İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, memleketi Konya’da katıldığı Kontv canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Devletin vatandaş odaklı bir anlayışla hareket ettiğini vurgulayan Çiftçi, fon mağduriyetlerinin giderilmesi için oluşturulan kurulun çalışmalarına devam ettiğini bildirdi. Çiftçi, mağduriyetlerin giderilmesinde devlet hazinesinden ve kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacağını ifade ederek önümüzdeki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisine konuyla ilgili bir yasa teklifinin gelmesinin beklendiğini söyledi.
“Önce insan” anlayışıyla hareket ediyoruz
Görev anlayışının merkezinde insanın bulunduğunu belirten Bakan Çiftçi, Türkiye’nin yaklaşımının Batı ülkelerinden farklı olduğunu dile getirdi. Çiftçi, kendi medeniyetlerinde insanın öncelendiğini, bazı Batı ülkelerinde ise düzenin insandan önce tutulduğunu savundu.
ABD’de ve Fransa’da güvenlik güçlerinin insanlara yönelik tutumlarına ilişkin örnekler veren Çiftçi, zaman zaman aşırı sert müdahaleler yaşanabildiğine dikkati çekerek Türkiye’deki yaklaşımın “önce insan” anlayışına dayandığını kaydetti.
Terörsüz Türkiye süreci titizlikle takip ediliyor
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı olarak sürecin kesintiye uğramaması için dikkatli ve hassas bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Süreçte herhangi bir pazarlık yapılmadığını ve terör örgütüne taviz verilmediğini belirten Çiftçi, devletin ve Cumhurbaşkanı’nın iradesi doğrultusunda hareket edildiğini ifade etti.
Türkiye’nin yaklaşık 50 yıldır mücadele ettiği terör sorununu geride bırakmasını hedeflediklerini dile getiren Çiftçi, son iki yıldır şehit haberi alınmamasını sürecin önemli kazanımlarından biri olarak gösterdi. Çiftçi, terör nedeniyle annelerin ağlamadığı, eşlerin dul, çocukların ise yetim kalmadığı bir dönemin önemine işaret etti.
Yeni nesil suç örgütlerine 1741 operasyon
Sokak çeteleri ve yeni nesil suç örgütlerine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü belirten Çiftçi, eylül ayının sonuna kadar 625 suç örgütüne yönelik toplam 1741 operasyon gerçekleştirildiğini açıkladı. Bazı örgütlere birden fazla operasyon düzenlenmesi nedeniyle toplam operasyon sayısının yükseldiğini aktaran Çiftçi, çalışmalar sonucunda 8 bin 170 kişinin tutuklanarak cezaevine gönderildiğini bildirdi.
Suç örgütlerinin faaliyetlerini yalnızca Türkiye sınırları içerisinde sürdürmediğini, sıkıştıklarında yurt dışına kaçtıklarını belirten Çiftçi, bu yapılanmalarla uluslararası düzeyde de mücadele edildiğini söyledi.
Bu kapsamda Bulgaristan ve Gürcistan’a ziyaretler gerçekleştirdiğini, Yunanistan’da ise Vatandaşı Koruma Bakanı ile Göç ve İltica Bakanı’yla ayrı ayrı görüştüğünü aktaran Çiftçi, temaslarda güvenlik diplomasisi ve yurt dışında saklanan suç örgütü üyelerinin yakalanmasının ele alındığını kaydetti.
Çiftçi, suçluların başka ülkelere kaçarak adaletten kurtulamayacağını vurgulayarak devletin onları bulup Türkiye’ye getireceğini ve Türk yargısı önünde hesap vermelerini sağlayacağını ifade etti.
Yılın ilk dokuz ayında 736 kişi Türkiye’ye iade edildi
Yurt dışına kaçan suçluların yakalanmasına yönelik çalışmaların genişletileceğini belirten Çiftçi, önümüzdeki günlerde Almanya ve İtalya’ya da ziyaretler gerçekleştirmeyi planladıklarını açıkladı.
Bu yılın ilk dokuz ayında yurt dışından 736 kişinin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını bildiren Çiftçi, güvenlik diplomasisi ve uluslararası iş birlikleriyle bu sayının artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Çiftçi, suç işledikten sonra başka ülkelere kaçan kişilerin tek tek yakalanarak Türkiye’ye getirileceğini dile getirdi.
Uyuşturucuyla mücadelede 42 bin 377 operasyon
Yeni nesil suç örgütlerinin uyuşturucu ticaretinin yanı sıra kaçakçılık, düzensiz göçmen faaliyetleri, dolandırıcılık ve diğer asayiş suçlarında da yer aldığını belirten Çiftçi, bu örgütlerin en önemli finans kaynaklarından birinin uyuşturucudan elde edilen yasa dışı gelirler olduğunu söyledi.
