Ankara'da görülen boşanma davasında, koca eşinin kendisini sürekli kontrol altında tutmak amacıyla her akşam saat 19.00 ile 20.00 arasında "canlı konum" paylaşmasını zorunlu kıldığını öne sürerek boşanma davası açtı.
Kadın ise asıl mağdurun kendisi olduğunu savundu. Geçirdiği ameliyatın ardından eşi ve eşinin ailesi tarafından "istenmeyen gelin" ilan edildiğini, kendisine "kısır" muamelesi yapıldığını iddia etti.
Hakaret ve ekonomik şiddet iddiaları dosyaya girdi
Kadın, eşinin kendisine "Boş kutu, çocuğu olmuyor, istemiyorum, çeyizini al git" sözleriyle hakaret ettiğini, kredi kartlarını iptal ederek ekonomik şiddet uyguladığını ileri sürdü.
Dosyada ayrıca, kadının annesinin evliliğin sona ermesine yönelik söylemleriyle kızını etkilediği, kocanın babasının ise oğlunu evlatlıktan reddetmekle tehdit ederek gelinini evden göndermesi için baskı yaptığı yer aldı. Kocanın teyzesinin de genç kadına mesaj yoluyla "İki kuruşluk kadın" şeklinde hakaret ettiği belirtildi.
Yerel mahkeme tarafları eşit kusurlu buldu
Ankara Batı 7. Aile Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirerek tarafları boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu kabul etti.
Mahkeme, tarafların maddi ve manevi tazminat taleplerini reddederken, kadın lehine 20 bin lira tutarında toptan yoksulluk nafakasına hükmetti. Karara itiraz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a taşındı.
Yargıtay kararı onadı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını hukuka uygun bularak yerel mahkemenin hükmünü onadı.
Kararla birlikte, evlilik birliği içinde eşi sürekli denetim altında tutmaya yönelik davranışlar ile eşe yönelik aşağılayıcı ve onur kırıcı ifadelerin boşanmada kusur değerlendirmesinde dikkate alınan davranışlar arasında yer aldığı bir kez daha vurgulanmış oldu.