İzmir’in kentsel dönüşüm, deprem hazırlığı ve yüksek katlı yapıların güvenliği konusundaki tartışmaları yeni bir aşamaya taşındı. Kentin simgelerinden biri olan ve yıllarca konaklama, kültür ile iş turizmine ev sahipliği yapan Çankaya’daki eski Hilton Oteli binası için İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) harekete geçti. 2020 yılında kapılarını kapatmasından bu yana atıl durumda bulunan 142 metrelik binanın deprem performansının incelenmesi için resmi süreç başlatıldı.
Kentin simge gökdeleni için resmi süreç başlatıldı
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hissedarı olduğu İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş. mülkiyetindeki yapı için hazırlanan tebligat, Yapı İnceleme ve İyileştirme Şube Müdürlüğü tarafından yayımlandı. Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf’ın imzasını taşıyan ve 25 Eylül 2026 tarihinde tebliğ edilen yazıda, Konak ilçesi İsmet Kaptan Mahallesi, Gazi Osman Paşa Bulvarı No: 7 adresinde bulunan, 1019 ada 6 parselde kayıtlı çok katlı binanın mevcut durumunun bilimsel ve güncel teknik veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Belgede, yapının 1987-1992 yılları arasında projelendirilerek inşa edildiği ve yaklaşık 142 metre yüksekliğe sahip olduğu hatırlatıldı. Dönemin yönetmeliklerine göre tasarlanan binanın aradan geçen yaklaşık 35 yıllık süreçte maruz kaldığı çevresel etkiler, taşıyıcı sisteminin özellikleri ve bölgenin zemin koşulları dikkate alınarak yeniden incelenmesi gerektiği vurgulandı.

Deprem performansı güncel yönetmeliklere göre değerlendirilecek
İzmir Büyükşehir Belediyesi, eski Hilton Oteli binasının güncel mevzuat ve deprem yönetmelikleri açısından yapı güvenliğinin bilimsel yöntemlerle ortaya konulmasını istedi. Belediyenin hissedarı olduğu yapıda kamu yararı ve can güvenliğinin öncelikli olduğu ifade edildi.
Özellikle 2020 yılında yaşanan İzmir depreminin ardından kentteki yapı güvenliği tartışmaları önem kazanırken, yüksek katlı ve eski yapıların olası bir deprem karşısındaki durumunun belirlenmesi de gündeme geldi. Eski Hilton Oteli için başlatılan süreç kapsamında binanın mevcut durumunun teknik incelemelerle ortaya konulması hedefleniyor.
Mülk sahiplerine süre verildi: Belediye devreye girebilir
Tebligatta öne çıkan başlıklardan biri de mülk sahiplerinin sorumlulukları ve gerekli adımların atılmaması durumunda uygulanabilecek işlemler oldu. İlgili mevzuat uyarınca, binalarda can ve mal güvenliğini sağlayacak tedbirlerin alınmasının öncelikle yapı maliklerinin sorumluluğunda olduğu hatırlatıldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kat maliklerinden 6306 sayılı kanun (Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun) kapsamında gerekli deprem riski tespiti ve teknik inceleme işlemlerini ivedilikle başlatmalarını ve yürütmelerini istedi.
Tebligatta ayrıca, belirtilen yasal süreç içerisinde gerekli adımların atılmaması, yapı incelemelerinin başlatılmaması veya geciktirilmesi durumunda belediyenin ilgili mevzuat kapsamında gerekli iş ve işlemleri doğrudan başlatabileceği bildirildi. Bu durumda ortaya çıkacak maliyetlerin de hisseleri oranında maliklere rücu edileceği belirtildi.
2020’den bu yana atıl durumda
İzmir’in geçmişteki en prestijli yapılarından biri olan eski Hilton Oteli, 2020 yılında ortaklar arasındaki hukuki ve ticari anlaşmazlıklar ile işletme sözleşmesinin sona ermesinin ardından faaliyetlerini durdurdu. Alsancak ve Çankaya’nın kesişim noktasında bulunan 33 katlı betonarme yapı, o tarihten bu yana kullanılmıyor.
Otelin kapanmasıyla birlikte binanın altındaki alışveriş ve ticaret alanları da işlevini yitirdi. İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş.’nin ortakları arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra özel sektör temsilcilerinin de bulunması, yapının geleceğine ilişkin kararların alınmasını zorlaştırdı.
Binanın geleceği incelemelerin ardından netleşecek
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı süreçle birlikte, eski Hilton Oteli binasının geleceğine ilişkin tartışmaların yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Gelişen inşaat teknolojileri, değişen deprem yönetmelikleri ve bölgenin sismik özellikleri dikkate alındığında, 142 metre yüksekliğindeki yapının olası bir afette göstereceği davranış yalnızca binayı kullananları değil, çevredeki yerleşimleri ve yoğun yaya ile araç trafiğini de ilgilendiriyor.
Yapılacak incelemelerin ardından binanın güvenlik durumunun bilimsel verilerle ortaya konulması hedefleniyor. Sürecin sonucunda yapının yıkılması, güçlendirilmesi ya da yeniden işlevlendirilmesi seçeneklerinden hangisinin gündeme geleceği ise gerçekleştirilecek teknik değerlendirmeler ve alınacak kararlarla netlik kazanacak.




