Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından yayımlanan 2026 Kadınlar, Barış ve Güvenlik Raporu, çatışmaların kadınlar ve kız çocukları üzerindeki ağır etkisini ortaya koydu. Rapora göre, 2025 yılında çatışmalarda 37 binden fazla sivil yaşamını yitirirken, hayatını kaybedenlerin dörtte birini kadınlar ve kız çocukları oluşturdu. Bu oran, 2021 yılına göre iki katına yükseldi.
Aktif çatışma bölgelerinin 50 kilometre yakınında yaşayan kadın ve kız çocuklarının sayısı yaklaşık 750 milyona ulaştı. 2024 yılına göre 40 milyon artan bu sayı, 1990’dan bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye çıktı.
BM Kadın Birimi (UN Women) İcra Direktörü Sima Bahous, kadınların ve kız çocuklarının savaşların ortasında giderek daha fazla riskle karşı karşıya kaldığını belirterek askeri harcamalar artarken kalkınma yardımlarının azalmasına dikkat çekti. Bahous, çatışmaların önlenmesi, kadın liderliğinin desteklenmesi ve barışın inşasına yatırım yapılmasının aciliyet taşıdığını vurguladı.
Cinsel şiddet vakalarında dört kata yakın artış
Raporda, çatışmalara bağlı cinsel şiddet vakalarındaki artışa da dikkat çekildi. Birleşmiş Milletler tarafından doğrulanan vakaların sayısı, 2022-2025 döneminde yaklaşık dört katına çıktı.
Çatışmalar, kadınların yoksulluk yükünü artırırken ücretsiz ev içi iş ve bakım sorumluluklarını da ağırlaştırıyor. Yaklaşık 170 milyon kadın ve kız çocuğu, hem çatışma bölgelerinde hem de aşırı yoksulluk koşullarında yaşıyor. Bu kişiler, günlük 3 doların altında bir gelirle hayatlarını sürdürmeye çalışıyor.
Çatışmalardan etkilenen bölgelerde yaşayan kadınlar ve kız çocukları, ücretsiz ev işleri ve bakım faaliyetlerine erkeklerden beş kat daha fazla zaman ayırıyor. Bu oran, küresel ortalamanın iki katına karşılık geliyor.
Yeni savaş teknolojileri güvenlik risklerini artırıyor
Rapora göre, savaş yöntemlerindeki değişim ve uluslararası hukuka saygının azalması, kadınların ve kız çocuklarının güvenliğini tehdit ediyor. Yerleşim alanlarında insansız hava araçları ve uzun menzilli silahların daha fazla kullanılması, okul, pazar ve hastane gibi günlük yaşamın merkezindeki alanlarda riskleri artırıyor.
Yapay zekâ destekli askeri teknolojilerin yaygınlaşması da şiddet, zorla yerinden edilme ve güvensizlikle mücadele eden kadınlar ve kız çocukları açısından yeni tehditler oluşturuyor.
Tüm bu koşullara rağmen kadınlar, çatışmaları sona erdirmek ve barışı desteklemek için çalışmalarını sürdürüyor. Sima Bahous, kadınların hayatta kalanlara destek verdiğini, toplulukları bir arada tuttuğunu ve şiddeti önlemek için çaba gösterdiğini belirterek kadınların öncülük ettiği çalışmaların önemine işaret etti.
Barış müzakerelerinde kadınların temsili geriledi
Rapora göre, 2025 yılında dünya genelindeki 57 barış sürecinde görev alan müzakerecilerin yalnızca yüzde 5’i kadındı. Bu oran, 2024 yılında yüzde 7 olarak kaydedilmişti.
Kadınların barış süreçlerine katılımındaki sınırlılık, kaynak yetersizliğiyle de derinleşiyor. Küresel askeri harcamalar 2025’te rekor seviyeye ulaşarak 2,9 trilyon dolara yükselirken, kriz bölgelerinde faaliyet gösteren kadın örgütlerinin yüzde 40’ı ciddi finansman sorunları nedeniyle önümüzdeki yıl faaliyetlerini geçici veya kalıcı olarak durdurma riskiyle karşı karşıya kaldı.
Yerinden edilenlere barınak sağlayan, şiddet mağdurlarını destekleyen ve yerel gerilimlerin azaltılması için çalışan kadın örgütleri, kalıcı barışın sağlanmasında önemli rol üstleniyor.
UN Women, kadınların ve kız çocuklarının haklarının korunması, barış ve güvenlik süreçlerine etkin katılımlarının sağlanması ve kadınların öncülük ettiği çatışma önleme çalışmalarına sürdürülebilir kaynak ayrılması çağrısında bulundu. Kurum ayrıca uluslararası hukuka uyulması ve cezasızlığın sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.





