İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’da düzenlenen TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması Ödül Töreni’nde medya, yapay zekâ ve dijital iletişim alanındaki dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Genç iletişimcilerin sektöre yeni bir bakış açısı kazandıracağına inandığını belirten Duran, teknolojinin insanı merkeze alan bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Dijital ortamda doğru bilgiye erişim, dezenformasyonla mücadele ve güvenli iletişim ekosisteminin oluşturulmasının öncelikli konular arasında yer aldığını kaydetti.
Genç iletişimcilere ve TRT’ye teşekkür
Gençlerin enerjisi, özgün fikirleri ve öğrenme isteğiyle medya dünyasına katkı sağlayacağını dile getiren Duran, yarışmaya katılan gençleri gösterdikleri emek, cesaret ve özgüven nedeniyle tebrik etti. Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir platform oluşturduğu için TRT’ye teşekkür eden Duran, yarışmanın bu yıl “Gençlere Önem Vermek Geleceğe Önem Vermektir” sloganıyla 12’nci kez düzenlendiğini hatırlattı.
Bu yıl 15 kategoride gerçekleştirilen yarışmada 15 Temmuz Özel Kategorisi’ne de yer verilmesini anlamlı bulduğunu belirten Duran, 15 Temmuz’un 10’uncu yıl dönümünde yaşananların hafızalarda canlı tutulmasının önemine değindi. TRT ekranlarında yayımlanan “Asırlık Gece” dizisini de anan Duran, yapımda emeği geçenleri tebrik etti.
Yapay zekâ hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor
Yarışmanın iletişim kampanyası temasının “Üretken Yapay Zekâ” olarak belirlenmesine değinen Duran, bu teknolojinin özellikle medya ve iletişim alanında köklü değişimlere yol açtığını söyledi. Yapay zekânın yeni olanaklar sunduğunu ancak beraberinde çeşitli endişeleri de getirdiğini belirten Duran; kişisel verilerin gizliliği, mahremiyet, bilgi kirliliği, algoritmik sansür, dezenformasyon ve sahte içeriklerin oluşturduğu risklere dikkat çekti.
Teknolojinin kontrolsüz kullanımının sağlayabileceği faydaların önüne geçebileceğini ifade eden Duran, insanı merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Teknolojinin ancak insanlığa, adil bir düzene ve olumlu gelişime hizmet ettiği ölçüde değer taşıdığını kaydeden Duran, iletişim ekosisteminin de insani değerler temelinde şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.
Dijital okuryazarlık ve doğru bilgiye erişim vurgusu
İletişim Başkanlığı olarak dijital okuryazarlığın, medya okuryazarlığının ve dezenformasyona karşı toplumsal bilincin geliştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktaran Duran, akademi dünyasıyla da iş birliği içinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğru bilgiye erişimin ve farklı görüşlerin özgürce ifade edilebilmesinin önemine ilişkin sözlerini hatırlatan Duran, Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda İletişimin Yüzyılı haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti. İletişim Başkanlığı, TRT ve Anadolu Ajansı gibi kurumların bu doğrultuda çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Dijital çağda geleneksel iletişim modelinin yerini etkileşim temelli bir yapıya bıraktığını kaydeden Duran, kullanıcıların artık yalnızca içerik tüketmediğini, aynı zamanda içerik ürettiğini dile getirdi. Ancak herkesin içerik üreticisi haline gelmesinin bilginin güvenilirliği konusunda yeni sorunlar doğurduğunu vurguladı.
Bilginin yanı sıra dezenformasyonun da hızla yayıldığına dikkat çeken Duran, doğru bilgiye ilişkin belirsizliğin ortak gerçeklik algısını zayıflatabileceğini belirtti.
Dijital platformların bilgi üzerindeki etkisi
Duran, büyük teknoloji şirketlerinin bilgi dolaşımı üzerindeki etkisinin giderek arttığını ifade ederek arama motorları ve sosyal medya platformlarının algoritmalar aracılığıyla hangi içeriklerin görünür olacağını belirlediğini söyledi.
Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarında üç yılı aşkın süredir devam eden olaylara da değinen Duran, dijital platformların tarafsız mecralar olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Platformların bilgi akışını şekillendirebildiğini ve içeriklerin görünürlüğünü belirleyebildiğini belirten Duran, bu durumu “dijital diktatörlükler” kavramıyla ele aldı.
Medyanın geçmişte sömürgecilik ve emperyalist anlayışlarla kurduğu ilişkiye dikkat çeken Duran, dijital iletişim düzeninde de eşitsiz güç ilişkilerinin, kültürel tahakkümün ve tek taraflı temsillerin yeniden üretilebileceğini ifade etti.
Bu risklere karşı iletişim ve medya alanında dönüşüm gerektiğini belirten Duran, farklı toplumların kendi hikâyelerini kendi sesleriyle anlatabildiği, tek merkezli ve tek sesli temsil anlayışının dışına çıkan bir iletişim düzeninin önemini vurguladı.
Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’na dikkat çekti
Dijital teknolojilerin bilinçli ve dengeli kullanılmasının, bireylerin dijital esenliğini ve iyi olma halini korumak açısından önem taşıdığını kaydeden Duran, güvenli bir dijital ortam oluşturulmasında vatandaşların yanı sıra medya kuruluşlarına, iletişim profesyonellerine, dijital platformlara ve devlete de sorumluluk düştüğünü söyledi.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı tarafından 13 Haziran’da Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nın ilan edildiğini belirten Duran, planla yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması, bu alanda nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi, veri ekosisteminin geliştirilmesi ve hukuki çerçevenin oluşturulmasının hedeflendiğini aktardı.
İletişim Başkanlığının yayınlar, paneller, eğitim programları ve iletişim fakültelerinde öncülük edilen kulüpler aracılığıyla dijital esenliğe katkı sunduğunu ifade eden Duran, TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması’nı da bu çalışmaların bir parçası olarak gördüklerini dile getirdi.
Recep Levent Öztürk’ü andı
Konuşmasının sonunda yarışmaya katılan tüm gençleri, jüri üyelerini ve ödül kazananları tebrik eden Duran, TRT yönetimine genç iletişimcilere fırsat sunduğu için teşekkür etti.
Duran, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden TRT Haber Muhabiri Recep Levent Öztürk’ü de anarak ailesine, yakınlarına ve TRT çalışanlarına başsağlığı ve sabır dileklerini iletti.
Başlığı daha çarpıcı hale getirMetni tekrarları azaltarak sıkılaştır




