Emisyonların merkezinde üretim yöntemi var
Bilim insanlarına göre sorunun temelinde pirincin yetiştirilme biçimi bulunuyor. Pirinç genellikle suyla kaplı tarlalarda yetiştirildiği için, oksijensiz ortamda metan üreten mikroorganizmalar aktif hale geliyor. Bu da tarımsal üretim sürerken güçlü sera gazlarının atmosfere salınmasına neden oluyor. Araştırma, emisyon artışının iki ana sebepten kaynaklandığını ortaya koyuyor: ekim alanlarının genişlemesi ve üretim yoğunluğunun artması. Özellikle Afrika’da pirinç ekim alanlarının 1960’lardan bu yana yaklaşık iki katına çıkması, bölgedeki metan salımını ciddi biçimde artırmış durumda.
Gübre kullanımı ve tarımsal yoğunlaşma etkili
Çalışmada dikkat çeken bir diğer unsur ise modern tarım teknikleri. Daha yüksek verim için artan gübre kullanımı, sık ekim uygulamaları ve hasat sonrası organik atıkların tarlaya geri bırakılması emisyonları yükseltiyor. Özellikle hasat sonrası sapların toprağa karıştırılması, 1960’lardan bu yana pirinç kaynaklı net emisyon artışının yaklaşık yüzde 18’inden sorumlu tutuluyor. Toprağa karışan organik maddeler parçalanırken daha fazla metan gazı açığa çıkıyor. Sentetik azotlu gübre kullanımındaki artış da tabloyu ağırlaştırıyor. Araştırmaya göre 2000’li yıllardan sonra bu kullanım yaklaşık yüzde 76 oranında arttı. Bu durum yalnızca metan değil, aynı zamanda güçlü bir sera gazı olan nitröz oksit salımını da yükseltiyor.
İklim krizi döngüyü besliyor
Araştırma, iklim değişikliğinin tarımı etkilediği gibi tarımın da iklim değişikliğini hızlandırdığını ortaya koyuyor. Artan sıcaklıklar topraktaki mikrobiyal aktiviteyi artırarak daha fazla sera gazı oluşmasına yol açıyor. Bu durum, pirinç üretimini çift yönlü bir döngünün içine sokuyor: İklim değişikliği üretimi etkiliyor, üretim de iklim değişikliğini derinleştiriyor.
Çözüm: Üretimi sürdürürken emisyonu azaltmak
Bilim insanlarına göre pirinç üretiminden tamamen vazgeçmek mümkün değil. Bu nedenle odak, üretimi daha sürdürülebilir hale getirmek üzerine kurulmalı. Sulama yönetiminin değiştirilmesi, tarlaların belirli dönemlerde kurutulması, gübre kullanımının azaltılması ve toprağın daha az işlenmesi gibi yöntemlerle küresel emisyonların yüzyıl ortasına kadar yaklaşık yüzde 10 azaltılabileceği öngörülüyor. Özellikle “dönüşümlü sulama” yöntemi öne çıkıyor. Tarlaların sürekli su altında tutulması yerine dönemsel kurutma uygulanması metan oluşumunu azaltabiliyor. Ancak bu yöntemin bazı durumlarda nitröz oksit salımını artırabileceği de belirtiliyor.
“Organik her zaman daha çevreci değil”
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de organik üretimle ilgili yanlış algı oldu. Her organik uygulamanın düşük emisyon anlamına gelmediği vurgulanıyor. Aşırı miktarda saman ve organik atık kullanımı, bazı koşullarda metan salımını artırabiliyor. Bu nedenle bilim insanları, çözümün tek tip değil, bölgesel koşullara göre uyarlanması gerektiğini belirtiyor.
Küresel gıda dengesi kritik eşikte
Genel tabloya bakıldığında, pirinç üretimi hem milyarlarca insanı besleyen bir gıda kaynağı hem de iklim üzerinde ciddi baskı oluşturan bir sektör olarak öne çıkıyor. Artan nüfus, değişen iklim koşulları ve yükselen gıda talebi dikkate alındığında, pirinç üretiminde daha düşük emisyonlu modeller geliştirmek önümüzdeki yıllarda küresel tarım politikalarının en kritik başlıklarından biri olmaya devam edecek.