Prof. Yaşar, İzmir ve özellikle Küçük Menderes havzasında yeraltı suyu çekimindeki dengesizliklerin, toprağın çökmesine ve küçük çaplı obruk oluşumuna yol açabileceğini söyledi.
“Halkapınar bölgesinde günde yaklaşık 130 bin metreküp su çekiliyor ve bu bilinçsiz kullanım yeraltı su kaynaklarında ciddi riskler yaratıyor,”
diyen Prof. Yaşar, bölgenin geçmişte göl olması ve “Pınarbaşı” gibi isimlerin suyun tarihî önemini gösterdiğini vurguladı.
Yanlış bilinenler:
Obrukların yalnızca doğal veya iklim koşulları nedeniyle oluştuğu düşünülüyor; oysa Prof. Yaşar’a göre, yeraltı suyu çekim miktarı ve bilinçsiz kullanım obrukların başlıca nedeni olduğunu belirtiyor.
Tarımsal ve sanayi amaçlı su çekimleri dengelenmediğinde, yeraltı kaynakları hızla boşalıyor ve toprağın çökmesine yol açıyor.
Çözüm önerileri:
İzmir’in hidrojeoloji haritalarının çıkarılması ve olası yeraltı barajlarının belirlenmesi.
Çiğli Arıtma Tesisi’nden çıkan gri suyun tarıma kazandırılması.
Gördes bölgesindeki su sorunlarının acilen çözülmesi.
Düvertepe ve Çamlı barajlarının yapılması, özellikle İzmir’i rahatlatacak önlemler arasında.
Prof. Yaşar, kuraklık dönemlerinde bilinçli su kullanımının önemine de dikkat çekerek, bahçe sulama, araba yıkama ve yüksek su tüketen bitkilerin sulanmasının yeraltı suyu üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. ABD, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde kurak yıllarda çim sulama ve yüzme havuzu doldurma gibi uygulamaların yasaklandığını, Türkiye’de de benzer önlemlerin alınması gerektiğini belirtti.
Uzman, 2026 yılında bol yağış beklentisi olsa da sorunun yalnızca yağışla çözülemeyeceğini, suyun doğru yönetimi ve bilimsel temelli planlama ile obruk oluşumunun büyük ölçüde önlenebileceğini sözlerine ekledi.