Danıştay, özel eğitim sınıflarında kamera sistemi kurulmasını engelleyen düzenlemeyi hukuka aykırı bularak iptal etti. Kararla birlikte özel eğitim sınıflarında kamera sistemi kurulmasının önündeki idari engel kaldırılırken, çocukların üstün yararının korunması ve güvenliklerinin sağlanması açısından uygulamanın kamu yararına uygun olduğu vurgulandı.

Emsal niteliğinde karar

Kabul, Eşitlik, Dahil Olma, İstihdam (KEDİ) Otizm Derneği ile İnegöl Otizm Dayanışma Derneği tarafından açılan davada verilen karar, özel gereksinimli öğrencilerin güvenliğinin artırılması ve eğitim ortamlarında denetimin güçlendirilmesi açısından emsal niteliği taşıyor.

Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen kararla birlikte kamera sistemlerinin kurulmasına yönelik idari engel ortadan kalktı. Uygulamaya ilişkin usul ve esasların ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemelerle belirlenmesi bekleniyor.

Kararda, iletişim güçlüğü yaşayan birçok özel gereksinimli çocuğun ihmal, istismar ve şiddet gibi durumları çoğu zaman ifade edemediğine dikkat çekilerek, kamera sistemi kurulmasının çocukların üstün yararının korunması ve güvenliklerinin sağlanması açısından kamu yararına uygun olduğu ifade edildi. Kararın hem öğrencilerin güvenliğinin artırılmasına hem de olası ihmal ve istismar iddialarının daha etkin şekilde soruşturulmasına katkı sağlaması öngörülüyor.

5 kritik başlıkta NATO Zirvesi: Ankara'da tarihi kararlar
5 kritik başlıkta NATO Zirvesi: Ankara'da tarihi kararlar
İçeriği Görüntüle

"Sessiz çığlığa kukuki karşılık"

Kararı değerlendiren KEDİ Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen, "Danıştay, kendini ifade edemeyen çocukların sessiz çığlığına hukuki bir karşılık vermiş oldu. Biz bu kararı sadece bir güvenlik önlemi olarak değil, aynı zamanda özel eğitimde şeffaflığın ilk adımı olarak görüyoruz." dedi.

Dikmen, ailelerden en sık gelen şikayetlerin çocukların vücutlarında görülen açıklanamayan morluklar, yaralanmalar ve eve döndüklerinde yaşadıkları ani davranış değişiklikleri olduğunu belirtti. Bu nedenle kamera sisteminin önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade eden Dikmen, ailelerin "O gün sınıfta ne oldu?" sorusuna çoğu zaman net bir yanıt alamadığını söyledi.

Kendilerine sıklıkla "Düştü", "Arkadaşı yaptı" ya da "Kendi kendine zarar verdi" şeklinde açıklamalar yapıldığını aktaran Dikmen, bu cevapların aileleri tatmin etmediğini dile getirdi. Ayrıca bazı özel eğitim sınıflarında derslerin verimli işlenmediğine yönelik duyumlar aldıklarını belirterek bunun çocukların eğitim hakkının ihlali anlamına geldiğini kaydetti.

"Kamera olmadığı için aydınlatılamayan çok sayıda olay var"

Sınıflarda kamera bulunmaması nedeniyle birçok olayın aydınlatılamadığını söyleyen Dikmen, şu değerlendirmede bulundu:

"İçimize sinmeyen pek çok olayla karşılaştık. Bunların çoğunda idari soruşturma bile açılamadı. Güçlükle yargıya taşınan dosyalarda ise somut delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik ya da beraat kararları verildi. Çocuğun beyanı yetersiz görülüyor, tanık ise çoğu zaman olayın faili olduğu iddia edilen kişi oluyor. Böyle olunca adalet maalesef tecelli edemiyor. Kamera olsaydı bugün pek çok çocuk travmalarıyla baş başa kalmayacak, failler de cezasız kalmayacaktı."

Kamera sistemlerinin en önemli katkısının caydırıcılık ve denetlenebilirlik olacağını ifade eden Dikmen, kayıt altında olunduğunun bilinmesinin kötü niyetli davranışların önüne geçebileceğini söyledi. Ayrıca kameraların nöbet, kaza ve acil sağlık durumlarında müdahale süreçlerinin incelenmesi ile olası ihmallerin tespitinde önemli bir veri kaynağı oluşturacağını belirterek, "Mahremiyet elbette kutsaldır. Ancak bize göre yaşama hakkı mahremiyetten önce gelir."

Canlı yayın değil, güvenli kayıt sistemi

Kamera sistemlerinin çocukların mahremiyetine yönelik en büyük riskinin görüntülerin yetkisiz kişilerin eline geçmesi olduğunu belirten Dikmen, bu nedenle canlı yayın talep etmediklerini vurguladı.

Dikmen, "Biz kayıt sistemi istiyoruz. Bu kayıtlara yalnızca adli veya idari bir vaka durumunda mülki amir ya da müfettiş onayıyla erişilmesini savunuyoruz. Görüntüler devletin güvenli sunucularında saklanmalı ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na uygun şekilde muhafaza edilmelidir." diye konuştu.

Kamera kayıtlarının yalnızca öğrencileri değil, görevini hakkıyla yerine getiren öğretmenleri de koruyacağını belirten Dikmen, haksız ithamlarla karşı karşıya kalan eğitimciler için kayıtların önemli bir güvence olacağını ifade etti. Sistemin hem zan altında kalmayı hem de iftiraları önleyeceğini, aynı zamanda mesleki etik standartlarının yükselmesine katkı sağlayacağını söyledi.

Bakanlıktan düzenleme bekleniyor

Serap Dikmen, Danıştay kararının uygulanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığının gerekli yönetmelik değişiklikleri ve teknik düzenlemeleri kısa sürede hayata geçirmesini beklediklerini belirtti.

Dikmen, "Özel eğitim kurumlarında kamera sistemlerine ilişkin usul ve esasları belirleyen bir yönerge hazırlanması gerekiyor. Ayrıca kayıtların saklama süresi, erişim yetkileri, teknik altyapı standartları ile tüm özel eğitim sınıflarında sistemin kurulmasına yönelik bütçe ve uygulama takviminin de en kısa sürede açıklanması lazım." dedi.

Kaynak: Sputnik