Havaların değişmesiyle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülürken, hastalık belirtileri nedeniyle antibiyotik kullanımına yönelenlerin sayısı da artıyor. Ancak uzmanlara göre burun akıntısı, tıkanıklık, öksürük veya yüz ağrısı gibi şikâyetlerin bulunması, tek başına antibiyotik tedavisini gerektirmiyor.

Antibiyotiklerin bakterilere karşı etkili olduğunu, virüs kaynaklı enfeksiyonlarda ise sonuç vermediğini belirten uzmanlar, tedavi kararının hastalığın başlangıcından itibaren geçirdiği sürecin değerlendirilmesiyle verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Antibiyotik kararı belirtilere bakılarak verilmemeli

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Özlem Atmış, üst solunum yolu enfeksiyonlarında birbirine benzeyen belirtilerin farklı hastalık tablolarında ortaya çıkabileceğini belirtti.

Atmış, özellikle burun tıkanıklığı, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve yüzde basınç hissinin görülmesinin doğrudan bakteriyel enfeksiyon anlamına gelmediğini ifade etti. Hastalığın ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve şikâyetlerin zaman içerisinde nasıl bir seyir izlediğinin tedavi kararında belirleyici olduğunu söyledi.

İleri yaşlarda düzenli hareket sağlığı koruyor
İleri yaşlarda düzenli hareket sağlığı koruyor
İçeriği Görüntüle

Viral enfeksiyonlarla sonrasında gelişen tabloların ve bakteriyel enfeksiyonların birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Atmış, bu değerlendirme yapılmadan antibiyotik başlanmasının doğru bir yaklaşım olmadığını kaydetti.

Sinüzit şikâyetlerinde de dikkatli olunmalı

Toplumda sinüzit olarak bilinen rinosinüzit vakalarında da her hastaya aynı tedavinin uygulanmasının doğru olmadığı belirtiliyor.

Burun akıntısı veya yüz ağrısının birkaç gün devam etmesinin tek başına bakteriyel sinüzit tanısı koymak için yeterli olmadığına dikkat çekilirken, hastalığın süresi ve belirtilerin seyri önem taşıyor.

Avrupa Rinoloji Derneği tarafından hazırlanan EPOS 2020 dokümanında da akut rinosinüzit vakalarının çoğunda antibiyotiklerin hastalığın seyrine katkısının sınırlı olduğu belirtiliyor. Bakteriyel akut rinosinüzit ihtimali bulunan belirli hasta gruplarında ise antibiyotik tedavisinin değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

Bu nedenle özellikle şikâyetleri uzayan, yeniden ortaya çıkan veya zaman içerisinde ağırlaşan kişilerin kendi kendine ilaç kullanmak yerine sağlık profesyoneline başvurması gerekiyor.

Gereksiz kullanım direnç sorununu büyütüyor

Antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılmasının yalnızca mevcut hastalık açısından değil, gelecekteki tedaviler açısından da risk oluşturduğu belirtiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 küresel sürveyans raporunda, 2023 yılında dünya genelinde laboratuvarca doğrulanmış yaygın bakteriyel enfeksiyonların yaklaşık 6’da 1’inin antibiyotik tedavilerine dirençli olduğu bildirildi. Raporda, antibiyotiklerin uygunsuz ve aşırı kullanımının direnç gelişimindeki önemli etkenlerden biri olduğu vurgulandı.

Dr. Özlem Atmış da ihtiyaç duyulduğunda antibiyotik tedavisinden kaçınılmaması gerektiğini, ancak gerekli olmadığı halde antibiyotik kullanılmasının da doğru olmadığını belirtti. Gereksiz kullanımın antibiyotik direncini artırarak ileride ihtiyaç duyulan tedavilerin etkisiz kalmasına yol açabileceğine dikkat çekti.

Uzmanlar bilinçli ilaç kullanımına dikkat çekiyor

Doğru tanının yalnızca mevcut hastalığın tedavisi açısından değil, antibiyotiklerin gelecekte etkili şekilde kullanılabilmesi açısından da önem taşıdığı belirtiliyor.

Üst solunum yolu enfeksiyonları ve sinüs sağlığının yanı sıra antimikrobiyal direnç ve bilinçli ilaç kullanımı da 23-25 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek 7. Fonksiyonel Tıp Kongresi’nde ele alınacak.

Yaklaşık 300 hekim, 300 eczacı ve diyetisyenin katılımının planlandığı kongrede koruyucu sağlık, mikrobiyota, kronik hastalık yönetimi, bağışıklık sistemi ve güncel sağlık yaklaşımları da farklı uzmanlık alanlarından katılımcılar tarafından değerlendirilecek.

Kaynak: Haber Merkezi