Göreve geldiklerinde uyuşturucuyla mücadeleyi öncelikli çalışma alanlarından biri olarak belirlediklerini aktaran Çiftçi, uyuşturucunun yalnızca Türkiye’yi değil, bütün dünyayı ilgilendiren bir sorun olduğunu vurguladı. Uyuşturucu ticaretinin hem suç örgütlerine kaynak sağladığını hem de gençlerin geleceğini tehdit ettiğini belirten Çiftçi, bu gelir kaynaklarının kesilmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Çiftçi’nin paylaştığı verilere göre, bu yıl uyuşturucuyla mücadele kapsamında 42 bin 377 operasyon düzenlendi ve 35 bin 819 kişi tutuklandı. Türkiye’de cezaevlerinde bulunan 432 bin kişinin yüzde 36’sının uyuşturucu suçlarından hüküm giyen veya tutuklanan kişilerden oluştuğunu belirten Çiftçi, operasyonlarda 39 ton uyuşturucu madde, yaklaşık 104 milyon sentetik uyuşturucu ve 20,8 milyon kök Hint keneviri ele geçirildiğini bildirdi.
Fon mağduriyetleri için yeni yasal düzenleme hazırlanıyor
Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmesinde Çiftçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın haksız kazanç elde edenlerin hukuki sorumluluklarını açık şekilde ortaya koyduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulunun çalışmalarına devam ettiğini belirten Çiftçi, mağduriyetlerin giderilmesi için izlenecek yolun netleştirilmekte olduğunu söyledi.
Çiftçi, mağdurlara yapılması planlanan ödemelerin kamu bütçesinden karşılanmayacağını vurgulayarak kaynakların haksız kazanç elde edenlerden ve bu faaliyetlerden gelir sağlayan kişilerden alınacak fonlardan oluşturulacağını ifade etti.
Fon mağduriyetinin tüm fon piyasasını kapsayan bir sorun olmadığını, sınırlı bir alanı ilgilendirdiğini belirten Çiftçi, etkilenen kesimin yaklaşık yüzde 5’lik bir alanla sınırlı olduğunu kaydetti. Önümüzdeki günlerde somut adımların atılacağını söyleyen Çiftçi, konuyla ilgili bir yasal düzenleme hazırlığı bulunduğunu ve gelecek hafta TBMM’ye bir yasa teklifinin sunulmasının beklendiğini aktardı.
Yasal düzenlemeyle birlikte sürecin yol haritasının daha belirgin hale geleceğini ifade eden Çiftçi, devletin bugüne kadar vatandaşlarını mağdur etmediğini, bundan sonra da mağduriyetlerin giderilmesi için çalışacağını söyledi. Çiftçi, mağdurların zararlarının en azından belirli oranlarda karşılanmasının hedeflendiğini ve bunun kamu kaynakları kullanılmadan gerçekleştirileceğini dile getirdi.
Okul saldırılarına karşı yedi bakanlık ortak hareket edecek
Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Manisa ve İstanbul’da okullarda yaşanan saldırıların toplumda büyük üzüntü yarattığını belirten Çiftçi, Türkiye’nin daha önce farklı ülkelerden duyduğu bu tür olaylarla artık kendi sınırları içerisinde de karşılaştığını söyledi.
Kahramanmaraş’taki saldırının ardından Milli Eğitim Bakanlığıyla okul güvenliğine yönelik tedbirler üzerinde çalıştıklarını anlatan Çiftçi, Manisa’daki saldırıdan bir gün önce yedi bakanlığın katılımıyla bir protokol imzalandığını açıkladı.
Çalışmaya Milli Eğitim Bakanlığının yanı sıra Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının katkı sunduğunu belirten Çiftçi, hedefin yalnızca okul çevresinde güvenlik önlemleri almak olmadığını vurguladı.
Çocukların sağlık veya psikolojik açıdan desteğe ihtiyaç duyması halinde ilgili kurumların sürece erken aşamada dahil edilmesinin amaçlandığını belirten Çiftçi, okul yönetimleri, kolluk kuvvetleri ve sağlık teşkilatının olası risklere zamanında müdahale edebileceği bir sistem oluşturmak istediklerini kaydetti. Geniş kapsamlı düzenlemelerin önümüzdeki dönemde etkisini göstermesini beklediklerini söyledi.
