İZMİR

Başkan Tugay: Kavşak yapmaya bile izin vermiyorlar, İzmir’e gram katkıları yok

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, geçmiş dönem personel sözleşmelerine ilişkin tartışmalı düzenlemeler ile kentte yürütülen kavşak ve altyapı projelerinde yaşanan yetki sorunlarına dikkat çekti. Tugay, emekli personelin yerine çocuk alınmasına yönelik uygulamaları eleştirirken, Karayolları ve bakanlık onay süreçlerinin belediye projelerini doğrudan etkilediğini ifade etti.

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ben Haber’den Erol Yaraş’a yaptığı açıklamalarda belediyenin mali yapısından personel sistemine, yatırım planlamasından merkezi idareyle ilişkilerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Tugay, kent yönetiminde en kritik unsurun ekonomik denge olduğunu vurgularken, mevcut bütçe yapısının hizmet üretiminde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Belediyenin aylık gelirinin 3,5 ila 4 milyar TL bandında değiştiğini söyleyen Tugay, bu gelirin önemli bir kısmının zorunlu giderlere ayrıldığını kaydetti. Yatırım ve hizmet üretimi arasında hassas bir denge kurmaya çalıştıklarını belirten Tugay, kaynak kullanımında önceliğin temel belediye hizmetleri olduğunu dile getirdi.

Belediyenin gelir ve gider dengesi

Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gelir yapısının aylık bazda 3,5 ila 4 milyar TL arasında değiştiğini, bu rakamın sabit bir seviyede olmadığını ve dönemsel dalgalanmalar gösterdiğini aktardı. Belediye bütçesinde en yüksek kalemin personel giderleri olduğuna dikkat çeken Tugay, bu oranın toplam harcamaların yaklaşık yüzde 40’ına yaklaştığını söyledi. Yatırımlara ayrılan payın ise bu yıl için yüzde 35 seviyesinde planlandığını ifade etti. Tugay, mali yapının sürdürülebilirliği açısından zorunlu harcamaların öncelikli olduğunu ve bütçe disiplininin korunmasının temel hedef olarak görüldüğünü dile getirdi. Kaynakların verimli kullanılması gerektiğini vurgulayan Tugay, belediyenin her kalemde kontrollü bir harcama politikası yürüttüğünü belirtti.

Personel yapısı ve kadro dengesi

Başkan Tugay, belediyede personel sayısının zaman içinde değişkenlik gösterdiğini ve göreve geldiklerinde 37 bin 700 seviyesinde bir kadro devraldıklarını söyledi. Bu sayının bugün yaklaşık 34 bine gerilediğini, sürecin işten çıkarmaya dayalı olmadığını, daha çok emeklilik ve doğal azalma üzerinden ilerlediğini ifade etti. Personel planlamasında temel yaklaşımın ihtiyaç odaklı istihdam olduğunu belirtti. Tugay, personel dağılımındaki değişime ilişkin olarak şunları söyledi:

“Bizim gördüğümüz son aylarda saha personeli yoğun bir şekilde bürolara geçmiş. Temizlik, park bahçe, yol yapım ekibi yeterli sayıda yoktu. İZBETON’da mesela sendikal sözleşmeden dolayı emekli olanların çocuklarını almışlar. Ama emekli olan yol işçisi, asfalt ve taş parke yapım ustasının yerine genç kızını sahada çalıştıramayacakları için büroya almışlar. Böyle 200 kişi var. İZBETON’da böyle bir şeye ihtiyaç yok.”

İş gücü dengesini yeniden kurmaya çalıştıklarını söyleyen Tugay, kaynakların daha verimli alanlara yönlendirilmesinin hedeflendiğini aktardı. Personel maliyetlerinin belediye bütçesi üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu da vurguladı. Tugay, önceki dönemlerde yapılan personel alımlarının belediye mali yapısını önemli ölçüde etkilediğini savundu. Özellikle seçim süreçlerine yakın dönemlerde artan kadrolaşmanın bütçe üzerinde uzun vadeli bir yük oluşturduğunu ifade etti. Bazı uygulamaların kurumsal ihtiyaçlardan ziyade siyasi tercihlerle şekillendiğini öne süren Tugay, bunun bugün mali dengede karşılık bulduğunu söyledi. Belediye kaynaklarının önemli bir kısmının personel giderlerine yönelmesinin yatırım kapasitesini sınırladığını belirten Tugay, bu sürecin etkilerinin kısa vadede değil, uzun yıllara yayılan bir mali tablo oluşturduğunu dile getirdi.

