EKONOMİ

Türkiye’nin enerji kozu toryum: Petrolün yerini alabilir mi?

Türkiye, sahip olduğu toryum kaynaklarını yeni nesil nükleer teknolojilerde değerlendirmek amacıyla Danimarka merkezli Copenhagen Atomics ile iş birliğine gitti. Enerji Uzmanı Prof. Dr. Şenay Yalçın, Türkiye’nin mevcut hesaplamalara göre dünya toryum rezervlerinde 6’ncı sırada bulunduğunu, muhtemel rezervler de hesaba katıldığında ise 2’nci sıraya yükseldiğini belirterek, toryumun geleceğin önemli enerji kaynaklarından biri olabileceğine dikkat çekti.

Abone Ol

Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki çalışmalarında yeni bir başlık daha gündeme geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu TENMAK ile Danimarka merkezli Copenhagen Atomics arasında, toryumun yeni nesil nükleer teknolojilerde kullanımına yönelik mutabakat zaptı imzalandı. İş birliği kapsamında toryum bileşiklerinin yerli imkanlarla üretilmesi, Türkiye’nin bu alandaki araştırma ve geliştirme kapasitesinin artırılması ve yerli sanayi ile araştırmacıların sürece dahil edilmesi hedefleniyor.

Toryum neden bu kadar önemli?

Enerji Uzmanı Prof. Dr. Şenay Yalçın, toryumun nükleer yakıt olarak kullanılabilme özelliğine sahip bir element olduğunu belirterek, bugüne kadar uranyumun öne çıkmasının temel nedeninin nükleer teknolojilerin daha önce uranyum üzerinden geliştirilmesi olduğunu söyledi. Günümüzde nükleer reaktörlerin büyük bölümünde uranyum kullanıldığını belirten Yalçın, ancak dünya genelindeki uranyum rezervlerinin sınırlı olduğunu ve mevcut tüketim koşullarında rezervlerin uzun vadede yeterli olmayabileceğini ifade etti. Yalçın, toryumun yüksek enerji potansiyeline sahip olduğunu belirterek, 1 kilogram toryumun sistem içerisinde işlendiğinde yaklaşık 200 kilogram uranyuma eşdeğer enerji üretebildiğini söyledi. Bu miktarın yaklaşık 3,5 milyon ton kömür veya 1 milyon ton petrolün sağlayacağı enerjiye denk geldiğini belirten Yalçın, toryumun bünyesinde önemli miktarda enerji barındırdığını vurguladı.

Türkiye toryum rezervlerinde dünyada kaçıncı sırada?

Türkiye’nin toryum kaynakları açısından dünyada önemli bir konumda olduğunu belirten Yalçın, mevcut ve kanıtlanmış rezerv hesaplamalarında Türkiye’nin 6’ncı sırada yer aldığını söyledi. İlk keşifleri yapılan ve kanıtlanması muhtemel rezervlerin de hesaba katılması halinde ise Türkiye’nin dünya sıralamasında 2’nci sıraya çıkabileceğini ifade etti. Yalçın, söz konusu muhtemel rezervlerin tamamının doğrulanması halinde Türkiye’nin uzun yıllar boyunca önemli miktarda nükleer enerji üretme potansiyeline sahip olacağını belirterek, bunun ülkenin enerji güvenliği açısından büyük bir avantaj oluşturabileceğini dile getirdi. Dünya genelindeki keşfedilmiş toryum rezervlerinin ise çok uzun süre kullanılabilecek bir enerji potansiyeli barındırdığını söyledi.

Danimarkalı şirketle iş birliği neden önemli?

