Kuzey Kıbrıs’taki bir sağlık merkezinde "Danimarkalı sarışın donör" garantisi verilerek servet değerindeki meblağlara pazarlanan üreme hücrelerinin arkasından büyük bir sahtekarlık çıktı. Hacer T.’nin başını çektiği şebekenin Türkiye’den temin ettiği hücrelerle kurduğu bu ağ, DNA incelemesi yaptıran 30 çocuğun genetik analizleriyle gün yüzüne çıkarıldı.

Danimarkalı sarışın olarak pazarlanan üreme hücreleri, Türk kadınlara ait çıktı
İnsan vücudunu ticari bir meta haline getirip haksız servet edinen örgüte karşı başlatılan adli süreçte, usulsüzlüğün ürkütücü boyutlarını kanıtlayan yeni veriler elde edildi. Kataloğa bakarak seçim yapan ve "sarışın, Danimarka menşeili" vaadine inanıp binlerce sterlin ödeme yapan çok sayıda ailenin aldığı üreme hücrelerinin, gerçekte Türk kadınlarına ait olduğu gen haritalarıyla kesinleşti. Mağdur ailelerin bu büyük dolandırıcılığı ancak evlatlarının büyüme sürecinde fark edebildikleri belirtildi.

Yumurtaların Türkiye'den sağlandığı hukuki olarak teyit edildi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kadın üreme hücrelerinin ticaretini yapan Hacer T. ve ekibine yönelik gerçekleştirdiği baskınlarda ulaşılan bulgular, vakanın uluslararası boyuta ulaşarak İngiltere’ye dek uzandığını kanıtladı. Yumurta hücrelerini Türkiye’deki kadınlardan usulsüz yöntemlerle toplayan Kuzey Kıbrıs merkezli firmanın, bu hücrelerin küresel çaptaki Cryos International isimli donör bankasından getirildiğini öne sürdüğü aktarıldı. Buna karşın, emniyet birimlerinin derinleştirdiği soruşturma ve adli tıp birimlerince tamamlanan genetik testler, söz konusu yumurtaların Hacer T.’nin kontrolündeki suç örgütü aracılığıyla Türkiye’den sağlandığını hukuki olarak teyit etti.

Çocuk büyüdükçe anne şüpheye düştü
Tedavinin ardından hamile kalıp Jonah adını verdikleri bebeklerini kucaklarına alan genç çift, evlatlarının zamanla büyümesiyle birlikte hayatlarının şokunu yaşadı. Çocuğun büyüdükçe seçilen katalogdaki gibi sarışın olmaması üzerine şüpheye düşen anne, genetik laboratuvarına başvurarak DNA analizi talep etti. İnceleme sonucunda hazırlanan resmi raporda, bebekte Danimarkalı donöre ait hiçbir genetik izin bulunmadığı kesin olarak belgelendi.

Uğradıkları hileyi fark eden aile, meselenin peşini bırakmayarak Danimarka’daki küresel donör bankası Cryos International ile temas kurdu. Kendilerine sunulan yumurta kodlarını kuruma doğrulatmak isteyen aile, yetkililerin açıklamasıyla bir kez daha sarsıldı. Dünya çapındaki donör bankası kayıtlarını tarayarak KKTC’deki söz konusu kliniğe geçmişte hiçbir şekilde yumurta gönderimi yapılmadığını resmi kanallardan bildirdi.
30 çocuğun biyolojik gen haritasının Türkiye'ye dayandığı tespit edildi
Olayın basında geniş yer bulması ve adli sürecin başlamasıyla birlikte, aynı klinikte benzer vaatlerle işlem yaptıran pek çok yabancı aile de çocuklarına genetik test uygulanması için başvuruda bulundu. Danimarka veya İskandinav kökenli donör vaatleriyle yüksek tutarlara satılan üreme hücrelerinin tamamının sahte olduğu anlaşıldı. Yürütülen detaylı analizler neticesinde en az 30 çocuğun biyolojik soyunun Türkiye’ye dayandığı netlik kazandı.




