Bana göstermiş olduğunuz görseli ben oluşturmadım. Kaldı ki Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un fotoğrafının yer almasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü bu vakıf kendisine bağlıdır. Gizlilik kararına yönelik ise şunu ısrarla vurgulamak isterim; Yunus Emre Vakfına dair 2 ayrı dava kamuya açık bir şekilde yürütülmektedir ve hatta ben bu davalardan birine Ankara Adliyesinde bir gazeteci olarak takip ettim."
Arı, gözaltına alınma sürecini ise şöyle anlattı:
"Yaklaşık 3 ay önce çekilen bir video nedeniyle gözaltına alındığımı vurgulamak istiyorum. Video içeriğinde halkı yanıltıcı bilgi yoktur. Video da bahsettiğim vakıfların internet sitesi vardır, orada yöneticilerin ve mütevelli heyeti üyelerinin isimleri yer almaktadır. Aslında anlattıklarımın çok büyük bir kısmı her vatandaşın açık kaynak araştırması denilen internet araştırması ile ulaşabileceği bilgilerdir. Ben Cumhurbaşkanlığının verdiği basın kartına sahip gazeteciyim, yaklaşık 7 yıldır BirGün Gazetesinde muhabir olarak çalışmaktayım. Bayram ziyareti için gittiğim Tokat'ın Turhal ilçesinde misafir olduğum evde dün akşam 22.00’da gözaltına alındım. Gece uzun bir kara yolculuğu yaptım, sabaha karşı Ankara’ya geldim, oldukça pis ve böceklerin gezdiği nezarethanede tutuldum, yani oldukça yorgun ve uykusuzum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımda defalarca soruşturma açıldı, ne zaman ifadeye davet edilsem hemen gittim, bu soruşturma kapsamında da ifadeye çağrılsam yine hemen giderdim. Ancak bir bayram günü gözaltına alınmam tercih edildi. Yaklaşık 8 aydır hakkımda Ankara Valiliğince verilmiş koruma kararı vardır, ben Ankara’da iken her gün bu devletin 2 polisi ile birlikteyim. Bu 2 polis koruma kararının icrası için bana eşlik etmektedir. Her gün yanında 2 polis olan gazeteci hakkında gözaltı kararı verilmiş olmasına da ayrıca dikkat çekmek isterim."
Arı, soruşturma kapsamındaki diğer içeriklerle ilgili olarak da şunları ekledi:
"Genel olarak soruşturma dosyası kapsamında, şunu vurgulamak istiyorum. Bir video ile başlayan soruşturmaya sonradan 3 içerik daha eklendi. Özellikle son 1 yıldır yaptığım haberlerin bazı bürokratlar ve siyasilerin oldukça rahatsız ettiğini biliyorum. Bana gösterilen bu 4 paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum. Bir bayram günü gözaltına alınan gazeteci olarak adalete inanmak istiyorum. Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım. Gözaltına alındığım saatten itibaren Emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir. Bugün Ankara ve İstanbul’da yüzlerce yurttaş, anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim bir an evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır."