Noel denildiğinde akla ilk gelenlerden biri, kuşkusuz o ihtişamlı ve ışıklı yılbaşı ağaçlarıdır. Sokakları, evleri ve alışveriş merkezlerini süsleyen bu gelenek, aslında binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Ağaç süsleme ritüeli, Pagan dönemlerden başlayarak insanlığın ortak mirası haline gelmiştir. Özellikle yaprak dökmeyen çam ağacı, ölümsüz yaşamın simgesi olarak seçilmiştir. Eski Mısırlılar, Çinliler ve Yahudiler, yeşil dalları ve çelenkleri ebedi hayatın nişanesi olarak kullanmışlardır. Avrupalı paganlar, ağaçları kutsal sayarak bu geleneği sürdürmüşlerdir. Hristiyanlık yayıldıktan sonra İskandinavyalılar, şeytanı korkutmak ve kuşlar için barınak sağlamak amacıyla evlerini Noel'de ağaçlarla donatmışlardır. Almanya'da ise kış ortası tatillerinde eve Yule ağacı konulması yaygın bir adetmiş. Mısırlılar, kış dönümünde palmiye dallarını eve getirerek yaşamın ölüme üstünlüğünü kutlamışlardır. Romalılar, Saturnalia festivalinde evlerini çam yapraklarıyla süsleyip hediyeleşerek eğlenmişlerdir. İskandinavyalılar çam kozalaklarını kutsal kabul ederken, Kelt Druid rahipleri çam dallarını kapılara asarak kötülüklerden korunmuşlardır. Günümüzdeki Noel ağacının kökeni, Almanya'nın batısına dayanır. 16. yüzyılda Noel piramidi ile cennet ağacı birleşerek modern Noel ağacını oluşturmuştur. İngiltere'ye 19. yüzyıl başlarında ulaşan bu gelenek, Prens Albert sayesinde Kraliçe Victoria döneminde yaygınlaşmıştır. O dönemde ağaçlar, mumlar, şekerlemeler, kurdeleler ve keklerle süslenirdi. Alman göçmenler sayesinde 17. yüzyılda Kuzey Amerika'ya taşınan Noel ağacı, 19. yüzyılda orada da moda olmuştur. Gelenek, Avusturya, İsviçre, Polonya ve Hollanda'da da hızla yayılmıştır. 19. ve 20. yüzyılda Amerikalı misyonerler aracılığıyla Japonya ve Çin'e ulaşan Noel ağaçları, ince kâğıt süslerle donatılmaya başlanmıştır. Bu kadim ritüel, farklı kültürlerde hep aynı mesajı taşır: Karanlığın ortasında yeşilin ve ışığın zaferi. Bugün sokaklarımızda parlayan her yılbaşı ağacı, aslında insanlığın ölümsüzlüğe olan inancının sessiz bir kutlamasıdır ve her yıl bir önceki yıla göre daha coşkuyla kutlanmaktadır. Noel ağacı, kışın en karanlık günlerinde evlerimizi süsleyen bir umut feneri gibidir. Yaprak dökmeyen çam gibi ağaçlar, antik çağlardan beri ölümsüz yaşamın ve yeniden doğuşun simgesi olmuştur. Pagan geleneklerinde, kış dönümünde yeşil dallar eve getirilerek yaşamın ölüme karşı zaferi kutlanırdı. Eski Mısırlılar palmiye, Romalılar çam yaprakları, Kelt Druidleri ve Vikingler ise her dem yeşil bitkileri kutsal sayardı. Bu yeşil dallar, karanlığın ortasında hayatın devamını ve bereketi temsil ederdi. Hristiyanlıkta Noel ağacı, Cennet Ağacı veya Hayat Ağacı olarak yorumlanır ve Aden Bahçesi'ndeki bilgiyi simgeler. Ağacın üçgen şekli, bazı geleneklerde Kutsal Üçlemeyi (Baba, Oğul, Kutsal Ruh) çağrıştırır. Tepeye konan yıldız, Bethlehem Yıldızı'nı temsil eder ve İsa'nın doğumunu müjdeler.
Bazı ağaçlarda yıldız yerine melek figürü kullanılır, bu da müjdeci melekleri anımsatır. Ağaca asılan mumlar veya ışıklar, İsa'nın "dünyanın ışığı" olduğunu sembolize eder. Martin Luther'in bir kış gecesi yıldızların çam dalları arasından parıldamasından etkilenerek mumları ağaca yerleştirdiği rivayeti meşhurdur. Elmalar veya kırmızı toplar, Aden'deki yasak meyveyi ve günahı, ama aynı zamanda kurtuluşu hatırlatır. Kozalaklar, doğurganlık ve yeniden doğuşun yanı sıra, çam ağacının doğal bereketini yansıtır. Hediyelerin ağacın altına konulması, Üç Bilge Kral'ın İsa'ya sunduğu hediyeleri simgeler. Günümüzde renkli süsler, aile anılarını ve kişisel hikayeleri temsil ederek ağacı bireysel bir umut sembolü haline getirir.