BM’ye göre sorun artık geçici kuraklıklar ya da bölgesel su azlığı değil. Tıpkı bir banka hesabından daha fazla harcama yapılması gibi, insanlık doğanın yıllık su gelirinden fazlasını tüketti. Yeraltı su rezervleri, göller, nehirler ve buzullar bu aşırı kullanım nedeniyle hızla tükeniyor.
Raporda yer alan verilere göre, dünyadaki büyük yeraltı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’i uzun vadeli bir düşüş eğiliminde. 1990’dan bu yana büyük göllerin yarısından fazlası küçüldü, birçok nehir ise denizlere ulaşamaz hale geldi. Son 50 yılda yok olan sulak alanların büyüklüğünün Avrupa Birliği yüzölçümüne yaklaştığı belirtildi.
BM uzmanları, onlarca yıl süren kirlilik, tarımda aşırı su kullanımı ve iklim değişikliğine bağlı artan sıcaklıkların, gezegenin “su sermayesini” tükettiğine dikkat çekti. Bu durumun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir kırılma yarattığı ifade edildi.
Rapora göre bugün dünya genelinde yaklaşık 4 milyar insan, her yıl en az bir ay boyunca şiddetli su kıtlığı ile karşı karşıya kalıyor. Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde bu sayının artacağı ve gıda üretimi, şehir yaşamı ve ekonomik sistemlerin ciddi risk altına gireceği uyarısı yapıldı.
BM, çözümün kısa vadeli kriz yönetimiyle sınırlı kalamayacağını vurguladı. Uzmanlar, küresel gıda sistemlerinin, şehirlerin ve ekonomilerin mevcut su varlığına göre yeniden tasarlanması, kalıcı kayıpların kabul edilmesi, nehirler ve sulak alanlar gibi doğal tamponların onarılması ve suya adil erişim için radikal verimlilik önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Raporda, “Bu bir kriz değil; insanlığın uyum sağlamak zorunda olduğu, daha susuz bir yeni normaldir” ifadelerine yer verildi.