Türkiye’nin toryum kaynaklarını teknolojiye dönüştürme hedefinde Copenhagen Atomics ile yapılan iş birliğinin önemli bir aşama olduğunu belirten Yalçın, Danimarka merkezli şirketin özellikle ergimiş tuz reaktörleri ve küçük ölçekli nükleer sistemler üzerine çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Copenhagen Atomics, toryumun nükleer yakıt çevriminde kullanılabileceği ergimiş tuz reaktörleri üzerine çalışırken, şirketin geliştirdiği “Onion Core” adlı modüler reaktör konsepti de iş birliği kapsamında Türkiye’nin araştırma altyapısı, insan kaynağı ve sanayi imkanları açısından değerlendirilecek. Mutabakat kapsamında ayrıca Türkiye’de nükleer yakıt standartlarını karşılayan toryum bileşiklerinin yerli imkanlarla üretilmesi hedefleniyor.

Akkuyu’da toryum kullanılacak mı?

Toryum teknolojisinin mevcut nükleer santrallerden farklı bir sistem gerektirdiğine dikkat çeken Yalçın, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde devam eden dört reaktörde uranyum yakıtının kullanılacağını söyledi. Mevcut reaktörlerin doğrudan toryum kullanacak şekilde tasarlanmadığını belirten Yalçın, toryum teknolojisinin özellikle küçük ölçekli ve yeni nesil reaktörlerde geliştirilmekte olduğunu ifade etti. Yalçın, gelecekte toryumun büyük ölçekli reaktörlerde de kullanılabileceğini ancak dünyada bu teknolojiye geçişin henüz temkinli şekilde ilerlediğini belirterek, mevcut nükleer teknolojilerin ticari olarak yaygınlaşmış olmasının bu süreci etkilediğini söyledi.

İlk hedef insan kaynağı ve altyapıyı güçlendirmek

Türkiye ile Copenhagen Atomics arasındaki iş birliğinden kısa vadede ortaya çıkacak en önemli sonuçlardan birinin toryum alanında insan kaynağının ve teknik altyapının geliştirilmesi olacağı belirtildi. Yalçın, Türkiye’de toryum üzerinde çalışan araştırmacıların sayısının artırılması ve bu alandaki altyapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bunun yanında toryumun doğrudan çıkarılması ve saflaştırılmasının da kritik bir aşama olduğunu belirten Yalçın, toryumun doğada tek başına değil çeşitli mineraller içerisinde bulunduğuna dikkat çekerek, nükleer teknoloji için uygun hale getirilmesinde saflaştırma süreçlerinin büyük önem taşıdığını söyledi.

Türkiye’de küçük ölçekli toryum santralleri gündemde

Yalçın, Türkiye’de küçük ölçekli ve toryuma dayalı nükleer santrallerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların da gündemde olduğunu belirtti. Bu alanda özel sektörün önünü açacak düzenlemeler üzerinde çalışıldığını ifade eden Yalçın, Türkiye’nin küçük ölçekli nükleer santraller konusunda farklı ülkelerle de iş birliği geliştirdiğini söyledi. Yeni nesil küçük modüler reaktörler, dünyada da nükleer enerjinin gelişen başlıklarından biri olarak öne çıkarken, Türkiye ile Copenhagen Atomics arasındaki mutabakatın da bu alandaki Ar-Ge kapasitesini geliştirmeye yönelik olduğu belirtiliyor.

“Petrolün tahtı sallanıyor”

Toryumun gelecekte enerji piyasasında önemli bir alternatif haline gelebileceğini belirten Yalçın, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecine dikkat çekti. Petrol ve diğer fosil kaynakların iklim politikaları nedeniyle uzun vadede geri plana düşebileceğini ifade eden Yalçın, toryumun bu dönüşüm içerisinde önemli bir enerji kaynağı olabileceğini savundu. Yalçın ayrıca toryuma dayalı reaktörlerin daha düşük maliyetli ve atık miktarı bakımından avantajlı sistemlere dönüşebileceğini belirterek, Türkiye’nin sahip olduğu kaynakları teknolojiyle birleştirmesi halinde enerji alanında önemli bir fırsat yakalayabileceğini ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, özellikle farklı bir yakıt seçeneği olarak toryumun ele alınmasının önemine dikkat çekerek, çalışmaların ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşmesini umduklarını belirtmişti.