Sözleşmede emekli personelin yerine çocuk alınması düzenlemesi

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yatırım planlamasında mevcut bütçe koşullarına göre hareket edildiğini ifade eden Tugay, yatırımların toplam bütçe içerisindeki payının yüzde 35 seviyesinde olduğunu belirterek bu oranın sürdürülebilirlik açısından önemli olduğunu söyledi. Tugay, kentin altyapı, ulaşım ve çevre projelerinin öncelikli alanlar arasında yer aldığını ancak kaynakların sınırlı olması nedeniyle projelerin aşamalı şekilde ilerlediğini, yatırım kararlarında ekonomik gerçeklerin belirleyici olduğunu ve her projenin mali karşılığının dikkatle hesaplandığını vurguladı. Tugay ayrıca geçmiş dönem sendikal düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Geçen dönem yapılan sözleşmeye ‘emekli olan personelin yerine çocuğu alınacak’ diye madde koymuşlar. Babadan oğula, kıza geçen gibi bir süreç yaşanmış. Sendikalarla yaşadığımız sorunların temelinde aslında böyle birkaç konu var. Bunlardan bir tanesi de buydu. Diğeri de rapor almama, işe devam primi diye bir prim uydurmuşlar. Yani işe devam zaten zorunlu, bunun primi olur mu? Olmuş işte. Bütün yanlış bulduğumuz durumları söyledik, tabii sendikalar ‘kazanılmış haklarımız’ deyip direttiler. Biz de epey mücadele ettik.”

dedi. Başkan Tugay, belediyede sendikal süreçlerin geçmiş dönemlerde alınan kararlar nedeniyle karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ifade ederek, özellikle toplu iş sözleşmelerinde verilen bazı hakların bugün mali dengeyi zorladığını söyledi. Bu durumun sendikal yapılarla belediye yönetimi arasında zaman zaman gerilim yarattığını belirtti. Rapora dayalı takip sistemleriyle personel performansının izlenmeye çalışıldığını aktaran Tugay, suistimal tespit edilen durumlarda disiplin süreçlerinin işletildiğini ifade etti. Ancak bu süreçlerin tamamen kurumsal çerçevede yürütüldüğünü vurguladı.

Merkezi idare ile yetki tartışmaları

Başkan Tugay, bazı kent projelerinde yetki paylaşımının uygulamada ciddi zorluklar yarattığını ve özellikle büyük ölçekli ulaşım ve altyapı projelerinde Karayolları ve ilgili bakanlıkların onay süreçlerinin belirleyici olduğunu; belediye olarak hazırlanan bazı projelerin yetki sınırlamaları nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtti. Körfez temizliği ve çevre projelerinde de benzer bir süreç yaşandığını dile getiren Tugay, yerel yönetimlerin birçok alanda izin mekanizmalarına bağlı çalıştığını aktardı. Bu durumun hizmet üretim hızını etkilediğini ifade etti.

Kavşak yapmaya bile izin verilmiyor, belediyenin yetkisi yok

Tugay, İzmir Körfezi’nde yürütülen dip tarama çalışmalarının şehir tarihindeki en kapsamlı çevre projelerinden biri olduğunu ve bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 300 bin ton çamurun çıkarıldığını belirtti. Çalışmaların planlanan program doğrultusunda devam ettiğini ifade eden Tugay, çevresel iyileştirme sürecinin uzun vadeli bir çalışma olduğunu dile getirdi. Körfezdeki sığlaşma ve kirlilik sorununa karşı bilimsel yöntemlerle hareket ettiklerini söyledi. Ancak bazı alanlarda yetki ve izin süreçlerinin çalışmaların hızını etkilediğini de ekledi. Tugay, kent genelinde yürütülmek istenen bazı projelerde de yetki sorunları yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ben şunu anlatmak istiyorum. İkinci çevre yolunu bakanlık yapsın diyorum çünkü yetki onlarda. Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir yetkisi yok. Zafer Payzın Kavşağı’nı genişletme çalışması yapacağız. Projemiz hazır, bu yaz okullar tatil olduktan sonra üç şeride çıkarmak istiyoruz. Fakat yetki Karayolları Genel Müdürlüğü’nde. Biz Karayollarına yazdık ancak bize yetki vermedi. Onay vermediler. Şehrin içerisindeki bir kavşakta bile yetki almanız gerekiyor. Ben bunu anlatınca insanlar şaşırıyor, anlamakta zorluk çekiyorlar. Karayollarından izin almadan peyzaj, budama bile yapamıyorsunuz. Burada belediyenin yetkiyle ilgili bir sorunu var.”

Tugay ayrıca kentteki bazı çevresel ve deniz trafiği uygulamalarına ilişkin yetki tartışmalarına da değinerek,

“Antalya ve Mersin’e izin vermişler, İzmir’e izin vermiyorlar. Körfeze gelen yük gemilerinin birçoğu körfezi kesin kirletiyor. Bunlarla ilgili bir takip sistemi kurulması lazım ve bu sistem Antalya ve Mersin’de limana kurulmuş. Limana yaklaşan gemiler belli kilometre uzaklıktan izlenebiliyor. Bu izleme yetkisi büyükşehir belediyelerine verilmiş, belediyeler de kendi sistemlerini kurmuş. Şu anda 24 saat izleme yapılıyor ve en ufak bir atıkta ceza kesiliyor. Bu nedenle kirletme büyük ölçüde engelleniyor. Biz de aynı sistemi kuralım, yetki verin dedik ancak bakanlık yetki vermedi. Bu sizin işiniz değil şeklinde bir yanıt aldık. Buna rağmen en geç ekim ayına kadar kıyı boyunca gözlem kameralarını yerleştirip sistemi kuracağız. Bu sistemin maliyeti yaklaşık 230 milyon lira. Sistemi kurup tekrar yetki isteyeceğiz. Eğer yine yetki verilmezse sistemi çalıştırıp kirleten gemileri ifşa edeceğiz. Yetki verilmese de İzmir adına, İzmir halkı adına bunu yapacağız”

ifadelerini kullandı.

Siyasi tartışmalar ve yerel yönetim dengesi

Tugay, İzmir’in Türkiye siyasetinde özel bir konuma sahip olduğunu ve bu durumun yerel yönetim tartışmalarını daha görünür hale getirdiğini söyledi. Kentin siyasi olarak sürekli bir rekabet alanı içinde değerlendirildiğini ve belediye çalışmalarının zaman zaman siyasi tartışmaların gölgesinde kaldığını belirtti. Buna rağmen hizmet üretmeye devam ettiklerini ve önceliklerinin kent sorunlarının çözümü olduğunu dile getiren Tugay İzmir’in merkezi yönetimle ilişkilerinde zaman zaman gerilimler yaşandığını da sözlerine ekledi. Tugay, siyasi tartışmalara ilişkin değerlendirmelerinde AK Parti’nin İzmir’e yönelik yaklaşımına dair eleştirilerde bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“İzmir’e hizmet getirme anlamında hiçbir şey yapmıyorlar. Yapacakları şey sürekli algıda kötüye götürecek söylemler içerisinde bulunmak, bunun için çabalıyorlar. İzmir’e bir gramlık katkıları yok, en ufacık bir hizmet getirdikleri yok, dünya kadar vergi topluyorlar ancak bir kuruşluk yatırım gelmiyor. Bunun farkında oldukları için siyaset olarak yaptıkları bize hücum etmek. Onun da sebebi, İzmir’in Cumhuriyet Halk Partisi’ni üst üste seçmiş olan amiral gemisi konumunda bir şehir olması.”

Tugay, İzmir’in siyasi konumunun hedef haline getirildiğini savunarak,

“İzmir’de CHP’li belediyeler başarısız olursa, onlar için anlatabilecekleri çok güzel bir hikaye olur. İzmir’in olağandışı olan durumu bu”

dedi. Belediye meclisindeki tutuma da değinen Tugay,

“Sorun falan çözmüyorlar, son zamanlarda o kadar olayın şirazesini kaçırdılar ki, imar komisyonu toplantısında trafo yerlerine dahi hayır oyu verdiler. Bu adamların iş yapmak gibi, meclisin işini kolaylaştırmak gibi bir düşüncesi yok. Son zamanlarda şunu da yapıyorlar, meclise girmiyorlar. Eğer CHP’li meclis üyeleri yeterli çoğunluğa ulaşamamışsa girmiyorlar ki toplantı gerçekleşmesin. Meclis toplanmasa, iş yapılmasa, ne kadar problem çıkarırlarsa memnun olacaklar. Mecliste belediye başkanına ne kadar zarar verebilirlerse kendilerine kar sayıyorlar”

ifadelerini kullandı. Tugay, mevcut koşullar altında belediyenin tüm sınırlamalara rağmen hizmet üretmeye devam ettiğini, konomik ve idari şartların zorlayıcı olduğunu ancak buna rağmen çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Kentin geleceği açısından planlı ve dengeli bir yönetim anlayışının önemine dikkat çekti. Önümüzdeki süreçte kaynakların daha verimli kullanılmasıyla birlikte hizmet kapasitesinin artacağını belirtti. Tugay, İzmir’in sorunlarını çözmek için sahada aktif bir yönetim anlayışıyla çalıştıklarını sözlerine ekledi.