İZMİR

Balçova saldırısında yeni detay: Saldırganının ilk hedefi konsermiş

İzmir Balçova’da polis merkezine saldıran Eren Bigül’ün, saldırıdan üç gün önce Mustafa Sandal’ın İzmir Enternasyonal Fuarı konserine yönelik eylem yapmayı düşündüğü ortaya çıktı.

Abone Ol

İzmir Balçova’da 8 Eylül 2025’te Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne düzenlenen saldırıyla ilgili yeni bir detay ortaya çıktı. Emniyet’in farklı dönemlere ait El Kaide ve IŞİD dosyalarını inceleyerek hazırladığı raporda, saldırıyı gerçekleştiren Eren Bigül’ün ilk hedefinin polis merkezi olmadığı belirtildi.

Raporda yer alan Bigül’ün ifadesine göre, saldırıdan üç gün önce İzmir Enternasyonal Fuarı’nda düzenlenen Mustafa Sandal konserine yönelik eylem yapmayı düşündüğü aktarıldı.

Mustafa Sandal, 5 Eylül 2025’te 94. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında Kültürpark’ta sahne almıştı. Bigül’ün ifadesinde, konserin ardından bir bara saldırmayı da değerlendirdiği, daha sonra ise evinin yakınındaki polis merkezini hedef aldığı belirtildi.

Ancak raporda, Bigül’ün Mustafa Sandal konserine yönelik keşif yaptığı ya da saldırı için somut bir hazırlık gerçekleştirdiğine ilişkin başka bir tespit bulunmadığı vurgulandı. Konser, Bigül’ün saldırmayı düşündüğünü söylediği hedeflerden biri olarak yer aldı.

İnternetten mezhepleri araştırmış

Emniyet raporunda Bigül’ün radikalleşme sürecine ilişkin ifadelerine de yer verildi. Bigül, internette mezhepleri araştırırken Selefiliği benimsediğini, daha sonra El Kaide ve IŞİD hakkında araştırmalar yaptığını anlattı.

Bigül’ün takip ettiği isimler arasında Ebu Hanzala adıyla bilinen Halis Bayancuk ile Ebu Ubeyde adıyla bilinen İlyas Aydın’ın bulunduğu belirtildi. İfadesine göre Bigül, Aydın’ın YouTube videolarından etkilenerek IŞİD’e yönelmeye başladı.

Daha sonra Ebu Haris adıyla bilinen Haris Karadağ’ın videolarını izlediğini belirten Bigül’ün, IŞİD’in Türkçe propaganda yayınlarından Konstantiniyye dergisinin yedi sayısını da internetten indirdiği aktarıldı.

Raporda, Halis Bayancuk, İlyas Aydın veya Haris Karadağ’ın Bigül’e saldırı talimatı verdiğine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı belirtildi.

Eski El Kaide ve IŞİD dosyaları da incelendi

Emniyet raporunda Bigül’ün ifadeleri, daha önceki yıllara ait El Kaide ve IŞİD dosyalarındaki bilgilerle birlikte değerlendirildi.

Raporda Hanzala kod adlı Şuayip Yaşar’ın Murat Gezenler ile birlikte El Kaide içerisinde faaliyet gösterdiği, 2013 yılında Suriye’ye geçerek IŞİD içerisinde faaliyet yürüttüğü belirtildi. Yaşar’ın Terör Arananlar Listesi’nin sarı kategorisinde arandığı bilgisine de yer verildi.

Adana’da Eyüp Baksi liderliğinde faaliyet gösteren Sanayi Grubu’nun ise 2014 yılından itibaren IŞİD çizgisine kaydığı aktarıldı. Rapora göre gruptan Burak Hazar, IŞİD’e katılmak amacıyla Suriye’ye gitti ve hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunuyor.

Medrese ve internet faaliyetleri raporda yer aldı

Raporda Taylan Özgür Turnacı’nın da geçmişte Halis Bayancuk’a ait medreselerde eğitim aldığına ilişkin ifadesi yer aldı. Turnacı, 2008-2013 yılları arasında bu medreselerde eğitim gördüğünü, daha sonra Suriye’ye geçtiğini anlattı.

Türkiye’ye döndükten sonra Konya’da Bayancuk’a bağlı bir medresede ve İstanbul’da Tevhid Dergisi çevresinde çocuklara dini eğitim verdiğini belirten Turnacı, aynı dönemde IŞİD’e ait videolar izlediğini ve 2015’te örgüte katılmak amacıyla yeniden Suriye’ye geçtiğini söyledi.

Raporda Rabia Eker’in de 2019 yılında erkek arkadaşının yönlendirmesiyle Halis Bayancuk, İlyas Aydın ve Murat Gezenler’in dini derslerini internet üzerinden takip ettiğini anlattığı belirtildi.

“Tek başına örgüt bağlantısı anlamına gelmiyor”

Emniyet raporunda, radikal Selefi çevrelerin geçmişte mescit, medrese, dernek, vakıf ve kitabevleri üzerinden yürüttüğü faaliyetlerin internet ve sosyal medya platformlarına da taşındığı değerlendirmesi yapıldı.

Instagram, X ve YouTube üzerinden yayınlanan dini ders ve vaazlar da çevrimiçi radikalleşme kapsamında ele alındı.

Raporda ayrıca bir dini yayını izlemek veya belirli bir ismi takip etmenin tek başına kişinin radikalleştiği ya da herhangi bir örgütle bağlantılı olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Eren Bigül’ün saldırı öncesindeki radikalleşme süreci ve 8 Eylül 2025’teki polis merkezi saldırısına ilişkin soruşturma ve yargı süreci ise devam ediyor.