Ailelere silah güvenliği uyarısı
Okullardaki saldırıların önlenmesinde ailelerin de önemli sorumlulukları bulunduğunu belirten Çiftçi, çocukların evde bulunan silahlara kolayca ulaşabilmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.
Çocukların babalarına ait silahları alarak okula götürebildiğine dikkati çeken Çiftçi, silahların kilitli dolaplarda veya çocukların erişemeyeceği yüksek yerlerde muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Silahların güvenli şekilde saklanması ve çocukların davranışlarının takip edilmesinin yalnızca devletin değil, ailelerin de sorumluluğunda olduğunu vurguladı.
Okullarda güvenlik uygulamaları artırılacak
Çiftçi, öğrencilerin okula huzur içinde gitmeleri, eğitimlerini güvenli bir ortamda sürdürmeleri ve evlerine sorunsuz şekilde dönebilmeleri için gerekli tedbirlerin alındığını belirtti. Bu yıl 31 bin bahçe görevlisinin görevlendirildiğini açıklayan Çiftçi, bekçilerin de okullarda görev yaptığını aktardı.
Okulların giriş ve çıkış saatlerinde devriyelerin bulunduğunu, asayiş, narkotik ve güvenlik uygulamalarının sürdüğünü ifade eden Çiftçi, çocuk şube ekiplerinin çalışmalarının yanı sıra internet kafeler, oyun salonları ve metruk yapılarda denetimlerin devam ettiğini söyledi. Önümüzdeki dönemde bu uygulamaların daha da artırılacağını bildirdi.
Bununla birlikte okulların cezaevi gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çiftçi, güvenliğin yalnızca okul kapılarına polis yerleştirilmesiyle sağlanamayacağını savundu. Saldırılardan birinde, 10’uncu sınıf öğrencisinin kendi okul formasının üzerine siyah tişört giyerek saldırı düzenlemeyi planladığı okuldaki öğrencilerle benzer bir görünüm oluşturduğunu anlattı.
Yaklaşık bin öğrencinin bulunduğu bir okulda, dışarıdan gelen bir kişinin yalnızca kıyafetine bakılarak tespit edilmesinin zor olabileceğini dile getiren Çiftçi, okul yönetimlerinin ve ailelerin de güvenlik çalışmalarına katkı sunması gerektiğini ifade etti. Belediyelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar tüm kurumların sorumluluk almasıyla sokakların ve okulların daha güvenli hale gelebileceğini söyledi.
“Şefkat Kalkanı” projesi hayata geçirilecek
Çocukların davranışlarındaki değişimlerin erken fark edilmesine yönelik yeni bir çalışma üzerinde durduklarını açıklayan Çiftçi, “Şefkat Kalkanı” adlı projeyi önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladıklarını belirtti.
Daha önce uygulanan “En İyi Narkotik Polisi Anne” projesini hatırlatan Çiftçi, annelerin çocuklarındaki değişimleri en erken fark edebilecek kişiler arasında yer aldığını söyledi. Çocuğun eve geldiğinde sergilediği davranışların, ruh halinin ve günlük alışkanlıklarının aileler tarafından gözlemlenmesinin önemine işaret eden Çiftçi, yeni projeyle de benzer şekilde erken farkındalık ve müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.
Türkiye’deki Suriyeli sayısı 2,2 milyona geriledi
Göç politikası ve düzensiz göçle mücadele hakkında da açıklamalarda bulunan Çiftçi, Türkiye’nin göç yönetimini insani, vicdani ve hukuki ilkeler doğrultusunda sürdürdüğünü belirtti. Düzenli göçün yönetilmesi ve düzensiz göçle mücadele çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Çiftçi, gönüllü geri dönüşlerin de teşvik edildiğini söyledi.
2021 yılında Türkiye’de 3,7 milyon Suriyelinin bulunduğunu hatırlatan Çiftçi, mevcut sayının 2,2 milyona gerilediğini açıkladı. Suriye’de 8 Aralık’ta yaşanan rejim değişikliği ve yeni yönetimin göreve gelmesinin ardından Türkiye’den Suriye’ye güvenli, gönüllü ve onurlu dönüş yapanların sayısının 755 bine ulaştığını belirtti.
Çiftçi, 2016 yılından bu yana toplam 1,5 milyon Suriyelinin ülkesine geri döndüğünü bildirdi. Türkiye’nin bir yandan düzenli göçü yönetip düzensiz göçle mücadele ettiğini, diğer yandan da ülkede bulunan Suriyelilerin ve farklı ülkelerden gelen göçmenlerin gönüllü geri dönüşlerini desteklediğini ifade etti.




