Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftlik evinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. İlk incelemelerde “doğal ölüm” olarak değerlendirilen olay, 25 Ağustos 2026 tarihli Adli Tıp uzmanı bilirkişi raporunun ardından yeniden soruşturma konusu oldu. Raporda ölümün “şüpheli” olduğunun tespit edilmesinin ardından Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı. CNN TÜRK İstanbul Haber Koordinatörü Nihat Uludağ ile Hürriyet Gazetesi Özel Haberler Müdürü Musa Kesler, Denizolgun’un hayatını kaybettiği çiftlik evine giderek soruşturma dosyasındaki ayrıntıları aktardı.
Denizolgun çiftliğe ne zaman geldi?
Yaklaşık 10 dönümlük arazi üzerinde bulunan ve yüksek duvarlarla çevrili çiftlik evinin, Denizolgun tarafından haftada bir veya iki gün kullanıldığı, burada at bindiği belirtildi. Soruşturma dosyasındaki ifadelere göre Denizolgun, 6 Eylül 2016 günü saat 15.00 sıralarında kendi kullandığı araçla çiftliğe geldi. O sırada çiftlikte Türkmenistan uyruklu seyis Rıfat Kadiroğlu bulunuyordu. Yaklaşık iki saat at binen Denizolgun, saat 17.00 sıralarında çiftlikteki iki katlı müştemilata geçti. Kadiroğlu’nun ifadesine göre Denizolgun, eve girdikten sonra bir daha dışarı çıkmadı. Seyis, daha önce aldığı talimat nedeniyle Denizolgun evdeyken yanına gitmediğini ve kendisini rahatsız etmediğini söyledi.
Ertesi sabah şoförü geldi
7 Eylül sabahı saat 07.00 sıralarında Denizolgun’un şoförü Murat çiftliğe geldi. Seyisten Arif Bey’in hâlâ evden çıkmadığını öğrendi. Bir süre sonra çiftlikten ayrılan Murat’ın daha sonra telefonla yeniden arayarak Denizolgun’un evden çıkıp çıkmadığını sorduğu belirtildi. Ancak Denizolgun’dan hâlâ haber alınamaması üzerine akşam saatlerine kadar beklenildi. Saat 19.00-20.00 sıralarında müştemilata giren seyis Rıfat Kadiroğlu, Denizolgun’u ikinci katta üçlü koltuk üzerinde hareketsiz halde buldu. Denizolgun’un üzerinde at binerken kullandığı kıyafetlerin bulunduğu, ağzının kenarında ise kurumuş kan görüldüğü ifade edildi.
Cansız beden bulundu, polise saatler sonra haber verildi
Denizolgun’un cansız bedeninin bulunmasının ardından şoför Murat ile Kısıklı’daki evinde çalışan ve ifadelerde “yaver” olarak geçen Ahmet Soygel’in de çiftliğe geldiği belirtildi. Soruşturma dosyasındaki dikkat çekici ayrıntılardan biri ise bedenin bulunması ile polise haber verilmesi arasında geçen süre oldu. Denizolgun’un cansız bedeni 7 Eylül akşamı 19.00-20.00 sıralarında bulunmasına rağmen durumun polise 8 Eylül saat 01.30 sıralarında bildirildiği kaydedildi. Olay yerine ilk gelenler arasında Denizolgun’un yakını Hilmi Tuna Kuriş ile özel doktoru Nurettin’in bulunduğu, ilk ölü muayenesinin de özel doktor tarafından yapıldığı belirtildi. Polis ekiplerinin ise yaklaşık dört saat sonra olay yerine geldiği aktarıldı. Soruşturma kapsamında bu gecikmenin nedeninin de araştırıldığı belirtildi.
İlk soruşturmada şüpheler seyis üzerinde yoğunlaştı
Dosyadaki ifadelerde seyis Rıfat Kadiroğlu’nun, Denizolgun’dan uzun süre haber alamamasına rağmen eve girmeye “çekindiğini” söylediği görüldü. İlk soruşturmada şüpheli sıfatıyla yer alan tek kişinin Kadiroğlu olduğu belirtildi. Daha sonra şoför Murat ve Ahmet Soygel’in de ifadeleri alındı. Denizolgun’u canlı gören son kişinin, cansız bedenini bulan kişinin de yine seyis olması nedeniyle ilk soruşturmada şüphelerin Kadiroğlu üzerinde yoğunlaştığı kaydedildi.
Ölüm önce beyin kanaması olarak değerlendirildi
İlk soruşturmanın ardından hazırlanan adli tıp raporunda Denizolgun’un ölüm nedeni “travmatik olmayan beyin kanaması” olarak belirtildi. Raporda beyin kanamasının dışarıdan alınan bir darbeye bağlı olmadığı değerlendirmesi yer aldı. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı da bu rapora dayanarak ölümü doğal kabul etti ve takipsizlik kararı verdi. Ancak Denizolgun’un yakınları daha sonra soruşturmanın ve hazırlanan raporların yeterli olmadığı yönünde itirazlarda bulundu. Yeğenleri Fatih Beyazıt Denizolgun ve Fatih Süleyman Denizolgun’un ilgili makamlara yaptığı başvuruların ardından dosya yeniden incelenmeye başlandı.
145 fotoğraf ve video yeniden incelendi
Yeniden yapılan incelemelerde dönemin otopsi kayıtlarının yanı sıra 145 fotoğraf ve video kaydının da bilirkişiler tarafından değerlendirildiği belirtildi. 25 Ağustos 2026 tarihli Adli Tıp uzmanı bilirkişi raporunda ölümün “şüpheli” olduğunun değerlendirilmesiyle, 2016 yılında doğal ölüm olarak kayıtlara geçen olay yeniden soruşturma kapsamına alındı.
Soruşturmanın odağında zaman çizelgesi var
Soruşturmanın önemli başlıklarından birini Denizolgun’un 6 Eylül günü saat 17.00 sıralarında eve girmesinden, 7 Eylül akşamı cansız bedeninin bulunmasına kadar geçen süre oluşturuyor. Bunun yanı sıra bedenin bulunmasından polise haber verilmesine kadar geçen yaklaşık dört saatlik sürenin neden yaşandığının da soruşturma kapsamında aydınlatılması bekleniyor. Denizolgun’un ölümünün cinayet olup olmadığı ise yürütülen soruşturma ve yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak.