İstanbul Şişli’de evinin önünde silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Mezdeke dans grubu üyesi Aynur Kanbur’un öldürülmesine ilişkin davada yargılama başladı. İstanbul Adalet Sarayı 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklu sanıklar Bülent Gündüz, Serdar Kar ve Fazlı Kar hâkim karşısına çıktı. Gündüz cinayeti işlediğini kabul ederken diğer sanıklar suçlamaları reddetti. Duruşmada Kanbur’un ablası Dilek Yıkmış da söz alarak cinayetin aydınlatılmasını istedi.

Bülent Gündüz cinayeti nasıl işlediğini anlattı

Duruşmada savunma yapan Bülent Gündüz, Aynur Kanbur ile daha önce sahilde karşılaştığını ve kendisiyle konuşmak istediğini söyledi. Kanbur’un annesinin akrabası olduğunu belirten Gündüz, olay günü Kanbur’un evine gittiğini anlattı.

Kanbur’un mesleğini bıraktığını söylediğini ancak dans etmeye devam ettiğini düşündüğünü öne süren Gündüz, bu nedenle kendisiyle konuşmak istediğini belirtti. Olay günü işe giderken Kanbur’un aklına geldiğini ve evine gittiğini ifade eden sanık, zile bastığını, kapıyı açan Kanbur ile tartıştığını ve belindeki silahla ateş ettiğini söyledi.

Gündüz, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Kanbur ailesi saygın bir aileydi. Aynur Kanbur'a 'Neden böyle yapıyorsun?' diye hesap sormaya çalıştım, bana tepki gösterdi. Onu takip edip evini öğrenmiştim. Sonra o gün işe giderken aklıma geldi, gidip konuşmak istedim. Evine gittim, balkonda olduğunu gördüm. Zile bastım. 'Kim o?' dedi. 'Paketiniz var.' dedim. Kapıyı açtı, içeri geçtim. Beni gördü. Tekrar konuşmak istedim. 'Mesleğini bıraktığını söylüyorsun ama bu işi yaptığını herkes biliyor. Gizli gizli oralara gidiyorsun, biliyorum.' dedim. O da bana tepki gösterdi. Bana küfür ve hakaret edince belimdeki silahı çekip ateş ettim. Olay böyle oldu. Kimse beni azmettirmedi. Aynur'la daha önce bir kere sahilde karşılaşmıştım. O zaman da konuşmak için gitmiştim. Mesleğini bıraktığını söylemişti ama o işi yaptığı biliniyordu. Aynur annemin akrabası olur, kuzen sayılırız.”

Mahkeme başkanının diğer sanıkları tanıyıp tanımadığı sorusuna Gündüz, “Evet, teyzemin çocukları.” yanıtını verdi. Diğer sanıkların kendisini azmettirdiği iddiasını ise “Hayır, asla.” sözleriyle reddetti.

Serdar Kar suçlamaları reddetti

Tutuklu sanık Serdar Kar, davada neden yer aldığını anlamadığını belirterek hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Aynur Kanbur’u annesinin uzaktan akrabası olması nedeniyle tanıdığını söyleyen Kar, kendisinin ve kardeşlerinin cinayetle bağlantısının bulunmadığını savundu.

Olay günü telefonunun kapalı olmasına ilişkin değerlendirmelere de değinen Kar, yaşadıkları bölgede baz istasyonunun kaldırıldığını öne sürerek HTS kayıtlarının incelenmesini istedi. Bülent Gündüz ile aralarında 1999 mesaj bulunduğunu belirten Kar, mesajların içeriğini bulmaya çalıştığını söyledi.

Miras meselesinin, Kanbur’un ablası Dilek Yıkmış’ın kendileri hakkında dilekçe vermesinin ardından gündeme geldiğini ileri süren Kar, “Bize yapılan suçlamaları anlayamıyorum.” dedi.

Kanbur’u tehdit edip etmediği sorulan Kar, “Ben ne Aynur Hanım'la ne de Dilek Hanım'la görüştüm. O aileden hiç kimseyi aramışlığım yok. Çünkü kendilerini tanımıyorum.” ifadelerini kullandı.

Fazlı Kar: Olayla bağlantım yok

Diğer tutuklu sanık Fazlı Kar da suçlamaları reddederek cinayetle ilgisinin bulunmadığını ileri sürdü. Bülent Gündüz’ün teyzesinin oğlu olduğunu ve yaşlarının yakın olması nedeniyle telefonla görüştüklerini belirten Kar, Aynur Kanbur ile hiç karşılaşmadığını savundu.

Olay günü nerede bulunduğunu net olarak hatırlamadığını söyleyen Kar, Ümraniye ve Emirhan’da işletmelerinin olduğunu ifade etti. HTS kayıtlarında saat 19.50’de Ümraniye’de, 20.00’de Etiler’deki iş yerinin bulunduğu bölgede, gece yarısı ise evinde göründüğünü belirtti.

Kar, “Üzerime atılı suçların hiçbirini kabul etmiyorum. Olayla ilgili hiçbir bağlantım yoktur. Aynur'la mirasla ilgili hiçbir çekişmemiz yok. Bülent teyzemin oğlu olur. Onu bu cinayet konusunda azmettirmem söz konusu değil.” diye konuştu.

Olayın ardından Gündüz ile görüşüp görüşmediği sorulan Kar, “Çok eski bir tarih olduğu için hatırlamıyorum ancak dönem dönem telefonla iletişimimiz oluyordu.” yanıtını verdi.

Aynur Kanbur’un ablası adalet istedi

Duruşmada söz alan Aynur Kanbur’un ablası Dilek Yıkmış, kardeşinin yaşam tarzı üzerinden yapılan değerlendirmelere tepki gösterdi. Kanbur’un dans hocası ve balerin olduğunu belirten Yıkmış, kardeşinin kazandığı paraları vakıflara bağışladığını söyledi.

Yıkmış, cinayetin arkasında Bayram Kanbur’un bulunduğunu ve diğer sanıkları yönlendirdiğini öne sürerek kendisinden şikâyetçi olduğunu ifade etti.

“Doğru neyse ortaya çıksın. Kimsenin mağduriyetinden kimse zafer kazanmasın.” diyen Yıkmış, kardeşinin öldürüldüğü gün kaçmaya çalıştığını ve yere düştüğünü anlattı.

Yıkmış, “Üzerine sekiz kurşun daha sıkılmış. En son kafasından çıkan kurşunu ben polise verdim.” ifadelerini kullandı.

Sanıkların kardeşini “dansöz” olarak nitelendirmesine de tepki gösteren Yıkmış, “Bayram Kanbur'un yönlendirmesiyle burada bulunan şahıslar benim kardeşimi öldürdü. Bülent'in evinden çıkan silahlar neyin nesi? Siz ne kadar gizlerseniz gizleyin, yüce adalete hesap vereceksiniz. Paramparça edip Aynur'u öldürdünüz, birbirinize düşeceksiniz.” dedi.

Mahkeme tutukluluk kararını sürdürdü

Mahkeme heyeti, üç tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 22 Aralık tarihine ertelenirken firari sanık Yüksel Kar’ın aranmasına devam edildiği bildirildi.

Balıkesir’de yangın faciası: 90 yaşındaki ev sahibi ölü bulundu
Balıkesir’de yangın faciası: 90 yaşındaki ev sahibi ölü bulundu
İçeriği Görüntüle

Duruşmanın ardından Aynur Kanbur’un ablası Dilek Yıkmış ve diğer yakınları ile sanık avukatları arasında tartışma yaşandı. Polis ekiplerinin araya girmesiyle tartışma sona erdi.

İddianamede ağırlaştırılmış müebbet talebi

İddianamede Bülent Gündüz, Fazlı Kar, Serdar Kar ve Yüksel Kar hakkında “tasarlayarak öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Gündüz hakkında ayrıca “ruhsatsız silah bulundurma” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamede yer alan tespitlere göre Gündüz, olay günü saat 19.01’de Avcılar Metrobüs durağından metrobüse bindi ve 19.47’de Mecidiyeköy’de indi. Yolculuk sırasında telefonunu kapatmış olabileceği değerlendirildi. Sosyal medya fotoğraflarındaki kıyafetlerin olay görüntülerindeki şüphelinin montuyla benzerlik gösterdiği, kulak, yüz ve burun yapısının da Gündüz ile uyumlu olduğu belirtildi.

Gündüz’ün ifadesinde, Kanbur’un yaşam tarzını aile değerlerine aykırı bulduğu için cinayeti işlemeye karar verdiğini anlattığı kaydedildi. Daha önce Kanbur’un adresine gittiği belirtilen sanığın, olay günü binaya yürüdüğü, Kanbur’u balkonda gördükten sonra beklediği ve diafondan kendisini kargo görevlisi olarak tanıttığı aktarıldı.

İddianamede, Gündüz’ün Kanbur’un kendisini tanıyıp bağırmaya başlaması üzerine yaklaşık iki adım mesafeden 3-4 el ateş ettiğini söylediği belirtildi. Sanığın daha sonra otobüsle Hisarüstü’ndeki iş yerine gittiği, iki veya üç gün sonra cinayette kullandığı silahı Emirgan’dan Kanlıca’ya giderken denize attığını anlattığı ifade edildi. Gündüz’ün kendisini azmettiren kimsenin olmadığını savunduğu da iddianamede yer aldı.

Telefon kayıtları da dosyaya girdi

İddianamede, olay yerinde 11 Haziran’da keşif yapıldığı ve şüphelilerin telefon kayıtlarının incelendiği bilgisi yer aldı. İncelemelerde Gündüz’ün Fazlı Kar ve Serdar Kar ile irtibatının bulunduğu belirtildi.

Serdar Kar’ın cinayetten hemen önce son görüşmesini yaptığı, ertesi gün saat 10.13’e kadar telefonunun kapalı olduğu ve bu süreçte Gündüz’e iki mesaj gönderdiği kaydedildi.

Firari sanık Yüksel Kar’ın ise olaydan üç gün önce ABD’ye gittiği, cinayetten hemen önce telefonunu kapattığı, ertesi gün öğle saatlerine kadar görüşme kaydının bulunmadığı ve olay sonrasında yoğun GPRS kullanımı tespit edildiği iddianamede yer aldı.

Kaynak: Haber Merkezi