Araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’te Ankara’da bombalı saldırıyla hayatını kaybettiği otomobil, yıllardır olduğu gibi Eskişehir’de hafızalara kazınan bir tanıklık olarak ziyaretçilere sessizce sesleniyor.
Bu sessizlik, yalnızca bir kaybın değil; yarım kalmış bir adalet arayışının da yankısını taşıyor.
Cam bir fanus içerisinde koruma altına alınan araç, yalnızca bir suikastın değil; basın özgürlüğüne, gerçeği arama cesaretine ve aydınlanma mücadelesine yönelmiş bir saldırının simgesi olarak sergide yer alıyor. Sergi alanında, Mumcu’nun hafızalara kazınan sözleri “Vurulduk ey halkım, unutma bizi…” ifadesi de anıt üzerinde yer alarak ziyaretçilere güçlü bir mesaj veriyor.
Eskişehirliler ve kenti ziyaret edenler, sergiye yoğun ilgi gösterirken; birçok yurttaş sergi önünde durarak hem Mumcu’nun gazetecilik mirasını hem de Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesini hatırlıyor. Sergi, özellikle genç kuşaklar için yakın tarihin karanlık sayfalarına ışık tutmayı amaçlıyor.
Uğur Mumcu, yaşamı boyunca devlet–siyaset–mafya ilişkileri, silah kaçakçılığı, terör ve laiklik gibi konularda yaptığı cesur araştırmalarla tanınmış; kalemi nedeniyle hedef haline gelmişti. Aradan geçen yıllara rağmen suikastın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması ise hafızalardaki yerini koruyor.
Eskişehir’de açılan bu sergi, yalnızca bir anma değil; unutmamak, unutturmamak ve gerçeğin peşinden gitmenin bedelini hatırlamak adına güçlü bir çağrı niteliği taşıyor.
Uğur Mumcu’nun anısı, her yıl olduğu gibi bu yıl da gerçeğin susturulamayacağını hatırlatıyor.