Diyarbakır’da kamuoyunun yakından takip ettiği Narin Güran davasında, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden yargılanan Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme kararında, Bahtiyar’ın yalnızca delilleri gizleyen bir kişi olmadığı, aksine olayın bir parçası olarak “öldürmeye yardım eden” sıfatıyla hareket ettiği belirtildi. Bu değerlendirme, davanın önceki seyrine göre önemli bir değişime işaret etti. Gerekçeli kararda, Bahtiyar’ın olay öncesinde ve sonrasında diğer sanıklarla kurduğu iletişim ve hareketliliğin, suçun planlı bir şekilde gerçekleştirildiğine dair güçlü bulgular sunduğu ifade edildi. Özellikle baz istasyonu kayıtları ve telefon görüşmeleri, Bahtiyar’ın olay anındaki konumunu ve diğer sanıklarla olan bağlantısını ortaya koyan önemli deliller arasında yer aldı. Mahkeme, bu verilerin sanığın olaydan habersiz olamayacağını açıkça gösterdiğini vurguladı. Ayrıca kararda, Bahtiyar’ın eylemlerinin tesadüfi ya da zorunlu bir durumdan kaynaklanmadığı, bilinçli bir şekilde gerçekleştirildiği ifade edildi. Bu nedenle, önceki yargılamada verilen “delil gizleme” suçunun yetersiz kaldığı ve suçun niteliğinin daha ağır olduğu sonucuna varıldı. Bu yaklaşım, Yargıtay’ın bozma kararının da temel gerekçesini oluşturuyordu.
Olayın detayları: Aile içinde planlanan bir cinayet
Mahkeme kararında, küçük Narin Güran’ın annesi Yüksel Güran, amcası Salim Güran ve ağabeyi Enes Güran tarafından öldürüldüğünün anlaşıldığı belirtildi. Olayın gelişim süreci detaylı şekilde incelenirken, sanıkların olay öncesinde birlikte hareket ettikleri ve maktulün günlük rutinini bildikleri ifade edildi. Narin’in her zaman kullandığı yolu değil, o gün daha kısa olan patika yolu tercih etmesi, olayın gerçekleştiği noktayı doğrudan etkiledi. Kararda, Salim Güran’ın olay öncesinde Nevzat Bahtiyar ile iletişime geçtiği ve olay sırasında koordineli hareket ettiklerinin altı çizildi. Narin’in eve ulaşmasının ardından, ev ve müştemilat çevresinde bulunan sanıklar tarafından öldürüldüğü değerlendirmesi yapıldı. Bu süreçte Bahtiyar’ın doğrudan olay yerinde bulunmamakla birlikte, sürecin bir parçası olduğu belirtildi. En dikkat çeken unsurlardan biri ise cesedin Bahtiyar’a teslim edilmesi oldu. Mahkemeye göre, Salim Güran, Narin’in cansız bedenini gizlemesi ya da yok etmesi amacıyla Bahtiyar’a verdi. Bu durum, Bahtiyar’ın suçun sadece sonrasında değil, işleniş sürecinde de aktif rol oynadığını ortaya koydu.
Yargıtay’ın bozma kararı süreci değiştirdi
Nevzat Bahtiyar hakkında daha önce verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” kapsamında değerlendirilmişti. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu kararın “yanılgılı değerlendirme” içerdiğini belirterek hükmü bozdu. Yüksek mahkeme, Bahtiyar’ın eylemlerinin bu suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve “öldürmeye yardım” suçundan yargılanması gerektiğini hükme bağladı. Bu karar, davanın yeniden görülmesine neden olurken, mahkemenin bakış açısını da köklü biçimde değiştirdi. Yeniden yapılan yargılamada, Bahtiyar’ın olayla bağlantısı daha geniş bir çerçevede ele alındı ve deliller bu doğrultuda yeniden değerlendirildi. Sonuç olarak verilen 17 yıllık hapis cezası, Yargıtay’ın işaret ettiği hukuki çerçeveye uygun şekilde belirlendi. Savcılık makamı ise Bahtiyar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etmişti. Ancak mahkeme, sanığın doğrudan öldürme eylemine katılmadığı, fakat bu eyleme bilinçli şekilde yardım ettiği kanaatine vararak daha düşük bir ceza verdi.
Dava süreci ve kamuoyundaki yankılar
Narin Güran’ın kaybolması ve ardından cansız bedeninin bulunması, Türkiye genelinde büyük yankı uyandırmıştı. 21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kaybolan küçük kızın cenazesi, 8 Eylül’de bir dere yatağında bulunmuştu. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve geniş çaplı bir yargılama süreci başlamıştı. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Aralık 2024’te verdiği kararda anne, ağabey ve amcaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti. Bu karar Yargıtay tarafından da onanmıştı. Ancak Nevzat Bahtiyar’a verilen daha düşük ceza, kamuoyunda tartışmalara neden olmuş ve birçok kesim tarafından yetersiz bulunmuştu. Davanın ilerleyen sürecinde farklı sanıklar hakkında da çeşitli cezalar verildi. Bazı sanıklar tahliye edilirken, bazıları hakkında hapis cezaları devam etti. Özellikle “suçluyu kayırma” kapsamında yargılanan kişilere verilen cezalar ve tahliyeler, davanın kamuoyundaki etkisini sürdürmesine neden oldu.
Yeni karar ne anlama geliyor?
Açıklanan gerekçeli karar, hem hukuki açıdan hem de kamuoyu beklentileri açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Mahkemenin, Bahtiyar’ın rolünü daha ağır bir suç kapsamında değerlendirmesi, davanın bütünlüğü açısından kritik bir adım olarak görülüyor. Bu karar, benzer davalarda “suça yardım” kavramının nasıl yorumlanacağına dair de emsal niteliği taşıyabilir.
Öte yandan, davanın tüm yönleriyle aydınlatıldığına dair tartışmalar tamamen sona ermiş değil. Kamuoyunda hâlâ olayın bazı yönlerinin netleşmediğine dair görüşler bulunuyor. Ancak mahkemenin gerekçeli kararı, dosyada yer alan delillerin kapsamlı şekilde değerlendirildiğini ortaya koyuyor.
Narin Güran davası, yalnızca bir ceza yargılaması olmanın ötesinde, toplumda adalet, çocuk güvenliği ve aile içi şiddet gibi konuların yeniden tartışılmasına neden olan önemli bir örnek olarak hafızalarda yer almaya devam ediyor.