DÜNYA

ABD-İran mutabakatında bir hafta geride kaldı: Tarafların kazanımları ne oldu?

ABD ile İran arasında sağlanan geçici uzlaşmanın üzerinden bir hafta geçerken, iki ülke de farklı kazanımlar elde etti. Açık bir çatışma ihtimalini şimdilik geriye çeken mutabakat, küresel piyasalara nefes aldırırken, tarafların uzun vadeli bir barıştan çok stratejik zaman kazanmayı hedeflediği yorumları yapılıyor.

Abone Ol

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İran arasında Fransa’da imzalanan 14 maddelik mutabakatın ardından bölgede çatışmaların durması, uzun yıllardır devam eden gerilimin ardından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak anlaşmanın kalıcı bir çözüm mü yoksa geçici bir ateşkes mi olduğu tartışmaları sürüyor. Washington’da bazı çevreler mutabakatı ABD açısından taviz olarak yorumlarken, Trump yönetiminin ekonomik maliyetleri artıracak uzun süreli bir krizden kaçınmak istemesi ve İran’ın mevcut pazarlık gücünü koruyarak kazanım elde etmeyi amaçlaması sürecin devam etmesinde etkili oluyor.

Hürmüz Boğazı’nın açılması ABD açısından en önemli kazanım oldu

Mutabakatın ardından küresel enerji piyasalarının en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda ticari geçişler yeniden başladı. Savaş sürecinde büyük ölçüde duran tanker trafiğinin yeniden hareketlenmesi, petrol arzı konusunda yaşanan endişeleri azalttı. Boğazdaki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmadığı belirtilirken, mayın tehdidi ve bazı geçiş koşullarının devam ettiği ifade ediliyor. Ancak deniz trafiğinin yeniden başlaması, özellikle petrol fiyatları ve küresel ekonomik dengeler açısından olumlu karşılandı. İran açısından ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden kullanıma açılması, uzun vadede önemli bir ekonomik fırsat olarak görülüyor. Tahran’ın ilerleyen süreçte geçişlerden gelir elde etme ihtimali, İran ekonomisi açısından dikkat çeken başlıklardan biri oldu.

İran petrol gelirlerine yeniden ulaşıyor

Mutabakat kapsamında ABD’nin bazı yaptırımları askıya almasıyla İran’ın uluslararası petrol piyasalarına dönüş süreci başladı. Tahran yönetimi, özellikle Asya pazarlarına yönelik petrol ihracatını artırmaya hazırlanıyor. Uzman değerlendirmelerine göre İran’ın yaptırım dönemindeki düşük fiyatlı satış politikalarından uzaklaşarak daha yüksek gelir elde etmesi mümkün olabilir. Petrol satışlarının artması, İran ekonomisine önemli bir kaynak sağlarken, Batı’da bazı çevreler bu gelirlerin askeri kapasiteyi güçlendirmek için kullanılabileceği endişesini dile getiriyor.

Nükleer denetimler ve dondurulan varlıklar belirsizliğini koruyor

Mutabakatın en kritik başlıklarından biri ise İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik denetimler oldu. ABD tarafı uluslararası denetimlerin genişletileceğini savunurken, İran yönetimi bunun kalıcı bir anlaşma öncesinde uygulanmasına mesafeli yaklaşıyor. İran’ın yurt dışındaki dondurulmuş varlıklarının durumu da henüz netleşmiş değil. Milyarlarca dolarlık finansal kaynakların serbest bırakılması ve yeniden yapılanma fonlarının oluşturulması gibi başlıklar, taraflar arasında yeni pazarlıkların konusu olmaya devam ediyor. ABD Kongresi’nin yaptırımların kaldırılması konusunda temkinli yaklaşımı da sürecin önündeki önemli engeller arasında gösteriliyor.

İsrail ve Lübnan cephesi anlaşmanın geleceğini belirleyebilir

Mutabakatın en kırılgan noktalarından biri ise bölgedeki diğer çatışma alanları oldu. Anlaşma, Lübnan dahil farklı cephelerde askeri operasyonların durmasını öngörüyor. Ancak İsrail yönetiminin kendisini bu mutabakatla bağlı görmediğine yönelik açıklamaları, sürecin geleceği konusunda soru işaretleri oluşturuyor. İsrail’in bölgede atacağı olası tek taraflı bir adımın, ABD-İran uzlaşısını riske atabileceği değerlendiriliyor. Bir haftanın sonunda ABD ve İran, doğrudan çatışma ihtimalini azaltarak kısa vadeli kazanımlar elde etmiş görünürken, mutabakatın kalıcı bir diplomatik çözüme dönüşüp dönüşmeyeceği önümüzdeki süreçte netleşecek.