TEKNOLOJİ-BİLİM

Yapay zekanın enerji açlığı jeotermal yatırımlarını hızlandırıyor

Yapay zeka ve bulut bilişim teknolojilerinin büyümesiyle veri merkezlerinin elektrik ihtiyacı rekor seviyelere ulaşıyor. Bu tablo, teknoloji şirketlerini kesintisiz ve düşük karbonlu enerji kaynaklarına yöneltirken jeotermal enerji öne çıkan seçeneklerden biri haline geliyor.

Abone Ol

Yapay zeka uygulamalarının ve bulut bilişim hizmetlerinin hızla yaygınlaşması, dünya genelindeki veri merkezlerinin elektrik tüketimini önemli ölçüde artırdı. Artan enerji ihtiyacını çevre dostu ve kesintisiz kaynaklarla karşılamak isteyen teknoloji şirketleri, jeotermal enerji yatırımlarına ağırlık vermeye başladı. Sektörde yaşanan teknolojik gelişmeler ise jeotermal enerjinin kullanım alanını her geçen gün genişletiyor.

Veri merkezlerinin enerji ihtiyacı büyüyor

Yapay zekâ sistemlerinin gelişmesiyle birlikte veri merkezleri, dünyanın en fazla elektrik tüketen tesisleri arasında yer almaya başladı. Kesintisiz çalışan bu merkezler, yüksek işlem gücü nedeniyle günün her saatinde güvenilir enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu durum, teknoloji şirketlerini yalnızca enerji arz güvenliğini sağlamaya değil, aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltacak alternatif kaynaklara yönelmeye zorluyor.

Gelişmiş jeotermal sistemler yeni alanların önünü açıyor

Sektörde öne çıkan teknolojilerden biri olan Gelişmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal Systems-EGS), doğal sıcak su rezervlerinin bulunmadığı bölgelerde de enerji üretimine olanak sağlıyor. Sıcak kayaçlarda yapay çatlak sistemleri oluşturularak gerçekleştirilen bu yöntem sayesinde hem elektrik hem de ısı üretilebiliyor. Böylece daha önce jeotermal potansiyeli bulunmadığı düşünülen bölgeler de enerji üretimine kazandırılabiliyor.

Kesintisiz üretim avantaj sağlıyor

Güneş ve rüzgâr enerjisinde üretim hava koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterebilirken, jeotermal enerji günün 24 saati kesintisiz elektrik üretebiliyor. Sürekli ve öngörülebilir üretim kapasitesi sayesinde jeotermal enerji, yüksek miktarda elektrik tüketen veri merkezleri için stratejik enerji kaynakları arasında gösteriliyor. Bu özellik, özellikle yapay zekâ altyapılarının büyüdüğü dönemde jeotermal yatırımlarına olan ilgiyi artırıyor.

Teknoloji devleri rotasını jeotermale çevirdi

Dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri de enerji yatırımlarında jeotermal kaynaklara yönelmeye başladı. Google, ABD'nin Nevada eyaletinde Fervo Energy ile yürüttüğü proje kapsamında gelişmiş jeotermal sistemlerden elde edilen elektriği veri merkezlerinde kullanıyor. Şirket, bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla veri merkezlerinin yıl boyunca karbon içermeyen enerjiyle çalışabileceğini öngörüyor. Microsoft ise enerji stratejisinde jeotermal kaynakları öncelikli yatırım alanları arasına aldı. Şirketin ABD ve Yeni Zelanda'daki projeleri takip ettiği, sürdürülebilir enerji tedarikini çeşitlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüğü belirtiliyor. Meta da uzun vadeli planlamasında jeotermal enerjiyi güneş ve rüzgâr yatırımlarını destekleyen önemli bir kaynak olarak değerlendiriyor.

İzlanda veri merkezi yatırımlarında öne çıkıyor

Jeotermal enerji denildiğinde dikkat çeken ülkelerden biri de İzlanda oluyor. Elektrik üretiminin büyük bölümünü jeotermal ve hidroelektrik kaynaklardan sağlayan ülke, teknoloji şirketlerinin veri merkezi yatırımlarında önemli merkezlerden biri haline geldi. İzlanda'nın serin iklimi sayesinde veri merkezlerinin soğutulması için daha az enerji harcanması da yatırım maliyetlerini düşürüyor. Bu avantajlar nedeniyle birçok uluslararası teknoloji şirketi operasyonlarını ülkeye taşımayı tercih ediyor.

Türkiye için yeni yatırım fırsatı

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği Başkanı Ufuk Şentürk, yapay zekâ ve bulut bilişim yatırımlarının büyümesiyle veri merkezlerinin elektrik ihtiyacının hızla arttığını belirterek Türkiye'nin bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Şentürk,

"Jeotermal enerji, hava koşullarından bağımsız şekilde kesintisiz elektrik üretimi sağlayabiliyor. Türkiye sahip olduğu kurulu güç, yatırımcı deneyimi ve teknik altyapısıyla küresel veri merkezi yatırımlarından daha fazla pay alabilecek ülkeler arasında yer alıyor"

dedi.

Veri merkezleri jeotermal santrallerin yanına kurulabilir

Türkiye'de jeotermal santrallerin bulunduğu bölgelerde veri merkezleri kurulmasının mümkün olduğunu ifade eden Şentürk, enerji ihtiyacının uzun vadeli elektrik tedarik anlaşmalarıyla karşılanabileceğini dile getirdi. Şentürk, teknoloji şirketlerinin yatırım planlarında Türkiye'nin jeotermal kaynaklarını daha fazla değerlendirmesi gerektiğini belirterek, bu modelin hem enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağını hem de karbon emisyonlarının azaltılmasına destek olacağını kaydetti.

Yapay zekâ santral yönetiminde de kullanılabilecek

Yapay zekânın yalnızca enerji tüketimini artıran bir teknoloji olmadığına dikkat çeken Şentürk, jeotermal santrallerin işletme süreçlerinde de önemli katkılar sağlayabileceğini söyledi. Şentürk, yapay zeka destekli sistemlerle kuyu performansının izlenmesi, rezervuar davranışlarının tahmin edilmesi, reenjeksiyon süreçlerinin optimize edilmesi ve olası ekipman arızalarının önceden tespit edilmesinin mümkün olabileceğini ifade etti. Bu uygulamaların üretim kayıplarını azaltırken santrallerin verimliliğini de artırabileceği değerlendiriliyor.